İtalya’daki popülizmin yükselişi Avrupa projesinin bozulmasına mı neden oluyor?
Avrupa Birliği, yıllardan beri birbiri ardına gelen krizlerin yaşandığı, sosyal ve siyasi gerginlik kaynağı olan İtalya’nın altmış yıl önceki projesinin sürdürülebilirliği konusunda duyulan şüphelerile sarsılıyor. Krizlerin başlangıcı ekonomik büyüme umutlarını bloke eden ve bazı ülkelerde işs
Avrupa Birliği, yıllardan beri birbiri ardına gelen krizlerin yaşandığı, sosyal ve siyasi gerginlik kaynağı olan İtalya’nın altmış yıl önceki projesinin sürdürülebilirliği konusunda duyulan şüphelerile sarsılıyor.
Krizlerin başlangıcı ekonomik büyüme umutlarını bloke eden ve bazı ülkelerde işsizlik oranlarını tehlikeli seviyelere yükselten 2008’deki küresel mali çöküşle başladı. Alınan sert tedbirler neticesinde fatura orta sınıfa kesildi.
Yoksulluk ve çatışma bataklıklarından kaçan göçmenlerin kriziyle güç kazanan aşırı sağcı partilerin yükselişi Fransa cumhurbaşkanlığının kapısında duruyor. Avusturya seçimleri, Hollanda ve Almanya’daki politik dengeler ile Balkanlar ve Avrupa Birliği değişime uğruyor.
Avrupa, İtalya’da önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek olan genel seçimleri derin bir endişeyle takip ediyor: Avrupa Birliği, aşırı sağda duran ve popülist kaleler açması için kurulan bir devletin yanıltılmasını tolere edebilir mi? Yoksa Avrupa’daki üçüncü ekonomik güç istikrarsızlığa, keskin politik ve sosyal mücadeleye karışacak mı?
İtalya, modern tarihinde, son 10 yıl içinde Avrupa krizleri, çıkmazlar ve bu çıkmazlardan doğan bugünkü kadar karmaşık bir siyasi manzarayla karşılaşmadı.
Eski Başbakan ve Demokratik Parti (PD) Genel Sekreteri Matteo Renzi ya da partinin sağ kanadı altında dört yıl iktidar olan ılımlı sol, yalnız başına kalmaya karar veren kanadın tükenmesi sonucunda ciddi bir kayba imza atacak.
Ya da bir komedyen tarafından kurulan Beş Yıldız Hareketi’nin halkçıları, siyasal sisteme karşı sivil bir hareket olarak seçimleri kazanmaları halinde yürürlüğe yeni uygulamalar koyacak. Taleplerini terk ettiği görülen Kuzey Ligi ise evlerinden yürüttükleri politik sistemin kazanmasını sağlamak için Afrikalılara ve Müslümanlara karşı “beyaz ırkı” savunan faşist söylemler yerine, İtalya’da inşa edilen camilerin yıkılmasını ve adli kararların kovuşturulmasını engelleyen Berlusconi ile ittifak çağrısında bulunulacak.
Seçimlere dair yapılan son son kamuoyu yoklamalarında neredeyse kesin olan tek şey meclisteki sandalyenin çoğunluğunu almak için Berlusconi ile Renzi arasındaki işbirliği ile yürürlüğe konulan yeni yasayla oyların yüzde 40’ını alacak güçte rakip bulunmaması. Bu hamlenin hedefinde seçim sonrasında herhangi bir koalisyon hükümetine taraf olmayı reddeden Beş Yıldız Hareketi’nin hızını kesmek var.
Bu yarışın ilk iki sırasında popülerlik açısından benzeri görülmemiş olan mevcut Başbakan Paolo Gentiloni’nin Demokrat Parti oluşumu ile başbakanlık görevine aday olan Luigi di Maio’nun Beş Yıldız Hareketi’nin yer alması bekleniyor. Eski hareket kazanırsa ve hükümet kurmakla görevlendirilirse ittifakı reddetme ilkesi nedeniyle parlamentonun güvenini kazanmasının önünde engel ile karşı karşıya kalacak. Ayrıca devlet mekanizmasını işletmek için yaklaşık bin üst düzey yetkili, teknisyen ve uzman bulması da zorlaşacaktır.
Pazar gününe sayılı günler kala seçim kampanyalarında sosyal sorunlara ilişkin söylemler hız kazandı. Vergilerin azaltılması, üretimin teşvik edilmesi, istihdam olanaklarının artırılmasının yanı sıra göç, güvenlik ve yolsuzluk başlarında vaatler sıralanıyor.
Anketler, İtalyanların yüzde 35’inin seçimler konusunda henüz karar vermediğine işaret ediyor. Kararsızların çoğu, istifa eden Berlusconi’nin talep ettiği mafya devletinin uzantısı olan Hıristiyan Demokratlar’ın seçmenlerinin ağırlıkta olduğu bölgelerde bulunuyor.