Körfez Kalkanı… Bir tatbikattan daha fazlası
Suudi Arabistan’ın doğu kıyılarında düzenlenen Körfez Kalkanı, normal bir askeri tatbikat değildi. Bu tatbikat, bölgede ve dünyada icra edilen diğer onlarca tatbikata benzemiyordu. Körfez Kalkanı, farklı bir askeri düşünceyi ortaya koydu. Tatbikat hazırlığı 1,5 yıl sürdü. Bu tatbikatta on binlerce k
Suudi Arabistan’ın doğu kıyılarında düzenlenen Körfez Kalkanı, normal bir askeri tatbikat değildi. Bu tatbikat, bölgede ve dünyada icra edilen diğer onlarca tatbikata benzemiyordu. Körfez Kalkanı, farklı bir askeri düşünceyi ortaya koydu. Tatbikat hazırlığı 1,5 yıl sürdü. Bu tatbikatta on binlerce kara, hava, deniz birlikleri ve stratejik silahlar kullanıldı. Bu, bölgedeki askeri güçlerin en büyük operasyonlarından birisidir. Tatbikata katılan 4 ülke, kesinlikle en güçlü 10 ordu arasında sınıflandırılmaktadır. Bu tatbikat, dünya düzeyinde en büyük askeri harekât planlarından birisidir. Daha da önemlisi hazırlanan senaryo, bölgede şu anki gerçek tehditleri andırıyordu. Bomba yüklü tekneler, profesyonel askeri operasyonlar, sahil indirme operasyonları, denizde düşman güçlerine karşı çatışmalar, düzenli ve düzenli olmayan -ki düzenli olmayan savaşta karşı taraf, milis güçleri olabilir- iki çeşit savaş örneği…
Tabi bu manevralar, daha çok Tahran’a yönelik olduğu şeklinde yorumlandı. Ancak ben, bunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü İran, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın CBS televizyonuna verdiği röportajda ifade ettiği gibi, Suudi Arabistan’ın bir dengi değildir. Ayrıca İran ordusu, İslam dünyasında ilk 5 ordu arasında yer almamaktadır. Nitekim bana göre gerçek ordular, düşmanlarına mesaj göndermek için gösteri yapmazlar. Aksine gerçek ordular, askeri planının gücünü, savaş operasyonlarını idare etmedeki üstün becerisini sağlamlaştırmayı ve en modern silahlanma tekniklerini kullanmayı hedefler. İşte profesyonel ordular, becerilerini önceden planladıkları gibi ortaya koydular. Bu hedefler, Kral Selman bin Abdulaziz’in bahsettiği çerçevede gerçekleşmektedir. Kral Selman, tatbikatların bölgeyi kuşatan tehditlere ve tehlikelere karşı koymak için ortak bir koalisyon ve ortak bir askeri örgüt içerisinde çalışmak olduğunu belirtti.
İster düzenli ordulardan isterse milis ve terör gruplarından gelen tehditlerle ilgili olsun bölgede farklı tehditlerin olduğu konusunda hiç şüphe yoktur. Milis ve terör grupları, bölgenin güvenliğine ve istikrarına yönelik en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Belki de bu dev tatbikatın en önemli mesajı, saldırgan faaliyetlere karşı koymada modern yöntemin varlığıdır. Zira bu saldırgan eylemlere karşı koymak için uluslararası plan ve koordinasyon gerekiyor. Tabi 24 devletin hepsinin de gelecekte herhangi bir askeri işbirliğine katılması şart değildir. Kesinlikle her devletin politik hesapları vardır. Önemli olan Amerikan, Fransız ve İngiliz güçleri gibi tatbikata katılan birliklerden birçok deneyimin kazanılmış olmasıdır. Bu güçler, bir koalisyon kapsamında güvenliği sağlamlaştırmak amacıyla tatbikata katılan birliklerin becerisini ve profesyonelliğini geliştirerek ortak işbirliğini pekiştirmeye çalışıyor. Ayrıca bu güçler, bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden bütün potansiyel tehlikeleri göz önünde bulunduruyor. Son yıllarda olduğu gibi bu koalisyonlara öncülük eden Riyad’dır. Nitekim Riyad, Yemen’de meşruiyeti yeniden sağlamak için Arap koalisyonuna öncülük etti. Ayrıca Terörle Mücadele Askeri İslam Koalisyonu, Riyad’ın öncülüğünde gerçekleşti.
Önceki gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr, terörle mücadele etmek için Suriye’ye askeri birlik gönderme konusunda ülkesinin tutumunu yineledi. Adil el-Cubeyr, Suriye’ye birlik gönderme düşüncesinin yeni bir düşünce olmadığını ve bu düşünceyi Washington’a sunmadan önce ve sonra Suudi Arabistan’ın bu hususta Terörle Mücadele İslam Koalisyonu’nda yer alan ülkelere teklifte bulunduğunu dile getirdi. Önceki ABD yönetiminin Suudi Arabistan’ın önerisini değerlendirip değerlendirmediği meselesini bir kenara bırakacak olursak, şayet Riyad, askeri birliklerinin yüksek düzeyde profesyonel ve hazır olduğunun farkında olmasaydı, kendi politikasını desteklemezdi. Bundan dolayı Suudi Arabistan Krallığı, bölgeye öncülük etmek için kendisine verilen rolün tamamen farkında. Ayrıca Suudi Arabistan, bu konuda kendisini destekleyen askeri ittifaklara sahiptir.