İsrail… Zayıfların kibri

İsrail’in bilimsel, askeri ve iktisadi gücünden şüphelenmiyoruz. İsrail, silah imalatında ve ihracatında gelişmiş ülkeler arasında bulunuyor. Ziraat alanında ileri teknolojiler geliştirdi. İsrail’in üniversiteleri, dünya üniversiteler listesinde ön sıralarda yer alıyor. Amerika’nın tarih boyunca İsr

İsrail’in bilimsel, askeri ve iktisadi gücünden şüphelenmiyoruz. İsrail, silah imalatında ve ihracatında gelişmiş ülkeler arasında bulunuyor. Ziraat alanında ileri teknolojiler geliştirdi. İsrail’in üniversiteleri, dünya üniversiteler listesinde ön sıralarda yer alıyor.

Amerika’nın tarih boyunca İsrail’e yaptığı askeri ve siyasi desteğin haddi hesabı yok. Amerika’daki otoritenin iki hâkim parti arasında el değiştirmesiyle bu destek hız kesmiyor. İsrail’in sahip olduğu demir kubbe, füze saldırılarına karşı kendisini korumak için adeta gökyüzüne kurulmuş bir barikatı andırıyor. Obama’nın İsrail’e verdiği milyarlar, eşine rastlanmayan bir hazinedir.

Filistin’deki Yahudi topluluğunu tarih, inanç ve zayıflık gemisi engelliyor. Dinin içerisindeki tarih hamuru bir efsaneydi. Trajediler tüm Yahudi gettolarına ve Nebukadnezar’dan Mısır Firavun’una, Romalılardan Nazi katliamına kadar dünyanın her tarafında tarih satırlarında yerini almıştı. Bu, Balfour Deklarasyonu’nu yazmak için Siyonistlerin görevlendirdiği efsanevi zayıflık dağıydı.

İkinci Dünya Savaşı siyasi, askeri ve ekonomik bakımdan yeni dünyanın ortaya çıktığı kanlı bir torbadır. İmparatorluklar şemsiyesi altında diğerlerine boyun eğen milletler bağımsızlıklarını kazandılar. Akıllı Yahudi parası, düşünce hücrelerinde; aksine insanların vicdanlarında yeni sokaklar inşa etti. Siyonist medya, küresel kararlar çizgisinde indirme operasyonları yapan dev bir orduya dönüştü.

Doğu ve Batı arasında patlak veren soğuk savaş, Yahudilere çizim ölçülerini büyük bir deha ve bilgelikle okudukları bir harita takdim etti. Dünya ülkelerindeki varlıkları Yahudilere, insanların nasıl düşündüklerini öğrenme fırsatını sağladı. Yaşadıkları ülkelerin dillerini konuşuyorlar, içinde bulundukları devletin mizacına ve zihniyetine uyum sağlıyorlar. Yahudi seçkinler, yerel ve yeni küresel siyasi sistemin şifresini çözdüler.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 29 Kasım 1947 tarihinde yayınlanan 181 nolu kararından önce Küresel Siyonist Örgüt, uluslararası kararların alındığı dairelere ağlarını attı. Küresel zihniyetini ve renkli iletişim ağlarını kurdu. Küresel Siyonist Örgüt, aklını ve deneyimlerini kullanarak bir grup milletin miras aldığı Uluslararası BM Örgütünü hedef olarak seçti.

Filistin, Balfour Deklarasyonu metnini takdim eden İngiliz vesayeti altında bulunuyordu. İngiltere, bizzat kendisi Filistin’de Yahudi bir devletin kurulmasıyla ilgili dosyayı yeni Milletler örgütüne götürdü. “Toprak sahibi halk nerede?” diye sorulabilir. Cevap Filistinlilerdir. Görüşler birbiriyle çatıştı. Filistinli Araplar ve Yahudiler için toprağı iki devlete bölerek tartışma sona erdi. Tarih ve din, uluslararası localarda hazır vaziyetteydi. Kudüs(Orşelim), Yahudilerin hedefine doğru giden bir trafik işaretiydi.

Yahudiler, dünyanın her tarafından vaat edilmiş topraklara doğru akın etti. Yahudilerin Filistin’e göç etme işini siyasi, dini ve küresel bir örgüt düzenledi. Para, siyaset, efsane ve zayıflık dünya Yahudilerini kutsal topraklara doğru harekete geçirdi ki Siyonist propagandanın ifade ettiği gibi kutsal toprakların üzerinde hor görülme ve zulüm artık sona erecekti.

29 Kasım 1947 tarihinde BM Genel Kurulu, Araplar ve Yahudiler arasında Filistin toprağının taksim edilmesini ele alan 181 nolu karar hususunda oylama yaptı. Karar yüzde 55’lik oranla Yahudilerin lehineydi. Korku yumurtası çatlayarak dişleri, pençeleri ve keskin boynuzları olan bir civciv ortaya çıktı. Yahudilerin tarihte ilk defa bir devleti olmuştu. Siyonist milisler, Filistin toprağı üzerinde devletin yapısını ve kurumlarını oluşturmaya başladılar. Bu devleti dizayn etmek için Yahudiler ve Yahudi paraları akın akın geldi.

