Katalonya referandumu ve şiddet

İspanya’da Katalanların düzenlediği bağımsızlık referandumuna ilişkin gerilim sürüyor. Madrid Yönetimi’nin Başbakanı Mariano Rajoy, son yaptığı açıklamada Katalonya’ya yüklendi ve “Kendi düzenlerini dayatmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı. Rajoy televizyonda yaptığı konuşmada “Katalonya’da

İspanya’da Katalanların düzenlediği bağımsızlık referandumuna ilişkin gerilim sürüyor. Madrid Yönetimi’nin Başbakanı Mariano Rajoy, son yaptığı açıklamada Katalonya’ya yüklendi ve “Kendi düzenlerini dayatmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı. Rajoy televizyonda yaptığı konuşmada “Katalonya’da düzenlenen kendi kaderini tayin etme hakkına yönelik bir referandum değildir. Hukuk devleti, bütün güçlerden daha üstündür” dedi.

Katalan Yönetimi ise uzun süredir aynı sertlikte söylemlerine devam eden İspanya Başbakanı’nın uyarılarını referandum gününde de dikkate almadı. Halkın oylamadan saatler öncesinde ve kalabalık bir şekilde sandık başına gelmesi istendi. Seçmenlere oy pusulalarına kararlarını evlerinde basmalarını ve tek bir oy verme merkezine bağlı kalmadan polis tarafından kapatılmayan herhangi bir sandıkta oy vermeleri salık verildi.

Bölgede tansiyon yükseldi. İspanya, 1975’te diktatör Francisco Franco’nun ölümünden sonra karşılaştığı en büyük krize sahne oluyor. 42 yıl aradan sonra büyük bir siyasi krize sahne oldu. Madrid Yönetimi, bölgesel haklarını sandık başında oylayan binlerce Katalanla karşı karşıya geldi. Akabinde referanduma sadece siyasi tartışmalar değil, şiddet de damga muş durumda.

Barcelona semaları Pazar günü boyunca polis ve askeri helikopterle doluydu. Binlerce Katalan Madrid’e karşı sokakları ve meydanları doldurdu. İspanya güvenlik birimlerinin sandıklara el koymaya başlamasıyla birlikte tansiyon iyice yükseldi.

Oy kullanmak için sandık başına giden Katalanlar ile güvenlik güçlerinin karşı karşıya gelmesi sonucu gerilim şiddete dönüştü. Polis, çatışmalar sırasında plastik mermi kullandı, öfke daha da arttı. Binlerce Katalan’ın “Oy vereceğiz” sloganıyla güvenlik güçlerine karşılık verdi. Kısa süre içinde İspanya polisi baskısını artırdı, dört seçim bölgesinde sandıklar el koydu, oy merkezlerinin kapılarını mühürledi. Katalanların polise cevabı ise “İşgal kuvvetleri çıksın” oldu. Bölgesel marşlar söylendi.

Katalonya’nın Girona bölgesinde, Katalonya Lideri Carles Puigdemont’un oy kullanacağı merkeze polis operasyon düzenledi. Puigdemont oy kullanmadan önce sandıklara el konuldu. Katalan lider, başka bir seçim bölgesinde oy kullanmak zorunda kaldı. Çatışmalar artarak devam etti.

Bilanço ağır

Şiddetin bilançosuna dair açıklama ise Barselona Belediye Başkanı Ada Colau’dan geldi. Colau, polisle yaşanan çatışmalar sonucu 460 kişinin yaralandığını belirtti. Madrid Hükümeti ise yaralıların sayısına ilişkin yaptığı açıklamada “onlarca kişi” ifadesini kullandı.

Yerel sağlık birimlerinden yapılan açıklamalarda ise acil servislere 38 kişinin geldiği yönünde oldu. Sadece seçim günü çıkan çatışmalarda en az 91 kişinin yaralandığı bildirildi.

İspanyol İçişleri Bakanlığı, Katalonya’da yapılan referandumla ilgili 92 oy merkezinin güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kapatıldığı belirtti.

Katalonya Başkanı Carles Puigdemont ise oylamanın sonuçlanmasının ardından 48 saat içerisinde bağımsızlığın ilan edileceğini duyurdu.

