Korkudan titreyen medya
İngiltere, Kral Halid Havaalanını hedef almakta başarısız olan Husi-İran füzelerinin atılmasını protesto ederken, İrlanda’nın Dublin kentinden kalkan balistik bir füzenin Heathrow Havaalanına yöneldiğini düşünerek bu protestoyu yapmıştır. ABD Başkanı Donald Trump ta bu aşağılık eylemi kınarken Miami
İngiltere, Kral Halid Havaalanını hedef almakta başarısız olan Husi-İran füzelerinin atılmasını protesto ederken, İrlanda’nın Dublin kentinden kalkan balistik bir füzenin Heathrow Havaalanına yöneldiğini düşünerek bu protestoyu yapmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump ta bu aşağılık eylemi kınarken Miami Havaalanını hedef alan ve Küba’dan ateşlenen Küba-Rus füzesini tahayyül ederek kınamış, ve eminim ki, bunu yaparken kendini nasıl zapt edeceğini ve uygun yanıt vermek için nasıl davranacağını kestirmekte güçlük çekmiştir.
İşte budur, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın karşı karşıya olduğu durum, ve durum karşısında Riyad’ın dostlarının tepkisi de budur.
Husiler tarafından dün gece Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a atılan üç roket, başta Kral Halid Uluslararası Havaalanı ve diğer yerleşim bölgeleri olmak üzere yoğun nüfusu olan bölgeleri hedef aldı. Ondan başka, Necran, Jizan ve Kamis Muşayt kentlerini hedef alan diğer füzeler de Suudi Arabistan hava savunması tarafından havadayken patlatıldı.
Hiç şüphe yok ki, bu provokasyon amaçlı eylemlere karşı Krallığın ne zaman ve nasıl yanıt vereceği konusunda cevap verme hakkı mahfuzdur. Ama akla şu soru takılmadan da edilmiyor: Bir günde bu kadar füze neden, bu zamanlama ve yoğunluğun sebebi ne?
Bence, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın ziyaretlerinde elde edilen başarılar ve özellikle askeri ve siyasi başarıları, Husilerin patronlarını, yani İran ve Katar’ı, olumsuz yönde etkilemiştir.
Başkan Trump açıkça söyledi; ABD terörü destekleyen herhangi bir ülkeyi boykot edecektir. Yarası olan gocunur misali, Katar, adı geçmese de ve kendisine dair herhangi bir ipucu verilmese de, üzerine alındı. Ayrıca Trump, önümüzdeki iki ay içinde, İran’a karşı yaptırımda bulunmakla tehdit etti. Trump, kendini rahat hissetmesi ve istediği gibi hareket etmesi için, kendini şahinlerle çevreledi; ulusal güvenlik danışmanlığına sertlik yanlısı ve İran karşıtlığıyla tanınan John Bolton’ atadı, ondan önce de, dört ülke tarafından boykot edilen Katar’a yönelik sabır gösteren ve tereddütlü davranan Rex Tillerson yerine Mike Pompeo’yu dışişleri bakanlığına atadı.
Dikkatiniz çekerim, tüm bu olaylar, Suudi Veliahdının İngiltere ve ABD ziyaretine denk geldi. Bu ziyareti medya çok yakından takip etti, prensin her adımı, her buluşması ve davetliler listesi dahi takip edildi. Bu ziyaretin etkisini ve özellikle Yemen konusuyla ilgili görüşmeleri ve teröre karşı yapılan askeri anlaşmaların etkisini anlamak istersek korkudan titreyen İran ve Katar medyasını okuyup izlemeniz yeterli olacaktır.
Kur’an-ı Kerim’de geçen ayette olduğu gibi, ‘Her gürültüyü de kendilerine yönelik sanırlar’. Bu ayet burada bu durumu çok iyi özetliyor; ama bu kadar korkmaları da aşırıya kaçıyor, zira; veliaht, istese, konuyu bir telefon konuşmasıyla halledebilir.
