İşgalci İsrail direnişi engelleyemeyecek
Eşim Neriman ve kızım Ahed Temimi’nin tutuklanması, Filistin halkının yaşadığı olağandışı bir olay değildir. Aynı zamanda 1948 yılındaki Nakba’dan (Felaket Günü) günümüze kadar geçen süreçte Filistinli her ailenin tutuklamaya maruz kalması da tuhaf bir durum değildir. Ben ve ailem, halkımızın yaşadı
Eşim Neriman ve kızım Ahed Temimi’nin tutuklanması, Filistin halkının yaşadığı olağandışı bir olay değildir. Aynı zamanda 1948 yılındaki Nakba’dan (Felaket Günü) günümüze kadar geçen süreçte Filistinli her ailenin tutuklamaya maruz kalması da tuhaf bir durum değildir. Ben ve ailem, halkımızın yaşadığı bu acı tecrübelerin küçük bir örneğini teşkil etmekteyiz. Ailemdeki her bayanın tattığı bu tecrübe, bütün Filistinli kadınların sıkıntısını simgelemektedir.
Bugün eşime ve kızıma duyduğum sıla hasretiyle 3 yıl önce hayatını kaybeden sevgili annem Ferha’ya duyduğum sıla hasreti birbirine karışıyor. Zira ben ve kız kardeşim Basime’nin başına gelenlerden dolayı yaşadığı hüzün ve hastalık sevgili annem Ferha’yı bitkin hale getirmişti. Kız kardeşim Basime, yaklaşık 25 yıl önce tutuklu oğlunun duruşmasına geldiği sırada yerleşimciler tarafından mahkeme kapısının önünde elim bir şekilde darp edilerek şehit edildi. Ben, o zamanlar esirdim. Hayatımda en kötü gözaltı tecrübesini yaşadım. Şöyle ki soruşturma esnasında beyin kanaması geçirerek bayıldım ve felçli bir şekilde uyandım. Bir süre hareket edemedim. Hapishaneden çıktığım gün, kız kardeşimin cenazesini uğurladım. O günler, en acı günlerimdi. Fakat yaralar, henüz iyileşmedi ve sıkıntılar da sona ermedi. İsrail sömürgeciliği, 70 yıldır bağrımızda devam ediyor.
Kızım Ahed ise, anne-babasının sözüne bağlı kaldı. Ahed’in yakında tutuklanacağını biliyorduk. Tutuklanmadan birkaç saat önce işgalci İsrail medyası, Ahed’e yönelik yoğun bir propaganda kampanyası başlattı. Propaganda kampanyası sonrasında kızım Ahed, 19 Aralık 2017 sabahı gözaltına alındı. İşgalci İsrail, Ahed’i ailesinin bağrından koparmak için 30’dan fazla silahlı askerini gönderdi. Yoğun ses ve gaz bombalarının olduğu bir ortamda 12’den fazla askeri devriye evimizi kuşattı. Kızım gözaltına alındığı sırada kamera, bilgisayar ve cep telefonu gibi bazı kişisel eşyalarına da el konuldu. Bizi korkutmaya ve çocuklarımızın özellikle de Ahed’in kalbine korku yaymaya çalıştılar. Fakat Ahed, buna rağmen sakin ve sağlam bir şekilde durdu. Ahed, askeri jipin içerisinden “Korkmayın! Ben güçlüyüm.” diye bağırdı. Ertesi gün eşim Neriman, Ahed’in durumundan emin olmak için Binyamin Soruşturma Merkezi’ne gitti. Fakat Neriman geri dönmedi. Bu anlar, ailemizin hayatında bir dönüm noktası oluşturmaktadır.
Bir gün Ahed, “Baba, işgal nedir?” diye sordu. Ben de ona “korku” diye cevap verdim. Fakat Ahed, bu korkunun üstesinden geldi. İşgalci askerin yüzüne bağırarak ya da tokat atarak işgalin varlığını reddetmeye yönelik gösterilen tepki, kızımın gerçek karakterini yansıtmıyor. Ahed, utangaç, şefkatli ve çok sessiz bir kızdır. Kızımın bu olaydaki tasarrufu ise anlık bir kızgınlık değil, işgal fikrini reddettiğinin bir göstergesidir.
Bütün tehdit ve korkutma yöntemlerini kullanan soruşturmacıların karşısında kızımın dik duruşuna şaşırdım. Kızımın iradesini kırmaya çalıştılar. Ancak küçük kızım, onlara karşı üstün geldi. Soruşturma sürecinde avukatın Ahed’e yaptığı ilk ziyaret sonrasında kızımın bana gönderdiği mesaj beni yine şaşırtmıştı. Kızım mesajda şunları söylüyordu; “Tüm bu olayların olacağı tahmin ediliyordu. Hapse niçin girdiğimi hatırladığım zaman maneviyatım yükseliyor. Çünkü uğruna hapse girdiğim şey buna değer. Zorluklara katlandık ve daha zorlarına da katlanacağız. Babamın beni yetiştirdiği gibi güçlü kalacağım. İnsanların benim meselemle ilgilenmesi beni çok sevindirdi. Fakat sizden ricam, diğer esirlerin meseleleriyle ilgilenmenizdir.”
Hiç şüphesiz ben, gurur ve şeref duyuyorum. Çünkü kızım, halk mücadelesinin bir sembolü haline geldi. Fakat aynı zamanda ben, bir hüzün ve haksızlık da hissetmiyor değilim. Çünkü erken yaşta çocukluğu elinden alınan Ahed, biz erkeklerin gücünü aşan bir yükü üstlendi.