Referandum gerilimi ve ötesi

Madrid Hükümeti ile Katalonya Bölgesel Yönetimi arasındaki gerilim son dört hafta içinde artarak devam etti. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’un uyarılarını göz ardı eden Katalanlar İspanyol Anayasa Mahkemesi tarafından yasaklanan referanduma hazırlanmayı sürdürdü.

Referandum günü Katalanlardan yükselen ses İspanya Başbakanı’nın istifası yönündeydi. Şiddetin başlamasıyla birlikte istifa Katalonya Yönetimi’nde de yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Barselona Belediye Başkanı Ada Colau da İspanya Başbakanı’ndan derhal görevi bırakmasını talep etti.

İspanya Güvenlik Güçleri’nin sert müdahalesi sonrasında Katalan Yönetimi de sokağa inerek göstericilere katıldı. Rajoy’un istifa çağrılarına yanıtı ise yine aynıydı: Referandumu durdurun!

Peki anayasa ne diyor?

Tartışmaların merkezinde elbette anayasal düzenlemeler var. Zira Madrid Hükümeti’nin referandumu yok hükmünde saymasının dayanağı Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar. Mahkeme, referandumun anayasaya aykırı olduğu hükmüne vardı ve referandumu durdurma kararı aldı. Ayrıca 1978’de düzenlenen anayasasını ihlali durumunda Madrid’in, Katalan Yönetimi’nin yetkilerini askıya alma yetkisine sahip olduğunu hatırlattı.

Katalan parlamentosuna ağırlığı bulunan ayrılıkçılar, 2015 Eylül ayından bu yana, Anayasa Mahkemesi’nin yasaklamasına ve Katalan toplumu içinde fikir birliği bulunmamasına rağmen seçim çağrısı yapıyordu. Aslında ayrılıkçılığın tırmandığı bölge olarak görünen Katalonya’da, Katalanların yüzde 70’i yasal referandum yapmayı talep ediyordu. 6 Eylül’den bu yana soruşturmalar, tutuklamalar ve ani baskınlar sürüyordu.

Katalanlar ise Madrid’in uygulamalarını “Diktatörlük dönemine dönüş” olarak olduğunu savunuyor. İspanya Başbakanı Rajoy’un demokrasiyi görmezden geldiğini vurgulayan Katalanlar önümüzdeki yıllarda İspanya’nın insan hakları sicilinin kirleneceği uyarısında bulunuyor.

İspanya ekonomisi ve Katalanlar

Yaklaşık 7.5 milyon insanın yaşadığı Katalonya, İspanya’nın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 19’unu oluşturuyor. Katalonya, turistik ve sanayi gelirleri bakımından İspanya ekonomisinin temel dayanağı konumunda.

Ancak bölge büyük büyük bir borç yükü altında. Bu, bölge halkı arasında da bağımsızlıkla ilgili görüş farklılıkları yaşanmasına neden oluyor. Seçime birkaç gün kala Katalanların önemli bir bölümü, ekonomik krizle karşı karşıya kalmamak için “Katalonya İspanya’dır” yazılı pankartlar açmıştı.

Bağımsızlık referandumunun sonrasına dair tartışmalar elbette ekonomi başlığıyla sınırlı değil. Avrupa endişeli. Zira İspanya’daki krizin diğer Avrupa ülkelerini etkilemesinden ve Kıta içinde ayrılıkçı seslerin daha da artmasından endişe ediliyor.

Madrid Hükümeti’ne tepkiler artıyor

Yaşanan şiddetin ardından gözler Madrid Yönetimi’ne çevrildi. Zira İspanya Hükümeti’ne tepki artıyor. İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, Madrid’teki şiddet olaylarını kınadı. Halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duymaya çağrı yaptı.

İngiltere İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn de yaptığı açıklamada”Katalonya’da yurttaşlara yönelik saldırılar şok edici. İspanya hükümeti bu saldırıları hemen durdurmalı” ifadesini kullandı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise Katalonya’daki şiddet konusunda endişelerini dile getirdi. Bağımsızlık referandumunun ise anayasaya aykırı olduğunu vurguladı.

Yaşananlara bir diğer tepki de Belçika Başbakanı Charles Michel’den geldi. Michel, şiddeti kınayarak diyalog çağrısında bulundu.