Katar’ın “terör gruplarına ödeme yaptığı” iddia edildi

Açığa çıkan ‘gizli belgeler’, Katar’ın Irak’ta kaçırılan 25 vatandaşının serbest bırakılması için yüksek miktarda fidye ödediğini ortaya koydu. Nitekim ödeme yapılan birey ve grupların ABD tarafından terör yanlısı olarak nitelendirildiği belirtildi. Doha terör gruplarıyla olan bağlarını sürekli olar

Katar’ın “terör gruplarına ödeme yaptığı” iddia edildi

Açığa çıkan ‘gizli belgeler’, Katar’ın Irak’ta kaçırılan 25 vatandaşının serbest bırakılması için yüksek miktarda fidye ödediğini ortaya koydu. Nitekim ödeme yapılan birey ve grupların ABD tarafından terör yanlısı olarak nitelendirildiği belirtildi.

Doha terör gruplarıyla olan bağlarını sürekli olarak inkar etmesine rağmen, Washington Post gazetesinin yayınladığı yeni belgeler, Katar’ın 2015 yılında Irak’ta kaçırılan Katarlıların serbest bırakılması kapsamında radikalizm yanlısı gruplara yaklaşık 1 milyar dolar fidye ödediğini ortaya koydu.

Radikal milisler, Irak’ta bir av gezisinde bir grup Katarlıyı kaçırmıştı. Doha ise, söz konusu kişilerin serbest bırakılması için 1 yıl boyunca çaba sarf ederek, nihayetinde de kaçırılanlar için fidye ödenmesini kabul etti. Washington Post’un aktardığına göre, Katar fidyeci birey ve kurumlara ödemede bulundu. Bu bağlamda Katarlı yetkililer arasındaki bazı yazışmaları gösteren birkaç belge kamuoyuna sızdı.

Belgeler ise, fon dağılımının ABD terör listesindeki milis ve bireylere yönelik olduğunu gösterdi.

Belgelere göre, söz konusu gruplar arasında İran Devrim Muhafızları, Hizbullah ve Irak Hizbullah Tugayları da yer alıyordu. Ödemeler, Nusra Cephesi de dahil iki Suriyeli muhalif grubun, Lübnan Hizbullah’ının yanı sıra İran, Irak ve Türkiye hükümetlerini içeren büyük anlaşmanın bir parçasıydı.

Washington Post’a göre, konuşma ve mesajlar, İran ve Iraklı yetkililere 5 ila 50 milyon dolar arasında değişen ve Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani’ye 50 milyon dolar tutarında ödemelerde bulunmuş Katarlı bazı diplomatlara dikkati çekti.

Öte yandan Katar, geçtiğimiz yıl kaçırılan vatandaşlarının serbest bırakılması için birkaç ülkeden de yardım aldığını kabul etti. Ancak bu amaçla terör gruplarına ödeme yaptığı iddialarını reddetti.

Geçtiğimiz Nisan ayında rehinelerin serbest bırakılması için 16 ay süren yoğun görüşmeler sırasında, üst düzey Katarlı bir diplomat, ülkesine karşı yapılan “soygunu” eleştirdi.

Nitekim o dönemde Katar, Irak’ta kaçırılan 25 vatandaşının serbest bırakılması için gizli görüşmelere başladı. Ancak yapılan pazarlıklar, kolektif bir “mafya” şantajı halini aldı. Katar’ın Bağdat Büyükelçisi Zayed bin Said Hayarin, “Hükümet ve en az 6 milis Katar’dan para koparmaya çalışıyor” açıklamasında bulundu. Hayarin ayrıca, “Suriyeliler, Hizbullah, Irak Hizbullah Taburları… Hepsi para istiyor… Bunların tamamı hırsız” dedi. Ancak gizli belgelere göre, buna rağmen Katar, ödemeyi gerçekleştirdi.
Nisan ayında gönderilen mesajlarda, Katarlı yetkililerin öfke ve endişeleri de ortaya koyuldu. Zira Washington Post’un aktardığına ve ulaşılan bilgilere göre, Katar, Irak’ın güneyinde bir av gezisinde kaçırılan Katar vatandaşlarından 16’sının yanı sıra Katar kraliyet ailesinin 9 üyesinin serbest bırakılması için en az 275 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.

Gizli kayıtlar, ilk ödeme planının, arabuluculuk rolünü üstlenen bireylere ve gruplara 150 milyon dolarlık bir ek ödeme yapıldığını gösterdi. Ancak ABD’li yetkililer bu birey ve grupların, uzun zamandır tanınmış terör gruplarına finans sağladığını düşünmekte. Aktarılana göre bu gruplar arasında İran Devrim Muhafızları ve Irak savaşında ABD güçlerine karşı korkunç saldırılarda bulunan Irak Hizbullah Taburları da yer alıyor.

