Kral Fransuva ve Da Vinci
Kral Fransuva, 16. yüzyılda tahta çıktı. Zarif bir kişiliğe sahip olduğu ve zarifleri sevdiği biliniyor. Dahası yüksek bir kültür birikimine sahipti. Kendisi için birkaç tablo yapmak üzere meşhur İtalyan sanatkâr Leonardo Da Vinci’yi davet etmişti. Ancak Fransa’nın havası Da Vinci’ye yaramadı ve rah
Kral Fransuva, 16. yüzyılda tahta çıktı. Zarif bir kişiliğe sahip olduğu ve zarifleri sevdiği biliniyor. Dahası yüksek bir kültür birikimine sahipti. Kendisi için birkaç tablo yapmak üzere meşhur İtalyan sanatkâr Leonardo Da Vinci’yi davet etmişti. Ancak Fransa’nın havası Da Vinci’ye yaramadı ve rahatsızlandı. Kral onu günlük olarak ziyaret etti. Ressamı ziyarete gideceği günlerden birinde Kral’ın yanına devlette görevli soylulardan biri geldi. Kendisine Da Vinci’yi ziyaret etme yolunda olduğunu söyleyerek, “Onlarca soylu yaratabilirim. Ancak Da Vinci gibi bir dâhiyi ancak Allah yaratabilir” demişti.
Bu Kral şakacı bir yapıya sahipti. Bir gün bakanı Dobra’ya bir şaka yapmak istedi. Bakan açgözlülüğü ile bilinirdi. Birçok siyasetçinin yaptığı gibi kendisi için birçok mevki seçmişti. Kral, Bakanı çağırtarak ona Papa’nın öldüğünü söyledi. O da “Efendim, şu an devlet için bu görevi sizin gözetiminizde bulunan birinin devralmasından daha önemlisi yoktur” dedi. Kral, “Bu neden sen olmayasın?” dedi. O dönemde Papalık satın alınan bir mevkiydi. Dobra “Bu hedef ulaşabilmek için söz makamı satın alabilecek yeterli param yok” dedi. Ardından, Bakan hemen gidip bunun için 2 ton altın getirerek Kral’a teslim etti. Anca Kral, “Bunları hazineye ekleyeceğim” dedi. Dobra bu paranın Papalık satın almak ve göreve getirilmesi için tahsis edilmesini bekliyordu. Bu sırada Fransa’nın Roma Büyükelçiliği’nden Papa’nın sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirten mektuplar geldi. Bakan’ın Kral’dan parayı istemekten başka çaresi kalmadı. Fakat Kral talebine, “Emin ol, Papa bir gün ölecek!” şeklinde yanıt verdi. Ustaca bir şakaydı.
Bu zarif Kral’ın İspanyollarla olan hikâyeleri de meşhurdur. Onlarla yaptıkları savaşta esir alındı. Kapısını alçalttıkları bir odaya koydular. Böylece İspanyollardan önde gelenlerin karşısına çıktığı zaman eğilmek zorunda kalacaktı. Fransuva baktı ki maksatları onu aşağılamak, bunu boşa çıkaracak şekilde davrandı. Onunla ilk karşılaştıklarında öncelikle sırtını görebilmeleri için kapıdan çıkarken sırtını döndü.
Aynı hikâye Avrupalı Kralı ile görüşmek için giden bir Arap Büyükelçisi için de anlatılır.
Arapların onurları, itibarları ve izzetlerinin gücünü duydular. Onu girişi alçaltılmış bir kapıdan geçirerek küçük düşürmeye çalıştılar. Ancak Arap Büyükelçi sırtını dönerek girdi. Böylece Avrupalılara karşı arkasını dönmüş oldu. İspanyolların veya Fransızların Araplara ait bu hikâyeyi duyarak kendi kralları ve önemli şahsiyetlerine mâl edip etmediklerini bilmiyorum.
Kral Fransuva, Doğu medeniyetleri ve kültürleri ile ilgilenen Avrupa’nın en önemli krallarından biriydi. İstanbul’daki Osmanlı Sultanı ile güçlü ilişkiler kurdu. Karşılıklı yazışmalar gerçekleştirip hediyeleştiler. Bu, Osmanlı İmparatorluğu boyunca Fransız kültürü ve Fransızcayı köklü hale getiren faktörlerden biri oldu.