İsrail-İran savaşında açık ve gizli olanlar

Suriye’deki operasyonlar tiyatrosunda İran ve İsrail arasında aralıklı bir açık savaşın olduğuna inananlar var. Bunlar sadece, son aylarda şiddetlenen ve açık ve kapsamlı bir savaş düzeyine çıkmayan, iki taraf arasında devam eden gizli savaşın görünümleridir. İsrail’in 9-10 Mayıs’ta, İsrail&#8

İsrail-İran savaşında açık ve gizli olanlar

Suriye’deki operasyonlar tiyatrosunda İran ve İsrail arasında aralıklı bir açık savaşın olduğuna inananlar var. Bunlar sadece, son aylarda şiddetlenen ve açık ve kapsamlı bir savaş düzeyine çıkmayan, iki taraf arasında devam eden gizli savaşın görünümleridir. İsrail’in 9-10 Mayıs’ta, İsrail’e düşen roketlere cevap olarak -ki bu olay herhangi bir savaşın çıkmasına sebep olabilecek en yakın olaydı-, Suriye ve İran’a ait yaklaşık 35 mevkii bombaladığını biliyoruz. Suriye’nin güneyindeki olayların seyri, belirsiz alan genişlemelerinin bize işaret ettiği kadarıyla, İsrail ile İran arasında sıcak temas noktaları oluşturabilir.

İsrail, Suriye’deki mevcut duruma, askeri durumun, Suriye ve Lübnan’la birlikte kuzey cephelerinde neye ihtiyaç duyduğu bakış açısıyla yaklaşıyor ve Hizbullah’ı İran askeri mekanizmasının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın DEAŞ örgütünün yenilgisinden kalan boşluğu doldurmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Suriye’deki kırmızı çizgisini genişletti. İsrailli gözlemciler, Netanyahu hükümetinin, ABD’nin Suriye’deki İran varlığına karşı soğuk tepkisi hakkında endişelendiğine işaret ediyorlar. İsrail, İran ve müttefikleriyle kendi başına iş görmekte zorlanıyor.

Washington Enstitüsü’nün yayınladığı analizde, İsrailli emekli General Micheal Herzog, “Mevcut durumun sonucu, söz konusu tiyatroda kampın liderliğini yapan İran ile İsrail arasındaki çatışma riskinin artmasıdır” diyor.

Herzog, İran’ın DEAŞ sonrası dönem ile ilgili planlarının, “İran sınırlarından Akdeniz’e uzanan doğrudan bir etki alanı oluşturmayı” içerdiğini düşünüyor. İsrail istihbaratı, söz konusu planın “Suriye ve Lübnan’da uzun vadeli askeri kaleler, sürekli olarak vekaleten görevlendirilen bir ordu, Suriye ve Lübnan’da hassas roketler üretecek endüstriyel askeri tesisler” içerdiğini belirtiyor.

Kapsamlı bir stratejik bakış açısı ile bakarsak, İsrail, İran’ın Ortadoğu’da İran’dan Irak’a ve Suriye’ye, oradan da Akdeniz’e “zemin koridoru” kurma konusundaki çalışmalarından endişe duyuyor. Böyle bir koridorun askeri etkilerinin yanı sıra ekonomik ve siyasi etkileri de olacaktır.

İran’ın Suriye’deki varlığını sınırlamak için İsrail tarafından atılan pratik adımlardan biri de -BBC’nin tarafından yapım aşamasında olduğuna dair fotoğraflar yayınlandığı- bir üssün bombalanmasıydı. Batı istihbaratı saldırının sorumluluğunu İran’ın üstleneceğini düşünüyordu.

Üs, Golan Tepeleri’ne 50 kilometre mesafede, Şam’ın güneyinde bulunan el-Kisve bölgesinin yakınında yer alıyor ve 1-2 Aralık 2017 gecesi hedeflenmiş ve kısmen tahrip edilmişti.

Rus sığınağı

Mevcut durum karşısında, İsrailliler, Suriye’deki Rus varlığını kendileri adına bir garanti ve İran faaliyetlerini kontrol altında tutmak için bir etken olarak görüyorlar. Bu bağlamda, Netanyahu’nun Moskova’ya yaptığı son ziyaretin amacı anlaşılıyor. Netanyahu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den “müttefiki Beşşar Esed’i, İran’ın Suriye’den askeri olarak çekilmesini istemesi için” teşvik etmesini istedi.

Bu bağlamda, İngiliz Financial Times gazetesi, “Rus uçakları tarafından desteklenen Suriye’deki rejimin, ülkenin güney batısındaki muhalifleri kovmak için savaştığını” yazdı. İsrail’in, Suriye hükümetinin sınır bölgelerinin kontrolünü ele geçirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini ifade eden gazete, “Çünkü askeri operasyon, bölgedeki İran kuvvetlerinin çekilmesine yol açacaktır” açıklamasında bulundu.

Gazete, “İranlı kuvvetlerin ve Lübnanlı Hizbullah savaşçılarının varlığının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için her zaman bir endişe kaynağı olduğuna” dikkat çekti ve İsrailli üst düzey bir askeri yetkilinin, “İsrail şimdi, Suriye hükümetinin ana müttefiki olan Rusya’nın, İran birliklerinin bölgeden çekilmesi için hükümet güçlerine baskı yapacağını ümit ediyor” ifadesini aktardı.

İsrailli yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rus uçakları tarafından desteklenen Suriye güçlerinin muhaliflerin kontrol ettiği bölgeleri hedef alması, Suriye’de yedi yıl boyunca devam eden savaşın İsrailliler tarafından işgal edilen Golan Tepeleri’ne sıçramasına yol açtı. Rus uçakları Suriye’deki muhaliflere ait merkezleri hedeflerken, İran’ın rolü tamamen açık değildi. Daha önceki savaşlarda, İran milislerinin bayrakları Suriye hükümetine ait savaş araçlarının üzerinde dalgalanıyordu. Ancak yavaş yavaş kaybolmaya ve gizlenmeye başladı.”

Sözün özü, Suriye’deki İran ile İsrail arasındaki gizli savaş farklı şekillerde devam ediyor ve söz konusu durumun anlaşılması kapsamlı istihbarat faaliyetlerini beraberinde getiriyor. Durum hala devam ederken, özellikle Rus varlığı ışığında, orta ve uzun vadede gelişmelerin ne olabileceğini kimse bilmiyor.