Ödemelerin Lübnan Hizbullah’ı milislerinin ve El Kaide ile yakın ilişkileri bulunan Sünni isyancı grup Nusra Cephesi ve en az iki Suriyeli muhalif grubun da yanı sıra İran, Irak ve Türkiye hükümetleriyle ilgili büyük anlaşmaların da bir parçası olduğu ifade edildi. Nitekim Katarlı rehinelerin serbest bırakılması için gereken toplam miktarın bir dönem 1 milyar dolara yükseldiği belirtildi.

Öte yandan rehinelerin serbest bırakılması için birkaç ülkeden yardım aldığını kabul eden Katar, anlaşma kapsamında terör örgütlerine ödemede bulunduğu yönündeki iddiaları da defalarca reddetti. New York Times’ın ulaştığı bir mesaja göre, Katar’ın Washington Büyükelçisi, ülkesinin söz konusu olay bağlamında herhangi bir fidye ödemediğini savundu. Büyükelçi Meşal Bin Hamad Al Sani mesajda, Katar’ın terörü destekleyen faaliyetler yürüttüğü fikrinin yanlış olduğunu vurguladı.

Mesajda ayrıca, Katar’ın rehin alma krizini sona erdirmek için ödeme yaptığı inkar edilmedi. Bu bağlamda bazı hükümet yetkililerine ödeme yapıldığına işaret edildi. Aynı şekilde “Irak ve Katar arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme ve kaçırılan rehinelerin güvenliğini sağlama” konusunda Katar’ın Irak ile yürüttüğü girişimler de belirsiz.

Diğer taraftan Washington Post’un ulaştığı konuşma ve mesajlar, her zamankinden daha karmaşık bir tabloyu gözler önüne serdi. Öyle ki aktarılana göre, bazı milis güçleri liderlerinin yanı sıra Iraklı ve İranlı yetkililere 5 ila 50 milyon dolar arasında bir ödeme yapılmasını onaylayan Katarlı diplomatlar, Irak Hizbullah Tugaylarına da yaklaşık 25 milyon dolar tahsis etti. Aynı şekilde Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye de rehine krizi kapsamında önde gelen bir katılımcı olması dolayısıyla 50 milyon dolar ödedi. Nisan 2017’de Katar’ın Bağdat Büyükelçisi Hayarin tarafından gönderilen bir mesajda, “Parayı, vatandaşlarımızın serbest bırakılmasından sonra alacaksınız” ifadelerine rastlanırken, görüşmenin Irak Hizbullah Tugayları ile gerçekleştirildiğine dikkat çekildi.

Söz konusu mesajlar, Washington Post’a sızdırılmadan önce yabancı bir hükümet tarafından rehine krizi kapsamında kaydedilmiş gizli kayıtların bir parçası olarak yayınlandı. Nitekim mesaj ve belgeler arasında, yer alan yabancı hükümetleri ifşa etmemek şartıyla, Washington Post muhabirlerinin inceledikleri Arapça telefon görüşmeleri ve Arapça sesli mesajlar da bulunuyor.

Aynı şekilde Katarlı yetkililer, söz konusu belgelere dair bazı konulara değinmekten kaçındı. Ortadoğu bölgesinden üst düzey bir yetkili, sızan belgelerdeki miktarın müzakereciler tarafından sunulduğunu, ancak nihayetinde Katar’ın reddi ile karşılaşıldığını belirtti. Yetkili, bazı mesajların gözden geçirildiğini, üzerinde oynama yapılmış gibi göründüklerini ifade ederken, ayrıntılı bilgiye ise yer vermedi. Yetkili ayrıca, rehinelerin serbest bırakılmasından birkaç gün önce, yani Nisan 2017’de yüz milyonlarca Katar riyalinin Bağdat’a gönderildiği iddialarını da reddetmedi. Yetkili, Iraklı yetkililerin Katar’a iade edilmeyen fonlara el koyduğunu da vurguladı.

Öte yandan Katar’ın, rehinelerin serbest bırakılması konusunda radikal gruplarla gerçekleştirdiği pazarlık, Katar ve aralarında İran’la dostça bağları olduğu iddia edilmiş Katar liderlerini eleştiren Arap komşuları arasında bir krize dönüştü. Kriz, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de zaman zaman bu pozisyonu benimsemesine yol açtı. Öyle ki geçtiğimiz Haziran ayında Trump, Katar’ın komşularına yönelik desteğini dile getirirken, onu “uluslararası açıdan üst düzeyde terör finansmanı” olmakla eleştirdi.