Kudüs Zirvesi’nden ekonomi zirvesine

Arap Birliği Zirvesi’nin gerçekleşmesi başlı başına bir haber konusu olabilir, zira; Arap ülkeleri arasındaki bölünmüşlük en iyimser gözlemcilerin dahi bu zirvenin gerçekleşememesi yönünde korkularını körüklüyordu. Bu zirvenin en büyük kazanımı, İran ve Türkiye tarafından çalınmak istenen Kudüs dava

Kudüs Zirvesi’nden ekonomi zirvesine

Arap Birliği Zirvesi’nin gerçekleşmesi başlı başına bir haber konusu olabilir, zira; Arap ülkeleri arasındaki bölünmüşlük en iyimser gözlemcilerin dahi bu zirvenin gerçekleşememesi yönünde korkularını körüklüyordu. Bu zirvenin en büyük kazanımı, İran ve Türkiye tarafından çalınmak istenen Kudüs davasının Arap politik yaşamının en ön saflarına geri konmasıdır.

İran ve Türkiye, Arap topraklarını işgal edereken, bazı Arap ülkelerinin işlerine açık müdahalede bulunurken ve bu yollarla Arap ulusal güvenliğine karşı tehdit oluştururken, bazı Arap hükümetleri bu gerçeği inkar etmeye çalışıyor.

İran’ın resmi açıklamasına göre, Tahran, dört Arap başkentini işgal etmiş durumda, tabii, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait İran’ın işgal ettiği üç adayı da unutmamak lazım. Bütün bu gerçekler İran ve Türkiye’nin bir korkuluk veya öcü olmadığını, gerçek ve fiili olarak var olan bir tehlike haline geldiğini gösteriyor. Suudi Arabistan’ın Filistin davasını Arap politik sahnesinin en ön safhasına geri koymadaki lider rolü üzerine Arap dünyasının ‘sembolik’ ittifakı ve Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına muhalefet edilmesi büyük bir davanın ihyası ve iç bölünmüşlük planlarına karşı Filistin liderliğine verilen açık ve dürüst destek olma anlamına gelmiştir.

Katar’ın fevkalade büyük izole edilmişliği, anormal duruşu ve gözden düşmüş hali zirvede açıkça görülüyordu. Herkes Katar ve temsilcisiyle temas etmemeye dikkat etti. Katar’a haddini bilmesi acı bir biçimde bildirildi. Doğrusu, Katar da bunu haketti. Tek umudumuz, Arap Birliği’nin Tunus’ta yapılacak olan zirvesinde ekonomiyi tek hedef olarak seçmesi ve Arap ülkeleri arasında elektrik hatlarının veya tren yollarının döşenmesi gibi belirli projeleri ele almasıdır.

Gelecek Arap Zirvesi’nin ana gündem maddesi slogan ve politik polarizasyondan uzak, gerçekçi ve fiiliyatta ölçülebilen projeler olmalıdır. Farklı Arap ülkelerinden vatandaşların yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunabilecek ve yüzlerce iş imkânı sağlayan projeler ele alınmalıdır. Ekonomi bir umut ve coşku kaynağı iken, politika sinir bozucudur, hayal kırıklığı ve parçalanmaya yol açar.

Ekonominin Arap zirvelerinin efendisi olma zamanı geldi. Siyaset yeteri kadar zamanını ve hacmini aldı ve maalesef, başarısızlıkları herhangi bir başarıdan çok daha fazlaydı. Filistin meselesinin kendisine ekonomik yönlerden odaklanırsa, Filistinlilerin varlığını güçlendirmesi için en önemli başarı olacaktır.

Siyaseti yeterince denedik, ekonomik zirveler için kapıyı açma zamanı gelmiştir. Daha önce kaybettiklerimiz o kadar çok ki daha kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Suudi Arabistan’ın odaklanmış ve etkili bir Arap zirvesini örgütlemedeki başarısı, daha fazla yeni fikir için umut veriyor.