İsrail’in BM Daimi Temsilcisi, Washington’a rağmen Ruanda’nın yanında yer aldı
İsrail İçişleri Bakanı Aryeh Deri’nin Ruanda ile imzalanan anlaşmanın İsrail hükümetine Afrikalı göçmenleri ülkeden zorla çıkarma izini verdiğini açıklamasının ardından İsrail Parlamentosu Knesset dün İçişleri Komisyonu’nun gerilimli oturumuna sahne oldu. İçişleri Bakanı Deri, bu yıl itibariyl
İsrail İçişleri Bakanı Aryeh Deri’nin Ruanda ile imzalanan anlaşmanın İsrail hükümetine Afrikalı göçmenleri ülkeden zorla çıkarma izini verdiğini açıklamasının ardından İsrail Parlamentosu Knesset dün İçişleri Komisyonu’nun gerilimli oturumuna sahne oldu. İçişleri Bakanı Deri, bu yıl itibariyle 600 göçmeni sınır dışı etmeyi planladıklarını duyurdu.
45 kişiyi göçmenleri ülkeden ayrılmaya ikna etmek için görevlendirdiğini belirten Deri, kendisine yönelik gerçekleştirilen protestoların planında değişikliğe neden olmayacağını vurguladı.
İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi haftasonu, Ruanda tarafından BM Genel Kurulu’na sunulan “Ruanda Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü” adının değiştirilmesi karar tasarısında oy kullandı. Başta Hutu kabilesi olmak üzere söz konusu dönemde diğer etnik kavimlere yönelik işlenen suçları gizleyen ve yalnızca Tutsi katliamına odaklanılan değişikliğe yönelik ABD ve Avrupa Birliği’nin çekincelerine rağmen oylama gerçekleştirildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilileri tarafından yapılan açıklamada Tel Aviv’in kullandığı oyun Ruanda ile İsrail arasında imzalanan göçmenlerin sınır dışı edilmesi anlaşmasının bir gereği olduğu belirtildi.
BM Genel Kurulu’nda Ruandalı temsilcilerin isteği üzerine Birleşmiş Milletler’in 2003 yılında aldığı bir karar ile 1994 yılında Ruanda’da yaşanan katliamın anıldığı 7 Nisan Uluslararası Anma Günü’nün adının değiştirilmesi talebi görüşüldü. Ruanda, “Ruanda 1994 Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü” adının “Ruanda Tutsilere karşı 1994 Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü” olarak değiştirilmesini istiyor.
Tel Aviv’deki kaynaklar, üst düzey ABD’li yetkililerin yaklaşık bir ay önce İsrail heyetinden Ruanda’yı tasarıyı geri çekmeye ikna etme çabalarına katılmalarını istediklerini ancak İsrail’in bu talebi reddettiğini belirttiler.
Uzun zamandır süren tartışmaların ardından yapılan oylama ile karar alındı. Ancak bu kez ABD ve Avrupa ülkeleri konuyla ilgili çekincelerini dile getirdi. İsim değişikliğinin diğer azınlıklara yönelik şiddeti yansıtmadığını vurgulayan ABD temsilcisi, yapılan tanım değişikliğinin tarihsel gerçekleri değiştireceğine dair endişelerini dile getirdi. Avrupa Birliği BM Temsilcisi, Hutu ve diğer azınlıkların anılması konusunda bir uzlaşıya varılamaması sebebiyle duyduğu üzüntüyü paylaştı. İsrail’in BM Temsilcisi ise “Holokost’un dehşetini yaşamış İsraillilerin insanlık tarihinin karanlık bölümlerine karşı küresel sorumluluğunu yerine getirdiği” görüşünü savundu.
İsrail’de göçmen tartışması sürüyor
İsrail Başbakanı Netanyahu, pazar günü yaptığı açıklamada ülkesinin “kaçak göçmenleri topraklarında tutmak zorunda olmadığını” söyledi. Sığınmacıların sınır dışı edileceği devletin Afrika’nın en güvenli ülkelerinden biri olduğunu belirten Netanyahu devletin adını vermedi. Ancak bir süredir medyada yer alan haberlere göre İsrail göçmenleri Ruanda’ya göndermeyi düşünüyor. İsrail Başbakanı, adını vermediği ülkeye BM gözetiminde 180 bin göçmenin gönderileceğinin kaydetti. Ancak Netanyahu’nun açıklamalarını “kabul edilemez ve mantıksız” olarak nitelendirenler göçmenlerin sınır dışı edilmesi kararına karşı genel protesto başlattılar.
Netanyahu geçen hafta Davos Ekonomik Konferansı’nda Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ile bir araya geldi. Toplantı sonrasında Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada “Başbakan sadece uluslararası hukukun gereklerine uygun bir prosedüre katılıp katılmayacağını konusunda bilgi veren Kagame ile aynı tutumu paylaşıyor” ifadeleri yer aldı.
Ruanda Dışişleri Bakan Yardımcısı tarafından yapılan açıklamada ise Ruanda’nın iradesine itiraz eden göçmenlerin sığınma taleplerinin kabul edilmeyeceği belirtilirken İsrail ile aralarında göçmenlerin kabulüne dair bir anlaşma olmadığı vurgulandı.