İsrail ordusu, Gazze sınırındaki devriyelerini iki katına çıkardı

Bu yılın başından beri artan sızma ve geçiş faaliyetleri işgal güçlerini endişelendiriyor. İsrail Ordusu Sözcüsü dün, son 24 saat içerisinde 1948 yılından bu yana İsrail işgali altındaki Filistin toprakları ile Gazze Şeridi arasındaki sınırdaki tel örgüleri aşmayı başaran altı Filistinlinin gözaltın

İsrail ordusu, Gazze sınırındaki devriyelerini iki katına çıkardı

Bu yılın başından beri artan sızma ve geçiş faaliyetleri işgal güçlerini endişelendiriyor.

İsrail Ordusu Sözcüsü dün, son 24 saat içerisinde 1948 yılından bu yana İsrail işgali altındaki Filistin toprakları ile Gazze Şeridi arasındaki sınırdaki tel örgüleri aşmayı başaran altı Filistinlinin gözaltına alındığını açıkladı.

Sözcü, gözaltına alınanlardan ikisinin üzerinde el bombaları ve bıçaklar bulunduğunu ifade etti. Ordu kuvvetlerinin gözaltında tutulanları soruşturma için yetkili makamlara sevk ettiğini belirten Sözcü, konu hakkında daha fazla ayrıntı vermedi. Açıklamasının sonunda Nakba Günü’nün yaklaşmasıyla gerilimin artacağı göz önünde bulundurularak sınırdaki askeri birliklere takviye yapılmasına karar verildiğini kaydetti.

Askeri kaynaklar, Filistinlilerin geçen hafta boyunca gerçekleştirilen Gazze Şeridi’nden İsrail’e sızma eylemlerinin olayları daha da tırmandıracağına ilişkin endişelerini dile getirdi. Bu yıl sınırı aşanların sayısının geçtiğimiz iki yıl içerisinde İsrail’e sızanların toplamını aştığı ifade ediliyor. Bu sayının 2016 yılında 65, 2017 yılında ise 60 olduğu belirtiliyor.

Kaynaklar, önceki iki yılda sınırdan sızanların iş aradığını bildirdi. Bugün sınırdan izinsiz girenlerin büyük çoğunluğunun silahlı ve İsrail’e karşı operasyonlar yürütme isteğinde olduklarını ifade etti. Bunun özel bir çözüm isteyen bir durum olduğunu kaydetti.

Kaynaklar, “Geçen ay üzerlerinde silah bulunan iki Filistinli sınırı aşarak İsrail topraklarında yakalanana kadar 20 kilometre ilerledi. Üzerlerindeki silahları kullansalardı bu felakete yol açardı” dedi. İsrail istihbaratı geçiş yapanların, en iyi ihtimalle bölge coğrafyasını ve İsrail ordusunun gelecekteki çatışmaları için hazırlıklarını keşfetmeyi hedefleyen Filistinli gruplardan elçiler olmalarından, en kötü ihtimalle de yeni intihar gruplarını temsilcileri olmalarında korkuyor. Gazze Şeridi’nde Filistinli gençlere verilen eğitimlerde karada ve denizde yapılan eylemlerde ya da intihar bombacıları tarafından gerçekleştirilen bu tür saldırılar hakkında konuşmalar yapılıyor.

Dün, Gazze şeridindeki el-Beric Mülteci Kampı’nın doğusuna yakın bir mesafeye İsrail askerlerine ait araçların getirildiği bildirildi. Görgü tanıkları, D 9 tarzı 4 büyük askeri buldozerin kampın doğusunda onlarca metre bitişiğine konuşlandırıldığını, ardından çukur açmaya başladıklarını söyledi. İsrail askerleri, göstericilerin sınırdaki çitlere yaklaşmasını engellemek için Gazze Şeridi’nin etrafına yeni bir tel örgü daha çekti. Filistinli gençler, Büyük Dönüş Yürüyüşü sırasında güvenlik için çekilen tel örgüleri birçok kez parçalamayı başarmışlardı.

İsrail’deki ‘Adalet’ Hukuk Merkezi ve Gazze Şeridi’ndeki Mizan İnsan Hakları Merkezi dün, Yüksek İsrail Mahkemesi’nden İsrail ordusunun Gazze’deki göstericileri dağıtmak için keskin nişancı ve gerçek mermi kullanmamasına yönelik talep sundu. Keskin nişancılar ve gerçek mermi kullanımı, yürüyüşler başladığından beri aralarında gazetecilerin ve çocukların da bulunduğu 32 Filistinlinin şehit olmasına, ayrıca 523’ü çocuk, 97’is kadın 2 bin 882 kişinin de yaralanmasına neden oldu. Vurulanların yüzde 56’sının (yaklaşık bin 613 kişi) gerçek mermi kullanımı sonucunda yaralandığı ifade ediliyor.

Adalet Merkezi’nden Avukat Suhad Bişara’nın İsrail Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede, İsrail ordusunun uluslararası hukuku ihlal ettiği, ayrıca anayasada bu tür durumlar için geçerli olan maddelerin de ihlal edildiğini belirtti. Bişara, işgal politikasının Gazze Şeridi’ndeki göstericilere karşı verilen vur emrinin gayet açık bir şekilde yasadışı olduğunu, ayrıca yaşamın kutsallığı ve bedenin güvende olma hakkı ilkesine dayanmadığını ifade etti. Bişara, söz konusu polisikaya yönelik verdiği dilekçede şu ifadeleri kullandı:

“Bu, uluslararası hukuk normlarının da ihlalidir. Bu politika, insanların bedenlerine herhangi bir değer atfetmemektedir. Bu nedenle ölülerin yüzde 94’ünün vücudunun üst kısmından yaralandığını görüyoruz. Yaralananların yüzde 22’si karnından, yüzde 19’u da göğsünden ve sırtından vuruldu. Yalnızca yüzde 6’sı ayaklarından yaralandı.”

Dilekçede gösterilerin silahsız düzenlenenbir protesto eylemi olduğu, hiçbir durumda başka bir kişinin hayatına yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığı vurgulandı.