İran’ın nükleer anlaşmayı önceleyen füze stratejisi

Bir yandan nükleer anlaşmanın durumu tartışılırken diğer yandan İran Batı’yı kandırarak füze tersanesini güçlendiriyor. Nükleer anlaşmanın süresinin uzatılması veya iptali konusunda ABD ve Avrupa arasında uzayıp giden tartışmalar anlaşmaya getirilen kısıtlamaların devam ettiği bir zamanda İran’ı ken

İran’ın nükleer anlaşmayı önceleyen füze stratejisi

Bir yandan nükleer anlaşmanın durumu tartışılırken diğer yandan İran Batı’yı kandırarak füze tersanesini güçlendiriyor. Nükleer anlaşmanın süresinin uzatılması veya iptali konusunda ABD ve Avrupa arasında uzayıp giden tartışmalar anlaşmaya getirilen kısıtlamaların devam ettiği bir zamanda İran’ı kendisini yeniden kandırmaya mecbur etti. Bunun için son zamanlarda herkes tarafından denetlenen nükleer silahlardan büyük bir stratejik silah kadar tehlikeli hale gelen yüzeyden yüzeye füze sistemine önemli ölçüde kaynak tahsis etmeye başladı. En azından şimdilik İran’ın füze programı herhangi bir kısıtlayıcı anlaşmaya konu edilmiş değil.

Büyük güçler nükleer meselesine odaklanmışken İran, bölgenin tamamında herhangi bir engel ile karşılaşmadan varlığını artırmaya devam edebilir. Bölgeye hâkimiyette dozun bu şekilde artırılması Tahran’ı hem dağıtım açısından hem de İran dışında kullanılan savaş alanları bakımından füze üretme tasarısını yinelemeye mecbur edebilir. Kudüs Gücü’nün faaliyetleri için silahların değişik bölgelere taşınması mefhumuna göre gelecekte bazı silahlar bağımsız bir şekilde üretilecek. İran Savunma Bakanlığı ve Devrim Muhafızları yeni füzelerin geliştirilmesi ve etkinliklerinin artırılması için çalışıyor. Yüzeyden yüzeye füze programı, bölgedeki Amerika hedeflerine ek olarak Ortadoğu ve Körfez ülkelerindeki geniş çapta hedeflere saldırmak için yüzlerce fırlatıcı, operasyon takımı ve farklı menzilli füzeler içeriyor. İran, müttefikleri ile yüzleşmek ya da ittifak edilen toprakların içinden kendisi bir saldırı başlatmak istiyor. Bu amaç uğruna kendi gözetimi altındaki tüm aracılarını silah ve bilgi ile silahlandırıyor ve ileri faaliyet bölgelerinde daimi bir saldırgan kuvvet haline gelme hedefiyle İranlı üsler inşa ediyor.

Bunu Lübnan’da, Suriye’de ve Husiler yoluyla Yemen’de görebiliriz. 2017 yılının Kasım ayında Husiler, Riyad’a bir füze attılar ve Tahran alelacele kullanılan Burkan-2’nin bir Yemen füzesi olduğunu ve bu işte parmağı olmadığını iddia etti. BM raporu ise İran’ın Yemen’e uygulanan silah ambargosunu deldiğine kanaat getirdi. Aynı şekilde ABD de net bir şekilde füzenin İran’a ait yüzeyden yüzeye füzelerden biri olan orta menzilli ‘Kaim’  olduğunu öne sürdü. Amerika’nın BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, birkaç gün sonra Güvenlik Konseyi’ne Suudi Arabistan’a Yemen tarafından atılan füze parçacıklarını sunarken, “Bunlar İran yapımı ve İran’ın gönderdiği, İran’ın verdiği füzeler” açıklamasını yaptı.

İran, kendi füzelerinin ve bölgede kendisine bağlı olan milislere verdiği füzelerin daha hassas olsun ve Ortadoğu ve Arap Körfezi’nde çeşitli hedeflere ulaşabilsin diye seviyesini yükseltmeye heves ediyor. Şimdiki iklimde bir sonraki savaşın ateşini tutuşturmaya yetecek enerji kaynaklarına ve düşman düzenin sembollerine saldırmaktan çekinmeyecek. İranlılar roketlerini Devrim Muhafızları tarafından büyük bir güçle çalıştırılan bir grup füze ile gönderiyorlar ve bunların İran içindeki üslerde ve İran’ın farklı ülkelerdeki üslerinde hızla yayılması mümkün. Bu durum İran’a füze performansını iyileştirecek operasyonel bir esneklik sağlıyor. İran, temel olarak taşınabilir füzelerin askeri özelliğe sahip büyük sivil kamyonlarla taşınmasına güveniyor ve bu, ona ağır operasyon takımlarını değişik engebeler yoluyla taşıma imkânı sağlıyor. Avrupalı haber kaynakları, İsveçli Volvo şirketi ile Volvo’nun İran’daki temsilcisi Saipa Diesel arasında yakın zamanda 12 milyon Euro değerinde bir anlaşma imzalandığını söylüyor. Bu anlaşma, 100 adet ‘Volvo 6×6 FMX 540’ kamyonunun satışını içeriyor.