İsrail’in ilk başbakanı David Ben Gurion çığlık atması sonucu Siyonist aklın siyasi rehberi ve askeri fikir babası oldu.

“Bir daha asla” sözüyle zayıf Yahudilerin sayfayı çevirdiği ve Filistin’de İsrail devleti kurulduktan sonra artık zillete ve zayıflığa boyun eğmeyecekleri kastedilir. İşçi Partisi’nin lideri Ben Gurion,  sosyalist eğilimini etkinleştirerek gelen Yahudileri Kibutz’da çalıştırıp ikamet etmeleri için karşılamaya başladı. Gelen herkesin kendi dili ve kültürü vardı. İki hedefi gerçekleştirmek için zorunlu görevlendirmeler yapıldı. Savaş ve zayıflık-efsane dışında aralarında hiçbir bağ bulunmayan milyonlarca kişiyi entegre etmeye çalıştılar.

Zaafiyet, kibir sahibi ve savaşçı lider Ben Gurion, soğuk savaş döneminde uluslararası siyasi oyun sahasına girmeden önce siyaset alanında düzenli alıştırmalar yaptı. Önce aslanlar avlanır, sonra çakallar ava saldırıp avı kapmak için gelir. Süveyş kanalı kamulaştırıldıktan sonra Fransa ve İngiltere, Süveyş Krizi’nde kaybetti. Fransa, Cezayir devrimini destekleyen Mısır’ın yardımlarını durdurmayı amaçlıyordu. İkinci Dünya Savaşı’nda dünya liderliğini kaybeden İngiltere ise, son jeopolitik hendeği savunuyordu. İki devlet, zayıf İsrail’i Mısır’a saldırmak için kedi pençesi olarak kullandı. Saldırgan güçler çekildikten sonra Fransa’ya karşı Arap düşmanlığı arttı ve Cezayir halkı desteklendi.

İsrail, Süveyş’teki pençelerin bedelini silah ve nükleer teknik olarak Fransa’dan devralmaya başladı. “Zayıf” hayvan yuvasından çıktı. İsrail’in silahlı kibri yayılmaya başladı. Cezayir halkıyla Fransa sömürgesi arasında çatışmanın dozunun artmasıyla birlikte İsrail ve Fransa arasındaki askeri işbirliği genişledi. İsrail, Mirage uçaklar, askeri gemiler ve nükleer silah elde etmesiyle birlikte son eski elbiselerini de çıkararak yeni bir yola girdi. Araplarla meydana gelen çatışmaları idare etmek için askeri seçenek hep ilk sırada yer aldı.

Yahudilere ilk ulusal vatanı veren bölme kararı, tarihi Filistin toprağını almak için kurbağanın ilk sıçrayışıydı. Siyonist liderler, bölme projesini ortaya attıklarından beri bunu gizlemediler.  Ben Gurion, Haziran 1938’de bölme tasarısıyla ilgili bir açıklamasında gelecekte bölme işlemini ortadan kaldıracağını ve Ürdün nehrinin doğusu dâhil bütün Filistin’in Yahudilerin mülkü olacağını deklare etti. O zamanlar bölmenin meşru olmadığını söyleyen Siyonist muhalif liderlerden Menahem Begin, 30 Kasım 1947 tarihinde Ürdün nehrinin doğusu dâhil tüm Filistin’in Yahudilerin mülkü olduğunu ve ilelebet böyle kalacağını ifade etti.

Zayıflık kimyasının özel maddeleri ve etkileşimi vardır. Siyonist hareketin nihai amacı bütün Filistin’i işgal etmektir. İsrail yönetimi, küresel ve siyasi arenada dalgalanmaların gidişatını, Arap ve bölgesel değişimleri okumaya başladı. Amerika ve Sovyetler Birliği Süveyş’ten çekilmeleri için İngiltere, Fransa ve İsrail’e baskı yaptıktan sonra İsrail, Amerika’yla ittifak planlamaları yapmaya başladı.  Ben Gurion ve Menahem Begin sesleri, Siyonist liderlerin kafalarında hala çınlıyor. Araplara yönelik yapılan savaşlar, zayıflık hücresinden çıkıp bütün Filistin’i yutmanın son halkasını teşkil ediyor.

1967 savaşından önce Levi Eşkol, başbakan ve savunma bakanıydı. Mısır, Tiran boğazını kapattığını duyurarak Mısır ve İsrail’de konuşlanan BM birliklerinin çekilmesini istedi. İsrailli askeri komutanlar, Eşkol’dan savaşa hazır olmasını istediler. Fakat Eşkol, siyasi çözümü tercih etti.  İşte zırhlı zayıflık kibri Dayan’dan Netenyahu’ya kadar ulaştı.