İran ve Katar medyası veliahdın ziyaretini adım adım izledi, olayları ters anlayan ve çarpıtan analistleri konuşturdu; veliaht ziyaretinin faydasız olduğunu, silah, teknoloji ve yapay zeka anlaşmalarına verilen meblağların heba edildiğini, ve Amerikalılara daha fazla iş imkanı yaratmak için Trump’ın Suudi Arabistan’ın paralarına el koyacağı fikrini pazarlamaya çalıştılar.
Suudi Arabistan, gelecek vaat eden sektörlerde yatırım yapmak için stratejik yatırım alanları arıyor ve hem Suudi Arabistan hem de dost ülkeler topraklarında bu projelere bu fonların bir kısmını yatırıyor. Suudi Arabistan’ın bilgi teknolojileri, askeri endüstriler, eğitim, nükleer enerji ve eğlence alanlarında yatırım projeleri kurmak için kullandığı büyük fonlar, 2030 Büyük Ulusal Vizyon’un bir parçası olarak Krallığa ve insanlara iyi bir şekilde geri döneceğini Husilerin patronları iyi biliyor.
İran ve dostlarının bilmesi gereken bir gerçek var; farklı bir ülke ortaya çıkartmak için farklı bir bin sisteminin temelini yeniden atan bir Suudi yönetimi var. Ayrıca, Suriye, Libya, Bahreyn ve Mısır’daki terör örgütleri ve silahlı grupları destekleyen Katar’a veya Doha’nın aşırılıklarına göz yummayacak müttefikler, arkadaşlar ve yeni yönetimler de var. Ve şurası kesin ki, bu müttefik ve arkadaşlar İran rejiminin, silah kaçakçılığına, kara para aklamasına, uyuşturucu kaçakçılığına, Hizbullah gibi terör örgütlerinin finanse edilmesine ve Suriye’deki milyonlarca masum sivilinin öldürülmesi ve yerlerinden etmesine karşı ciddi tedbirler alacaktır.
Trump’ın kusurlu nükleer anlaşmaya olan yeni tavrı İran’ı panik haline soktu, zira; Trump ya anlaşmadan çekileceğini ya da koşulları sertleştireceğini açıklamıştı, bu da Tahran’ın hesap etmediği bir felakettir. Ancak, anlaşmanın imzalanmasından iki yıl sonra İran’ın hiçbir şey yapmadığını ve anlaşmanın imzalanmasının İran vatandaşlarına için her hangi bir şeyi değiştirmediğini de unutmamalıyız, çünkü serbest bırakılan fonlar rejimin dış operasyonlarını finanse etmek için kullanıldı. Bu iki yıl zarfında İranlılar, yaptırımların kaldırılmasına sevineceğine, vatandaşların kızgınlık içinde sokaklarda protestolar düzenlediğini, dini lider hakkında 1979 yılından beri en ağır sözleri duvarlara yazdığını gördük. Katar’a gelince, paralarını devletin geleceği ve stratejik müttefikler edinmek için harcamadı, kendi sistemini korumak için Türk ve İran askerleriyle birlikte önüne geleni çağırdı. Bu kuşkusuz, hiç bir Körfez ülkesinin yapmadığı bir utanç. Saddam’ın Irak’ı işgal ettiği günlerde bile, çağırılan güçler Arap ve uluslararası bir karara binaen, ve su götürmez bir işgal ortamında yapıldı.
Trump’ın yapmayı planladığı şeyler Riyad’ın ne isteğiyle ne de kışkırtmasıyla yapılacak, bununla birlikte, bu yaptırımlar Ortadoğu’da ve dünyada uluslararası barış ve güvenliğin tesis edilmesini destekleyecektir, zira; teröristlere ve terörü destekleyen Katar, İran ve diğer ülkelere göz yummak bumerang gibi doğrudan Avrupa ve ABD’ye geri döneceğini Trump ve Batı da bilmektedir.
Ortadoğu çatışmaları bilinmeyen bir muamma değildir; çatışan, çatışma sebepleri ve kullanılan yöntemler biliniyor. Çatışmaları durdurmaya niyeti olan, barışı korumaya istekli olan ve caydırıcı olmak isteyen için de bu çatışmaları durdurma yöntemleri de biliniyor.