Bu, araçların ağır yükleri taşımasını sağlayan ve zorlu sürüş koşullarına uyum sağlayabilen hassas teknik özelliklere sahip çok sayıda kamyon için tek bir taleptir. Avrupalı kaynaklara göre, “Bu akla şu soruyu getiriyor: bu anlaşmanın ardında gerçekten kim var?”

Dışarıdan bakıldığında meşru bir araç satışı söz konusu. Ancak bu kamyonlar çift kullanımlı ürünler. Yani aynı zamanda askeri amaçlar için de kullanılabilir. Uygulamada Tahran, BM Güvenlik Konseyi ve AB tarafından uygulanan yaptırımları delebilmek için gerçek anlamda nihai kullanıcıları ve satın aldığı kamyonların askeri kullanımını gizlemek suretiyle Volvo şirketini kandırıyor.

Anlaşmaya konu olan ağır araçlar hiç şüphesiz ki İran Savunma Bakanlığı ve silah, takım ve lojistik destek nakliyatı için yüzeyden yüzeye füze operatörleri tarafından kullanılan türden. Bunun için nihai değerlendirmeler İran Savunma Bakanlığı’nın anlaşmanın gerçek aktörü olduğunu ve kamyonları yüzeyden yüzeye füze nakliyatını güçlendirmek ve geliştirmek için araştırma yapmak amacıyla kullanmayı tasarladığını ortaya çıkarıyor. Elbette ki İran anlaşmayı tamama erdirmek için bu bilgileri Volvo şirketinden gizledi.

Bu, İran Dışişleri Bakanlığı’nda yaygın bir iştir ve bu konuda Pyongyang’dan ilham almıştır. BM, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı’nın sivil araçları satın alarak onları askeri mahiyete büründürdüğünün bilgisine sahiptir ve bunun için devletlerin askeri araca dönüştürülebilen ticari araç ihracatı konusunda daha fazla bilinç kazanması gerektiğine karar vermiştir. Bunun için mali yetkililer değerlendirmelerini hassasiyet ve özen gösterilmediği takdirde tüm Volvo hissedarlarından açıklama isteneceği yönünde yapıyor. Şirketin internet sitesine göre şirketin hissedarları arasında ABD’deki en büyük yatırım fonlarından ikisi olan Blackrock ve Fangarda da yer alıyor.

Bu İran’ın Ortadoğu’da adımlarını genişletmek için sivil platformları askeri amaçlarla ilk kullanımı değil.

2015 yılında yine bu köşede Kudüs Gücü birliklerinin Mahan Air seferleri yoluyla Suriye’ye havadan silah nakliyatı yaptığına dikkat çekmiştim. Son derece ileri silahlar, şirketin düzenli seferlerinde sivil eşyalar içine gizleniyordu. Bundan dolayı ABD, Mahan Air’i ve diğer İran havayolu şirketlerini ambargo listesine dâhil etti.

Bu farazi bir durum değil. Aksine nükleer programı ile geçmişte İran’a destek olan kişilerin ve şirketlerin gerçeği. İran’ın dışarıda nükleer programını inşa etmek için kullandığı birçok teknolojik aletin satışı da bu paravan şirketler aracılığıyla tamamlandı. Bu şirketler şu an onların arkasında duran onlarca İranlı figürle birlikte Avrupa ve Amerika listelerinde yer alıyor ve onlarla iş yapmak engelleniyor. Buna ek olarak Amerika’nın kurallarını delmede İran’a destek olan yabancı şirketler de Amerika ile alakaları olmamasına rağmen yaptırımlara maruz kaldılar. Bu, Avrupalı şirketler veya füze programında İran’ın arkasında duran yabancı şirketler için de söz konusu olabilir.

Avrupa İran ile olan nükleer anlaşmayı korumaya kararlı. Ancak görüldüğü üzere Avrupa’nın sabrı, İran’ın bölgesel faaliyeti ve bölgede füzelerini yayma eylemi karşısında tükenecek. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İran’ın füze programının İran’ı savunma ve caydırıcı amaçlı olduğu yönündeki açıklamalarına kesinlikle inanmadı. Doğrudur, Le Drian iki amaç uğrunda çalışıyor. Bunlardan ilki İran’ı nükleer anlaşmaya bağlı kalmaya ikna etmek ikincisi de ekonomik faydalar devşirmek.

Bugün Avrupa’da İran’a daha sert yaklaşımlar çağrısında bulunmak için yükselen sesleri işitiyoruz. Fransa Dışişleri Bakanlığı, Le Drian’ın ziyareti öncesinde İran’ın balistik füze programının Paris ve müttefikleri için ciddi bir endişe kaynağı oluşturduğunu belirtmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, Avrupa’nın nükleer anlaşmayı tamamlamak için özel güvenlik mekanizması oluşturulması konusunda İran ile bir anlaşmaya varması gerektiğini defalarca tekrarladı. Bunun için mesele şu an Avrupalı devletlerin İran’a yaptırım kervanına katılması için bir süre sorununa dönüştü. Her ne kadar İran Silahlı Kuvvetleri Generali Mesud Cezayiri, “Amerikalı yetkililerin İran’ın füze güçlerini hakkındaki açıklamaları gerçekleşmeyecek. Ve Washington, Batı Asya bölgesinden ayrıldığında huzura kavuşacak. Bu da füzelere bağlı!” açıklamasını yapsa da.