İsrail-İran gerginliğinin Suriye ve bölge üzerindeki yansımaları

Suriye’den kalkan İran’a ait İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) düşürülmesinin akabinde İsrail’e ait bir F-16 düşürülmüştü. Bu olayın ardından İsrail’in dün Suriye’nin içlerinde rejim ve İran’ın kontrolündeki 12 bölgeye saldırı başlatmasının yankıları devam ediyor. ABD merkezli Washington Post gazetesind

İsrail-İran gerginliğinin Suriye ve bölge üzerindeki yansımaları

Suriye’den kalkan İran’a ait İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) düşürülmesinin akabinde İsrail’e ait bir F-16 düşürülmüştü. Bu olayın ardından İsrail’in dün Suriye’nin içlerinde rejim ve İran’ın kontrolündeki 12 bölgeye saldırı başlatmasının yankıları devam ediyor.

ABD merkezli Washington Post gazetesinde yer alan bir haberde, 1982’den bu yana Suriye ve bölgede gerçekleştirilen en büyük saldırı olarak nitelendirilen İsrail saldırısının, olası sonuçlarına değinildi. Haberde, kendini Suriye’de yedi yıldır süren savaşa girmekten alı koyduğunu belirten İsrail’in, DEAŞ terör örgütünün dağıtılmasının ardından kendini daha da karmaşık bir hal alan bölgedeki çatışmaların ortasında bulabileceği belirtildi.

Gazetede, İsrail’in, Suriye ile olan çekişmesine askeri müdahale katmasının, Suriye ve bölgedeki savaş üzerinde oluşturacak etkisi hakkındaki olasılıklara değinildi. Suriye sınırındaki açık çatışmanın şu anda İsrail veya İran destekli güçlerin ilgi göstermesi pek olası değil. Ancak başka biriyle çarpışma konusunda her iki tarafında taviz vermeye niyeti yok gibi görünüyor.

Suriye ve Rus askerlerin bulunduğu üsse saldırı

Haberde, İsrail’in, cumartesi günü, yalnızca Suriye rejim güçlerinden askerlerin değil Rus askeri personelinin de bulunduğu Palmira yakınlarındaki T4 Askeri Hava Üssü’ne saldırı gerçekleştirdiğine işaret edilerek, çatışmaların artması halinde, Suriye’deki çatışmaya, bölgesel ve dış güçlerin dahil olmasına yol açabilecek tehlikeli bir açıyla yaklaşılacağı belirtildi.

İsrailli gözlemcilerin görüşlerini aktaran Washington Post gazetesi, gözlemcilerin, Rusların İran uçağından ya da sonrasında uçaksavarlardan haberdar olmadıklarını düşünmenin zor olduğu ve Netanyahu’nun, Rusya’nın Suriye’deki müttefiki İranı kısıtlamaya çağırmak üzere geçtiğimiz ay Moskova’yı ziyaret etmesinin şaşırtıcı olduğu düşüncelerine yer verdi.

Bununla birlikte, İsrail, Suriye savaşında, muhalifleri destekleyen ve zaman zaman Rusya ile karşı karşıya kalan ABD’nin stratejik bir müttefiki olarak zaten yer alıyor. Geçtiğimiz hafta ABD uçakları, rejim yanlısı güçleri, Deyr-i Zor’un doğusundaki Washington destekli güçlere doğru ilerlerken bombaladı. Ardından bir açıklama yapan ABD Savunma Bakanı Jim Matiss, Rusya’nın, Deyr-i Zor’un doğusuna doğru ilerleyen güçlerin arasında yer alıp almadığının net olmadığını belirtti.

DEAŞ terör örgütünün ABD ve Rusya destekli güçlerin ortak düşmanı olduğuna dikkat çekilen haberde, DEAŞ ile mücadele azaldıkça, yeni çatışmaların ortaya çıkıyor gibi göründüğünün altı çizildi. Bu duruma, Türkiye’nin son zamanlarda kendisini, DEAŞ’a karşı mücadelede Kürt güçleri ile müttefik olan ABD karşıtı bir pozisyona sokarak, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt militanlara yönelik tutumu örnek olarak verildi.

“İsrail, komşusu Lübnan veya diğer Arap devletleri ile yeni bir savaşa sürüklenebilir”

Gazete haberinde son olarak, “İsrail ile İran destekli güçler arasındaki açık bir çatışma, Suriye’deki karmaşıklığa ve kaosa katkıda bulunabilir. İsrail, komşusu Lübnan veya diğer Arap devletleri ile yeni bir savaşa sürüklenebilir” ifadelerine yer verdi.