İran’daki açlık devrimi
Geçen perşembe günü Meşhed’de başlayan ve başkent Tahran dâhil İran’ın farklı şehirlerine sıçrayan protesto gösterileri devam ediyor. “Ruhani’ye ölüm!”, “Diktatöre ölüm!” ve “Ne Gazze ne Lübnan canım sana feda olsun İran!” gibi sözler bu gösteriler sırasında atılan önemli sloganlar arasındaydı. Bu s
Geçen perşembe günü Meşhed’de başlayan ve başkent Tahran dâhil İran’ın farklı şehirlerine sıçrayan protesto gösterileri devam ediyor. “Ruhani’ye ölüm!”, “Diktatöre ölüm!” ve “Ne Gazze ne Lübnan canım sana feda olsun İran!” gibi sözler bu gösteriler sırasında atılan önemli sloganlar arasındaydı. Bu sloganlar üzerinden Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’de Tahran’ın kendisine bağlı milislere verdiği siyasi, askeri ve mali desteğe açık göndermeler yapılıyordu.
Rastgele ve organize edilmeden İranlı kitlelerin birbiri ardına büyük şehirlere kadar hareket etmesinin arkasında yatan sebepler nedir? Kendiliğinden gelişen bu gösterilerin arkasında belirli bir siyasi örgüt bulunmuyor. Fakat bu gösterilerin sahada yeni ve genç liderler çıkartması tahmin ediliyor.
Tahran’daki dar zihniyetli liderlerin sorunu şu ki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin başında bulunduğu ılımlı hareketin söylemi, göstericilerin tutuklanmasından ve şiddet kullanımından uzak bir şekilde durumun nasıl düzeltileceği ve halk hareketlerine karşı nasıl muamele edileceği konusunda şu anki aşamada İran Devrim Muhafızları içerisinde yer alan radikallerin söylemlerinden çok da farklı değildir.
İranlı kitlelerin harekete geçmesini sağlayan pek çok neden var. En önemli nedenlerden birisi de sayıları 34 milyon olduğu tahmin edilen yoksullara yönelik yardımların kesilmesidir. Şuna da değinmek gerekir ki İran, günlük 5 milyon varil petrol ihraç eden zengin bir ülkedir. İran’da büyük miktarda doğalgaz bulunuyor. Ayrıca İran’da büyük tarım kaynakları var. Bütün bu kaynakların varlığına rağmen İran halkı, paranın yurt dışındaki devrimleri finanse etmek için heder edilmesinden dolayı alışılmışın dışında bir yoksulluk yaşıyor.
İkinci olarak İran’ın Ortadoğu’da gövde gösterisi yapmaya çalışması, komşu Arap ülkelerinde İran’ın politikalarına karşı birçok düşman ve muhalifin ortaya çıkmasına neden oldu. Ayrıca bu politika, İran’ın siyasetine karşı İran içerisinde muhalif ve karşıt bir kesimin ortaya çıkmasına yol açtı. Genç kadın ve erkeklerin yürüttüğü açlık devrimi, Humeyni devrimiyle ilgili kavramların reddedildiği bölgesel ve uluslararası bir ortamda İran hükümetinin devrimi ihraç etme stratejisini tatbik etmeye çalışarak halkın servetini boşa harcamasına yönelik İran sokaklarının öfkesini ifade etmektedir.
Üçüncü olarak İran’da meydana gelen olaylar, ekonomik durumların kötüleşmesine, yolsuzluğun artmasına, işsizlik ve enflasyonun yükselmesine karşı doğal bir tepkidir.
Dördüncü olarak ulaşım, enerji ve mali hizmetlerin üzerinden ambargonun kaldırılmasından sonra ekonomik ve yaşam koşullarının düzelmemesi, İranlı gençler arasında işsizliğin yayılmasına neden oldu. Bu da yaşam şartlarının iyileştirilmesini talep etmek amacıyla bu durumu protesto etmek için insanların sokaklara dökülmelerine yol açtı.
Beşinci olarak İran’ın 1979 devriminden sonra İslami molla rejimine muhalif olanlara karşı izlediği baskıcı siyasettir. İran devleti, baskı otoritesinin artmasından dolayı sıkıntı çekiyor. Bu da İran’ın katı bir devlete dönüşmesine yol açtı. Fakat bu, İran’ın güçlü bir devlet olduğu anlamına gelmiyor. İran, hukuku adil bir şekilde uygulamada başarısız oldu. Aynı şekilde İran, güç ve baskı kullanmadan toplumsal hareketi geçerli bir durum haline getirecek bütüncül ideolojik bir proje geliştiremedi.
Altıncı olarak toplumlarda meydana gelen iletişim devrimi, fikri ve ideolojik açılım; mezhepsel olarak mutaassıp olan bir devletin yurtdışında fikirlerini yaymasını ve küreselleşme, iktisadi ve medeni açılım çağında dini bakımdan abartılı olan mefhumlarının uluslararası düzlemde kabul görmesini zor ya da imkânsız bir hale dönüştürüyor. Yedinci olarak İran içerisindeki Arap, Kürt, Beluç ve diğer azınlıkların rejime karşı harekete geçmesi, İran toplumunu oluşturan farklı milletleri birleştirmede İran’ın başarısız olduğunu gösteriyor. Devletin dini İslam’a, mezhebi İsnâaşeriyye’ye (İmamî Şiîlik, İmamîye-i İsnâ’aşer’îyye ya da Onikiciler) ve siyasi rejimi ise İmamet inancına dayanıyor. Bu durum, İran’daki çeşitli azınlıklara mani oluyor ve İran devletindeki taraftarları için engel teşkil ediyor.
Sekizinci olarak Tahran; Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’in iç politikalarında temel bir rol oynuyor. Bu da Tahran ile Arap ve Körfez ülkeleri arasında gerginliğe ve endişeye yol açtı.
Bu kabul edilmeyen durum, Körfez ülkelerini, çalışmak için gelen İranlı vatandaşların girişini yasaklayan politikalar izlemeye sevk etti. Bu da İran içerisinde işsizliğe yol açtı.
Son olarak İran içerisinde meydana gelen protesto gösterileri rejimin düşmesine neden olacak mı? Bu soruyu cevaplamak zor. 2009 yılında başlayan ve bir yıl devam eden İran’daki barışçıl gösteriler, rejimin devrilmesine yol açmadı. Bugün gösterilerin Kum ve Meşhed gibi muhafazakâr şehirlere uzanması ve rejimi düşürmeye yönelik çağrıların artması, Tahran’ın Arap ülkelerinde bulunan birliklerini çekmeye sevk edebilir. Ancak bu, gerçekleşmesi zor bir ihtimaldir. Çünkü rejimin temel dayanağı, devrimi ihraç etmektir.