Kültür ve eğlence
Kültürel etkinlikleri seviyor ve kültürel gelişmeleri devamlı olarak takip ediyorum. Kültürel haberleri keşfetme ve kültürel yenilikleri takip etme merakım var. Gerçek kültürün milletlerin vicdanını biçimlendirdiğine, halkları yükselttiğine ve halkın zevkini düzelttiğine inanıyorum. Söylediklerimi k
Kültürel etkinlikleri seviyor ve kültürel gelişmeleri devamlı olarak takip ediyorum. Kültürel haberleri keşfetme ve kültürel yenilikleri takip etme merakım var. Gerçek kültürün milletlerin vicdanını biçimlendirdiğine, halkları yükselttiğine ve halkın zevkini düzelttiğine inanıyorum. Söylediklerimi kanıtlayacak en güzel örnek, Lübnan’da Rahbani Kardeşlerin sunduğu ve her Lübnanlının herkesi kapsayacak bir vatan olarak hayal ettiği Lübnan köyünü nasıl tasvir ettikleriyle ilgili tiyatrodur. Dolayısıyla sanatçının hayali, siyasetçiyi geçmiş ve halka ilham kaynağı olmuştur. Ancak kültür, içerik ve mesaj bakımından gerçek inançtan yoksun olduğu zaman söz konusu proje, harcama ve eğlence aracına dönüşüyor.
İnsanlar arasında hüsn-ü zannı, eşitliği gerçekleştirmediği ve ön şartlar olmaksızın liyakat sahibine olanak tanımadığı zaman kültür, sahte ve güzel maskelerin örttüğü çirkin bir proje haline gelecektir.
Arap dünyasında meydana gelen çelişkili terimlerin olduğu bir ortamda ‘bahar’ kavramına virüs ve enfeksiyon bulaştı. Bu kelime, güzellik ve ümit anlamına gelirken, insanların yaşamında güzel başlangıçları ve dönüşümleri ifade etmek için kullanılırken, Ferid el-Atraş ve Suat Hüsnü gibi sanatçı ve yıldızların bu kelimeyle şarkı söylerken Arap Baharı’yla yaşanan gelişmelerle birlikte bu söz, kâbusa, yıkıma, öldürmeye, açlığa, yerinden yurdundan çıkarmaya, yalana ve hileye dönüştü.
Kadim manada kelimenin güzelliğiyle ilgili geriye kalan şey, Bahreyn’deki kültür baharı festivalidir. Şöyle ki bu festival, güzel ve saygın bir şekilde dünya medeniyetleriyle köprüler kurmak için yeni bir düzenlemeyle geri dönüyor. Bu yıl söz konusu festivalin etkinliklerinden birisine katıldım. Arap asıllı Fransız bir diplomat ve İngiliz bir bankacıyla sohbet ediyordum. Yüzüme karşı şöyle bir soru sorulunca şaşırdım. Fransız diplomat, sakin bir şekilde bana şunları söyledi, “Kültürü kutsal sayan ve onu su ve ilaç gibi hayatın bir parçası olarak gören bir devletten geliyoruz. Kültürün mesajı, yargıya, adalete, eğitime ve insanlar arasında eşitliği gerçekleştirmeye yansımalıdır. Siz, Arap dünyasında kültürü farklı şekilde ve farklı dozda aynı amaç için mi takdim ediyorsunuz yoksa bu, sadece eğlence ve atmosferi değiştirme babında yapılan bir şey mi?” Bunları Arapça olarak sarf etti. Sorduğu soru hakkında iyice düşündüm. Gerçekten takdim edilen kültür projeleri ve hedefler, bunu anlayanların gerçek eğilimini mi yansıtıyor yoksa bazı kimseler, genel görünüşü güzelleştirmek gibi kişisel ve genel maksatlı çıkarları yüceltmeyi ve güzelleştirmeyi mi amaçlıyor?
Arap dünyasındaki aydınların rolü, maalesef azalır gibi. Bunun için onların Arjantinli meşhur devrimci Che Guevara’nın arkadaşı Debray’ın ortaya attığı soru ya da tezle yüzleşmeleri gerekiyor. Şöyle ki Debray, aydınlar hakkında şunları söylemişti; “Entelektüeller, yaşlılığın kendilerini yol ayrımına getirdiği yüce aydınlatıcı rollerini kaybeden, hafıza kaybına uğrayan, hedefleri ve varlıklarının bir anlamı olmayan topluluktur.”
Kültür ve eğlence arasında büyük bir fark vardır. Kültür, toplumlarda fark yaratır. Çünkü kültür, kültürü benimseyenlere doğru değerlerin derinliğini ve hakikatini yansıtır. Eğlence ise, genel görünüşü yüceltecek şiar ve sözlerden ibarettir.
Büyük Arap yazar Abdullah el-Adevi’nin ‘Arap Aydınının Sorunu’ adlı son derece önemli bir kitabı var. Yazar, bu kitapta Arap kültürünün derin rolünü ve bu kültürün milletlerin gelecek sahnesini oluşturmadaki yokluğunu araştırıyor. Gerçek hedefleri olmadan kültür projelerinin dönüşümüyle birlikte bölgenin kimliği ve geleceği üzerindeki çatışma, kültürü makyaj, güzellik ve eğlence projesi haline getirmektedir.
Ön şartları olmaksızın insanlar arasında eşitliği, adaleti ve hüsn-ü zannı meydana getirmeyen her kültüre itimat edilemez.