O zamandan bu yana Ahed ve annesi Neriman’ın akıbetiyle ilgili devamlı endişe duyuyorum. Çünkü ben, haksız ve rastgele işgalin bir kurbanı oldum. Ahed, ilk defa tutuklanıyor ve soruşturmaya maruz kalıyor. Fakat Neriman, bundan önce 3 kez gözaltı tecrübesi yaşadı ve yüzlerce kez işgalci askerlere karşı geldi. Çünkü 2010 yılında yerleşim faaliyetlerine karşı barışçıl gösteriler başladığından beri evimiz, işgalci askerler tarafından 300’den fazla baskına uğradı. Cesur ve mücadeleci bir kadın olan Neriman, birçok kez onlarca genç ve çocuğa yardım etti. Neriman, tutuklanan çocukların ve saldırıya uğrayan evlerin fotoğrafını çekti. 2014 yılında kardeşinin şehitlik yıldönümünde ise bacağına gerçek bir kurşun isabet etti ve iki yıl hareket edemedi. Eşimin acıya tahammül ve sabretme becerisi var. O, acısını yenen tek kadındır. Eşim, kardeşi 2012 yılında gözlerinin önünde öldürülürken onun fotoğraflarını çekti. İşte o vakit kendi içinde yaşadığı çatışmadan sonra eşim, kardeşi son nefeslerini alırken kardeşini kucaklamak ve ona veda etmek yerine kamerayı sabitleyip kan kaybından ölene kadar kardeşini videoya çekmeye karar vermişti. Çünkü Neriman, gerçekleri aktarmanın bir bedelinin olduğunun farkındaydı ve dünyanın görmek istemediği şeyleri yani işgalci İsrail’in halkımıza karşı işlediği suçları görmesi gerektiğini biliyordu. Devamlı göz yaşartıcı gazları solumasından dolayı nefes darlığı yaşamasının yanı sıra gözaltındayken sağlığının kötüleşmesine ve yaralarına rağmen sanırım acıyı en çok yaşayan eşim Neriman’dır. Fakat en dayanıklımız ve en güçlümüz de kesinlikle Neriman’dır. Çünkü Neriman, gücünü kızı Ahed’den almaktadır.
1948 yılında topraklarımızda meydana gelen büyük felaketten (Nakba) bu yana Filistin halkı, her gün ister işgal altındaki Filistin içerisinde isterse sığınma kampları içerisinde peş peşe ve sürekli felaketler yaşamaktadır. Filistin halkı, işgal altında bulunan Filistin’de işgalci güçler tarafından saldırıya, baskıya ve zorunlu göçe maruz kalıyor. Sığınma kamplarında ise Filistin halkı, son derece insanlık dışı ve kötü şartlarda yaşıyor. Biz, Nebi Salih köyünde Filistinli bir aile olarak sıkıntı yaşayan her Filistinli ailenin durumunu temsil ediyoruz. Ancak köyümüzdeki halk direnişini farklı kılan şeyse Filistinli bir kadının varlığı ve halk mücadelesinde oynadığı aktif ve bariz roldür. Dolayısıyla bu Filistinli kadının varlığı, köyde istisnai bir model teşkil etmektedir. İşgalci güçler, Nebi Salih köyündeki kadın ve kızları hedef alarak bu modeli yok etmeye çalışıyorlar. Ancak buna rağmen onlar, işgale karşı toplu bilincimizi yenmek ve irademizi kırmak konusunda başarılı olamadılar.
İşgalci İsrail, faşist askeri mahkemelerinde Neriman ve kızını birlikte yargılamak için herkesin anneler gününü kutladığı bu istisnai günü kasıtlı olarak seçti. Fakat biz, Neriman ve Ahed’le buluşmayı ve onların özgürlüğe kavuşmalarını bekliyoruz. Uluslararası camiada bizim milli meselemizle dayanışma içerisinde olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Ahed, annesi Neriman ve bütün Filistin halkına desteklerini ve yardımlarını bir gün olsun esirgemeyen insani ve hukuk örgütlerine de ayrıca teşekkür ederim. İşgalci İsrail, Ahed ve annesini tutuklasa bile sömürgeciliğe karşı koymak için yürütülen direniş fikrini kontrol altına almayı başaramayacaktır. Aynı şekilde işgalci İsrail, politikalarına ve uygulamalarına karşı çıkan yüz binlerce barışçıl direnişçiyi gözaltına almayı başaramayacaktır. Bunun için dünyaya adil bir meselenin taraftarları olduğumuzu ve işgalin devam ettiği sürece direnişin de devam edeceğini söylüyoruz. Annelerimiz ve Filistinli kadınlar; işgalden kurtulana, devletimiz ve onun ezeli başkenti Kudüs bağımsızlığını kazanana kadar toprağa bağlı kalmanın, meydan okumanın ve direnişin sembolü olarak kalmaya devam edeceklerdir.
Filistin bayrağıyla birlikte yer alan Ahed’in sarı saçlı fotoğrafı, dünya üzerindeki tüm özgürlük yanlılarına ilham kaynağı olan Che Guevara’nın fotoğrafının yanında yer alacağı için Filistin gurur duysun. Filistin, Ahed ve annesiyle kıvanç duysun. Filistin, tüm Filistinli anneler, kadınlar ve kızlarla şeref duysun. Biz, annelerimiz, vatanımız ve dünyanın özgürleri her daim esen kalın.
*Esaret altında bulunan Neriman’ın eşi ve Ahed Temimi’nin babası