Korkutan uyarı: DEAŞ er ya da geç yeniden ortaya çıkacak
Batılı uzmanlar, DEAŞ’ın ortaya çıkmasına yol açan temel sorunlara henüz çözüm bulunmamasının, radikal grupların er ya da geç yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği konusunda uyardı. AFP’de yer alan habere göre, ‘askeri müdahale ve güç kullanımının’ bir hastalığın sadece semptomlarının tedavisin
Batılı uzmanlar, DEAŞ’ın ortaya çıkmasına yol açan temel sorunlara henüz çözüm bulunmamasının, radikal grupların er ya da geç yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği konusunda uyardı.
AFP’de yer alan habere göre, ‘askeri müdahale ve güç kullanımının’ bir hastalığın sadece semptomlarının tedavisini sağlayacağı, ancak hastalığın tamamen ortadan kaldırılması için hastalığa sebep olan faktörlerin çözülmesi gerekir.
“Risk henüz ortadan kalkmadı”
Haberde görüşlerine yer verilen uzmanlar, El Kaide’nin 2008 yılında Irak’ta uğradığı yenilgiyi işaret ederek, bundan 4 yıl sonra DEAŞ’ın ortaya çıkmasını örnek gösterdi.
Fransa Dış İstihbarat eski Genel Müdürü Bernard Bajolet, gazetecilere yaptığı açıklamada, “DEAŞ yenildi. Fakat örgüt hala tehlikeli. Risk henüz ortadan kalkmadı” diyerek, DEAŞ’ın ortaya çıkmasına yol açan temel sorunların hala çözülmediğine dikkat çekti.
Irak’ta yaşanan süreç Suriye’de yaşanıyor
ABD’nin 2003 yılında Irak’a müdahalesinin, Sünnileri dışlayarak Şiileri iktidara taşıdığına dikkat çeken Bajolet, Suriye’de de aynı şeylerin yaşandığını ve Sünnilerin marjinalleştirildiğini söyleyerek, “Bu sorunlar için askeri ve güvenlik anlamda çarelerimiz var. Ama temel nedenlerine gerçekten inemedik” dedi.
‘DEAŞ Suriye’de yeniden yükselişe geçecek’
AFP, George Washington Üniversitesi’nde araştırmacı olan Hasan Hasan’ın ‘DEAŞ Suriye’de yeniden yükselişe geçecek’ başlıklı yeni analizine de yer verdi.
Söz konusu analizde, “Militanlar yenilse de, ortaya çıkış nedenlerini arkalarında bıraktı. Eğer tarihten ders alındıysa, biliyoruz ki cihatçılar bu değişken durumdan faydalanacak. Esed’e muhalif gruplara katılacaklar. Saflarını yeniden şekillendirdikten sonra bölgede kalıcı bir varlık kuracaklar” ifadeleri kullanıldı.
Militanlar ‘doğru zamanı’ bekliyor
Irak örneğine değinilen analizde, “Sünni militanlar gizli işler için nasıl hareket edeceklerini, Uluslararası Koalisyon’un üstün askeri gücü karşısında sabırla bekleyip nasıl saklanacaklarını biliyordu. Militanlar, Iraklı Sünniler arasına sızarak kendilerini ‘onların tek savunucusu’ olduğuna inandırmaya çalıştı. Kendilerine direnenleri de saldırı ve suikast ile korkutup sindirdi” yorumu yer alırken, militanların şu an toplumun içinde saklanarak, ideolojik etki ve sindirme uygulamaları ile sadece ‘doğru zamanı’ beklediğine dikkat çekildi.
Hasan kaleme aldığı analizde, “İsyan hareketi, bu olgunun ortaya çıkmasına izin veren konulara bir çözüm bulunmadıkça kendi başına yok olamaz. Yıllarca hatta on yıllarca yeniden ‘doğacağı’ doğru zamanı bekler” dedi.
Ortadoğu uzmanı ve Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Jean-Pierre Filiu ise, “DEAŞ, Suriye topraklarının birkaç bin kilometrekaresini hala kontrol ediyor. Irak topraklarının büyük bir bölümünde ise ölü hücreler halinde bulunarak, sınırın her iki tarafında onu yok etmesi gereken güçler arasındaki uzlaşmazlıktan yararlanıyor” şeklinde konuştu.
Filiu, ABD önderliğindeki koalisyonun, geçen yıl gerçekleştirilen savaşta tahrip edilen ve DEAŞ’ın kalesi sayılan Rakka’yı terk etmesi nedeniyle militanların dönüşü için elverişli bir durum yarattığını da dile getirdi.
Ortadoğu’nun dışındaki bölgelerde radikalizm tehlikesi bulunuyor
‘Güneş Doğu’dan doğmaz’ isimli kitabında anılarını kaleme alan Fransız diplomat Bernard Bajolet de, “Sahel bölgesindeki güvenlik yaklaşımı yeterli değil. Örneğin, Mali’nin kuzeyindeki azınlıklar ya da Fulani gibi bazı kabile azınlıklarının sorunlarına çözüm bulmaya yeterli önem verilmiyor. Bu durum, Afganistan’da daha da kötü durumda. Muazzam çabalara rağmen, neredeyse sıfır noktasına geri dönüyoruz. Ülkenin yarısı Taliban kontrolü ve hatta geceleri daha fazla” diyerek Ortadoğu’nun dışındaki bölgelerde mevcut olan radikalizm tehlikesine dikkat çekti.
Uzmanlara göre, askeri harekatın yetersizliğini idrak etmek kolay. Fakat, hepsi, siyasi elitlerin azledilmesi, yolsuzluk, kalkınamama, fakirlik, dini radikalizm ya da suç örgütlerinin etkisinin temel sebeplerini ele almaktansa, hava saldırılarını başlatmanın çok daha kolay olduğunu kabul ediyor.