Katar Kibri… Servet saygınlık kazandırmaz
Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye devletler arasında ilk defa olarak Katar, 1986 nisan ayında askeri bir harekat gerçekleştirdi. Operasyon kapsamında askeri birliklerini Bahreyn’in Dibel Adası’na indirmiş ve orada çalışan toplamda 29 personel ve inşaat işçisini alıkoymuştu. Merhum Kral Fahd yönetimi z
Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye devletler arasında ilk defa olarak Katar, 1986 nisan ayında askeri bir harekat gerçekleştirdi. Operasyon kapsamında askeri birliklerini Bahreyn’in Dibel Adası’na indirmiş ve orada çalışan toplamda 29 personel ve inşaat işçisini alıkoymuştu. Merhum Kral Fahd yönetimi zamanında Suudi Arabistan olaya müdahil olmuş ve onun aracılığıyla alıkonanlar 17 gün sonra kurtarılmıştı. Katar’ın eski emiri ve dönemin veliahtı ve dışişleri bakanı olan Hamad bin Halife tarafından atılan bu vahşi ve düşmanca adım, Körfez ülkeleri açısından bir facia olarak değerlendirilmişti. Nitekim şiddetli sınır tartışmalarında bile aralarından bir devlet daha önce böyle yıkıcı bir adım atmamıştı. Bu olayın ardından Uluslararası Adalet Divanı, Katar’ın mahkemeye sunmuş olduğu sahte belgelere rağmen Havar Adaları’nın eskiden olduğu gibi, Bahreyn’de kalmasına hükmetti. Doha, Bahreynli olan her şeye tepeden bakmaya devam etti. Halbuki Bahreyn en yakın komşusu idi. Her iki tarafta bulunan ailelerin yarısı birbirleri ile akrabaydı. Bunlardan bazısı Katar vatandaşlığı almadan önce Bahreyn’de doğmuştu. Ne var ki, Katar Allah’ın kendisine bahşettiği doğal zenginlikleri, ona gözdağı vermek için bir yandan ahlaki olmayan, diğer yandan acınası bir yolla istismar etti. Bu tutum, paranın her şeye hükmedebileceğini dillendirmeye kadar vardı. Katar her durumda bu davranışların kendisine kazanç sağladığını düşündü. Gücünü ve şerefini ispat etmek için parayı bir baskı aracı olarak kullandı. Bu büyük bir tatsızlıktı. Bahreyn’in İçişleri Bakanı Şeyh Raşid bin Abdullah, 2011 şubat krizi için düzenlenen zirvede gazetemize, Katar’ın düşmanlık ve kibir tarihini anlattı. Konuşmasında Doha’nın, içişlerine burnunu sokarak rejimi düşürmek isteyen radikal muhalifleri mali destekle yönlendirdiğini, Katar ve Bahreyn arasında bir köprü inşası projesini askıya aldığını açıklayan bakan sözlerine şunları ekledi, “Körfez Yardım Programı’nda Katar, İşbirliği Konseyi’ne üye kardeşlerini örnek alarak payına düşeni ödemedi. Bununla birlikte Bahreyn’e gaz ihraç edilmesine engel oldu. Yanıbaşımızdaki Katar, dünyanın farklı ülkelerine ihraç ederken, bizi ithalat için Rusya ile anlaşma yapmaya mecbur etti.”
Katar’ın kardeşine karşı yaptığı bu yüz kızartıcı davranışının tarihi arka planının ayrıntılarına girmeye lüzum yok.Bununla beraber Katar yönetiminin nahoş tavrı, doğal kaynakları ile diğer bir devlete karşı üstünlük sağladığı inancına dayanmakta.Vatandaşın sahip olduğu malın miktarının, onu diğer halklardan üstün kılmak için hakiki ölçü olduğu aptal fikirleri dillendirmesiyle sınıra dayandı. Bahreyn, Katar’ın bu imalarına doğrudan veya dolaylı olarak en çok maruz kalan devlet oldu. Bahreyn Dışişleri Bakanı bu duruma şu sözleriyle işaret etti, “Allah’a hamd olsun, biz parlak ve üretken bir halka sahip olmakla, maddi servetlere üstün gelecek bir zenginliğe sahibiz. Mal mülkten bahsetmediğimiz için de Allah’a daha fazla şükrediyoruz.” Şüphe yok ki Katar’ın Bahreyn’e yönelik bu kibirli siyaseti, çok açık ve tüm komşuları yalnızlaştırma krizinde net bir şekilde görüldü. Artık ortada gizlice dillendirilecek bir şey yok. Doha kendisini, sahip olduğu doğal kaynakların ve servetin komşularına karşı düşmanca siyasetine devam etmesine izin verdiği yönündeki yüzeysel anlayışa adamış. Siyasi ve toplumsal kavramlara itibar etmiyor. Katar’ın zenginliğinin istediği her şeyi kendisine verebileceğini zannediyor. Bu mantığın; ülkelerini yüceltmeyi bırak onun değerinden eksilttiğini bilseler halklar, o zaman değerleriyle değil de pahasıyla övünür müydü?!
Tarihi ve coğrafyasına karşı zenginliği ve kaynaklarıyla övünen her devlet, gider ve geri gelmez.
Para birçok şeyi satın alabilir ancak, şeref ve itibarı satın alamaz. Katar, servetin açık kara sınırı satın alamadığını unutuyor. Dünyanın tüm hazineleri de gelse Türkiye ve İran’ı, Körfez’in komşusu yapamaz.