İran’ın Suriye’ye bağış yaptığı 7 kategori

“Suriye’den çıkın, bizi düşünün” sloganı, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru İran’ın yaklaşık 100’e yakın kentinde düzenlenen protestoların, adeta simgesi haline gelmişti. Bundan 7 yıl önce İran, Suriye bataklığına adım attığı vakit rejim o zamanlar Suriye’deki Şiilere ait türbe ve mezarları radikal ö

İran’ın Suriye’ye bağış yaptığı 7 kategori

“Suriye’den çıkın, bizi düşünün” sloganı, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru İran’ın yaklaşık 100’e yakın kentinde düzenlenen protestoların, adeta simgesi haline gelmişti.

Bundan 7 yıl önce İran, Suriye bataklığına adım attığı vakit rejim o zamanlar Suriye’deki Şiilere ait türbe ve mezarları radikal örgütlerden korumak söylemini piyasaya sürmüş ve buna da “Stratejik Koruma” adını vermişti. Elbette bu söylem Suriye çatışmalarından uzak kalınacağı şeklinde halka sunulmuştu.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. “Kutsal görev”den beklenmedik bir şekilde hızla uçuruma doğru götüren söylemler dilden dile dolaşmaya başladı. Zira artık, Tahran’ın işin başında piyasaya sürdüğü ‘türbeleri koruma’ söylemi, ‘Esed Rejiminin başta kalmasını garanti altına almak gerekir’ şeklinde evrilmiş ve bunu İran’ın Ulusal Güvenlik politikaları olarak gördüğünü, hayatî bir görev olarak telakki ettiğini ifade etmişti.

Suriye’de çatışmaların patlak vermesinin üzerinden 2 yıl geçmesinin ardından Rusya’nın da gelişmelere müdahil olması ve Başkan Putin’in sahaya inerek Suriye içerisinde yaşanan olayları hızla kontrol altına almaya başlaması, Suriye savaşında ilk rolü üstlenen İran’a vurulan acı verici bir darbe niteliğindeydi. Tabi işin başında kısık seslerle bu durumdan şikayetçi olduğunu ima etmeye çalışan İran, zamanla ses tonunu yükseltmiş ve o dönem İran İslam Meclis Üyesi Mahmud Sadık’ın da dile getirdiği gibi “İran’ın Suriye’deki maceraları” sebebiyle olaylar birbirinin ardına gelişmeye başlamıştı.

Suriye hikayesini ısıtıp ısıtıp sunan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “İran Suriye’de ıstırap çeken ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatırken kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atarak onları kendilerine yeğlemiştir” demişti.

Geçtiğimiz ay Ruhani yine bir konuşmasında, “Hayat şartlarımız her ne kadar zor olsa da Suriyeli kardeşlerimize yardım için ekmeğimizden bir parça bölüyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

İran ve müttefiklerinin resmi sıfatı altında Suriye’deki can kayıplarıyla ilgili korkunç rakamları sümenaltı etmeye çalışması şöyle dursun; şu an İran’da bazı kesimlerin kafasını kurcalayan bir soru dolaşıyor: İran’ın Suriye macerası bize ne kadara mâl oldu? Bu soru bağlamında Suriye macerasında İran’ın harcadığı paraları 7 kısıma ayırmamız mümkün gözüküyor.

1- İran’ın Esed Rejimini destekleyen güçlere sağladığı askeri mühimmat ve silahlar. Bu silahların içerisinde Çin’in deniz altında kullanılabilecek şekilde tasarladığı füzelerin standartlarına uygun İran yapımı ‘Karadan havaya füze’ yer alıyor. Ayrıca İran’ın Suriye Hükümeti’ne bağlı 4. Tümen’in uğradığı zararı telafi etmesi için ürettiği zırhlı araçlardan 400 tanesini Esed rejimine teslim ettiği bilinen bir durum. İran’daki araştırmacıların tahminlerine göre, İran rejimi ülkedeki kent merkezlerini vurabilmesi için Suriye ordusuna 500’den fazla Rus yapımı ağır topçu bataryası gönderdi.

Aslına bakarsanız İran tarafından gönderilen tüm bu mühimmat ve silahlar ülkeye ait silah depolarından çıkmakta. Ancak bunların toplam maliyeti hakkında değerlendirme yapmak biraz zor. Belki de İran rejime eski silahları vermek suretiyle kendine ait ulusal silah depolarında bir yenileme çabası içerisinde. Ancak buna rağmen İranlı analist Rıza Sabiri İran’ın Suriye rejimine sağladığı silahların maliyetine ilişkin 1,2 milyar dolar gibi bir değerlendirmede bulunuyor.ü

2- Rejime aktarılan petrol ve petrol ürünleri. Bu süreç daha çok Tahran’ın Suriye için açtığı kredi limiti üzerinden işliyor. Bu konuda İran basınında yer verilen en güvenilir rakamlara bakacak olursak bu kredinin limiti yıllık olarak 2 veya 3 milyar dolar gibi bir rakama tekabül etmekte. Yıl içerisinde petrole ek olarak temel besin ihtiyaçları ve tıbbi malzemeler de işin içine girince, bu kredi limitinin 6 milyar doların üstüne çıktığı da oluyor. Zira İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif bir açıklamasında, ek olarak saydığımız ihtiyaçların yıllık olarak kendilerine 2.5 milyar dolara mâl olduğunu ifade etmişti.

3- Bu kısımda ise para transferleri yer almakta. Bu, şu anlama gelir; İran ile Suriye arasında imzalanan uzlaşma gereğince Suriye’nin ‘müsait bir zamanda’ borcunu ödeyene dek, İran Suriye’deki petrol ihracatının bir kısmını rejim yerine kendisi yapmakta. Aynı zamanda bu ihraç ürünlerden gelen paradan da Esed rejimi muaf tutulmakta.

BM Suriye Özel Temsilcisi de Mistura’nın Sözcüsü Chahine, para transferlerine dair konuşmasında, İran’dan yıllık ortalama 6 milyar doların Suriye’ye aktarıldığını ifade ediyor. Bu para, memurların maaşlarının ödenmesi veya rejime bağlı silahlı güçlere aktarılmak üzere Şam rejimine aktarılıyor.

4- Daha çok 2012-2013 yılları arasında verilen ‘Acil Fonlar’. Tufts Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Nedim Şehade, söz konusu fonla ilgili hazırladığı raporda, buradan çekilen paranın 14 veya 15 milyar dolara tekabül ettiğini saptamış. Tahrandan bir kaynaktan aktarılan bilgiye göre aynı zamanda bu fondan Avusturya ve İtalya için 30 aylık bir süre zarfında 300 ila 1,2 milyar dolar arasında değişen bir paranın çekildiği belirtiliyor.

5- Gönüllü olarak Afganistan, Pakistan ve bir kısmı da Irak’tan gelenlerin oluşturduğu yarı askeri birlikler. Esasında 2016 yılında İran şemsiyesi altında bir araya gelen bu güçler, yaklaşık olarak 12 bin kişinin olduğu ve çoğu gönüllülerden oluşmakta. Suriye içindeki savaşı koordine eden Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani gönüllülerin meydana getirdiği birliklerde bir savaşçının aylık 100 doların üstünde almadığını söylemişti. Ancak İran Meclisinden bazı üyeler bunun aksine gönüllü birliklerde yer alan bir savaşçının aylık kazancını 1000 dolar olarak ifade etmişti. Meclis üyeleri, aynı zamanda Kudüs Gücünün bu savaşçıların ailelerine de bakım ücreti göndermek zorunda olduğunu ve bunun İran’a yıllık milyar dolarlara mâl olduğunu söylüyor. Ayrıca bu rakamların içerisine yıllık olarak Lübnan Hizbullah’ına gönderilen 800 milyon dolar dahil değil.

6- Suriye savaşına içerden finansman sağlamak adına Beşşar Esed’e ait askeri birliklere ödenen meblağ. Tahran bunu ikili ticaret olarak niteliyor.

Bu kategoride yer alan birliklerin çoğu, İranlı şirketlerin diğer ülkelere petrol, doğal gaz ve fosfat satabilecekleri “transit ticaretin” sağlanabilmesi için sınır kapılarını denetlemekte. İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in yüksek askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Suriye savaşında çıkabilecek bir aksaklık durumunda yeni bir gelir kaynağı oluşturmak adına Suriye ile olan Ticari anlaşmalara ek olarak bir de büyük miktarda telekomünikasyon sözleşmesi yapıldığını aktardı.

Suriye rejiminin gelir kaynakları arasında aynı zamanda İranlı hacıların yaptığı bağışlar yer alıyor. Sayıları yaklaşık 1.2 milyon civarında olan bu hacıların 2011 yılı öncesinde düzenli olarak Suriye’de Şiiler için kutsal addedilen mekanları ziyaret ettiği belirtiliyor. Bu hacıların bir kısmı ise sonraları Irak’taki türbelerin önem kazanmasıyla Suriye’den ayaklarını kestiler. Bu sırada Suriye’de İran tarafından finanse edilen 100’e yakın otel zarara uğramış ve yalnızlığa mahkum edilmişti. Elbette şuan savaş alanları içerisinde tuzla buz olmuşlardır.
Bu konuya ilişkin hazırlanan raporlara göre İran’dan bu alan için milyar dolarları bulan bir meblağın çıktığı belirtiliyor.

7- Bu kısımda İran Hükümeti, çoğu zaman zaman danışmanlar ve uzmanlar eşliğinde Suriye kırsalında hareket eden kendisine ait 13 bina askerin korunması için yaptığı harcamaları ele alacağız.

Başta belirtelim ki bu konuda aktarılmış resmi bir rakam yok. Silah veya askeri mühimmatı hesaba katmadan, bu unsurların maaşları ve giderleri için yapılan yatırımların 3 milyar dolara tekabül ettiği tahmin ediliyor.

En ihtiyatlı değerlendirmeleri göz önüne alsak bile, İran’ın sadece Suriye’de yıllık olarak yaptığı harcama yaklaşık olarak 12.7 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. İran’ın Suriye ile yaptığı ticari anlaşmalar ise bu rakamın sadece 2 milyar dolarını karşılıyor.

İran’dan çıkan fonlar arasında Şii türbelerin korunması veya yeniden inşa edilmesi için ayrılan “Gönüllü Bağışlar” da yer almakta. Bu çerçevede, İran’ın 31 ilinin 26’sında yerel şirketler aracılığıyla veya cami ve çarşılardan (piyasalar) yapılan bağışlarla bu alan için fon tahsis edilmekte. Ancak bu prosedürden Sünni kesimlerin çoğunlukta bulunduğu kesimler istisna edilmekte.

Tahran Üniversitesinde eskiden görev yapan Profesör Sadık Ziba, İranlı yetkililere girdiği bataklıktan çıkması için bu durumu gözden geçirmesini istediği bir çağrı yapmıştı. Ziba bu çağrının ardından 1.5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Artık İranlıların birçoğu Suriye savaşında ister beşeri kayıplar düzeyinde isterse mali düzeyde verilen korkunç hasarların ve sırtlarına yüklenen mali ağırlığın farkına varmış durumda. Bu bağlamda birçok analist, İranlıların yönetimdeki kişilerin ‘’kaybetme üzerine kurulan stratejinin’’ gözden geçirmesini istediğini ifade ediyor.