Larry King: Fidel Castro erişemediğim hayalim…
Görüşmek, sorular sormak ve böylece geniş manşetlere ve başlıklara ulaşmak üzere yıldızlar ve semboller aramak gazetecinin doğasındandır. Peki, yıldızları yakalama ve onlarla görüşmede uzman biri ile nasıl görüşülür? Larry King… King ile Los Angeles’ta Waldorf Astoria koridorundaki el sıkışmad
Görüşmek, sorular sormak ve böylece geniş manşetlere ve başlıklara ulaşmak üzere yıldızlar ve semboller aramak gazetecinin doğasındandır. Peki, yıldızları yakalama ve onlarla görüşmede uzman biri ile nasıl görüşülür? Larry King…
King ile Los Angeles’ta Waldorf Astoria koridorundaki el sıkışmadan sonra geçen Salı Londra’dan telefon görüşmesi yaptık.
84 yılı devirmiş King, yarın radyo ve televizyonculuğunun 61. yıldönümünü kutlayacak. Kesintisiz 61 yıl!
Tesadüfen hayatının akışını değiştiren birçok şey yaşandı. CBS’de ona medya alanında gelişmekte olan Florida eyaletinde birçok fırsatın olduğunu söyleyerek oraya gitmesini tavsiye eden bir yönetmenle buluşması bunlardan biri.

Larry, Miami’de bir radyoda çalıştı ve görevi sınırsızdı. Görev tanımı net olarak yapılmayan birden fazla görev. 1957’de radyoda iken kendisini canlı yayında buldu. Olay şöyle: radyoculardan biri istifa edince genel müdür gelip Lawrence Harvey Zeiger (Larry King)’den canlı yayına çıkmasını ve bir de yeni bir isim almasını istedi. Zira soyadı zor ve medyaya uygun değildi. Lawrence Harvey Zeiger bunun üzerine yeni ismi ve soy ismi olan Larry King’i kullanmaya başladı. İki sene sonra da yasal olarak kimliğindeki ismini bu adla değiştirdi.
Larry King’in serüveni ve medya yolculuğu çok uzun. Kısaltmak da mümkün değil.
Larry King’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;
Zamanı geriye döndürebilseydi hangi mesleği seçerdi?
Kalp, kanser ve prostat gibi sağlık problemleri hayatında neyi değiştirdi?
“Medyacı olmasaydım doğaçlama komediyi seçerdim. Kuzu etini severim. Hastalık, bana sigarayı bıraktırdı.”
Larry King, hayatının bir bölümünü bu şekilde özetliyor ve bu şöhrete neden ulaştığını bilmediğini söylüyor. Bununla birlikte konuklarının sözünü kesmekten hiç hoşlanmıyor. Yeni ortaya çıkan ‘uydurma haberler’ tabirine inanmıyor ve yeni neslin haberleri iyi bir şekilde okumamasına üzülüyor.
Kendisini hayal kırıklığına uğratan tek lider, Fidel Castro. Onunla görüşmek istemiş ama Küba’ya gitmesine rağmen bir türlü olmamış. Castro’yu görüşmeye ve röportaj yapmaya değer bir kişilik olarak görüyor.

Larry King, kesintisiz olarak 61 yılı aşkın bir süredir medya ile uğraşıyor. Eğlenceli anlardan bahsediyor. Sonra durup gazetecinin belirli bir yaşta emekli olmasının gerekliliğini sorguluyor. Daha sonra canlı yayındaki ilk anlarını anlatıyor. Görüşmelerini hatırladığı dört kişi kim veya kimi favorisi olarak görüyor onları söylüyor.
60 yıldan fazladır medya ile uğraşıyorsunuz ve 1 Mayıs’ta bu mecradaki 61.yılınızı kutlayacaksınız. Ne hissediyorsunuz?
– Bu kadar uzun süre devam edeceğimi bir gün bile düşünmedim. 2010 yılında CNN’den ayrıldıktan sonra emekli olabilirim diye düşünmüştüm ama yapamadım. Ondan sonra 6 yılı aşkın bir süredir devam eden televizyon programına başladık. Devam etmemin sebebi işimi ve soru sormayı seviyor olmam. Ama canlı yayında 61 yıl geçireceğime dair en ufak bir düşüncem bile yoktu.
Zamanı geri getirebilseydiniz yine medyada mı çalışmak isterdiniz yoksa başka bir meslek, başka bir alan mı tercih ederdiniz?
– Zamanı geri döndürebilseydim yine medyada olmak isterdim. Yaptığım işi seviyorum. Eğer bu işi yapmasaydım komedyen olmayı seçerdim. Elbette doğaçlama komedi. Bunu bazen genel forumlarda konuştuğumda olayları komik bir üslupla anlatarak yapıyorum. Ama benim favori mesleğim medya olacak. Ne mutlu ki bir tesadüf beni buna itti. İnan olsun, dünya ile iletişime geçmek, insanlarla bir araya gelmek ve herkesin gözünün üstünde olduğu insanlara sorular sormak hiçbir şeye değişilmez.
Medyada çalışan bir insanın bir gün emekli olabileceğini düşünüyor musunuz?
– Medyadan emekli olmak biraz zor. Ben medyayı bir iş olarak tanımlamıyorum. Ben yaptığım işi ve insanlarla görüşmeyi seviyorum. Neden ve niçin emekli olacağımı bilmiyorum. Medya alanında çalışan bir insanın kendine bu soruyu sormaması gerekir. Çünkü bunu yapamaz.
Sizinle mesleki yolculuğunuzun başlarına dönelim. Radyo ve televizyonculukta sizce en kötü anınızı hatırlıyor musunuz?
– Radyoda ilk günüm berbattı. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Bana yeni bir isim verdiler ve çok gergindim. Hep radyoda çalışmak istemiştim ama o gün iyi konuşabileceğime inancım yoktu. Hiçbir şey söyleyemedim. Genel müdür bana bu işin iletişim mesleği olduğunu söyledi ve ‘iletişim kur’ dedi. Mikrofonu elime aldım, dinleyicilere neler olup bittiğini anlattım. Yeni bir isim aldığımdan ve gerginliğimden bahsettim. O andan itibaren gerilmedim ve canlı yayına çıkmak için daha özgüvenli bir hâle geldim. Yaptığım işi seviyorum. Bunun için de en kötü anın ilk an olduğunu söyleyebilirim.
Uzun yolculuğunuz boyunca, röportaj yaptığınız en gözde konuğunuz kim oldu?
– Birini seçmek zor ama Frank Sinatra, Marlon Brando, Martin Luther King ve Nelson Mandela isimlerini verebilirim. Eğlence alanında Sinatra ve Brando’yu seçerim. Onlar benim en gözde iki konuğum.
Peki ya siyaset alanında?
– Dünyanın dört bir yanından devlet, hükümet başkanları ve liderlerle görüştüm. Fransa, Almanya, İngiltere, Meksika, Güney Amerika… Liste uzun.
60 binden fazla görüşme gerçekleştirdiniz. Buna rağmen görüşmek isteyip de fırsatını bulamadığınız bir isim var mı?
– Fidel Castro. Yıllar sonra Küba’ya gittiğimde bir görüşme ayarlayabilirim sanmıştım ama olmadı. Castro, ülkesini 60 yıldan fazla yönetti. Bunu yapan başka bir lider olduğunu sanmıyorum. Siyasi görüşünü göz ardı edersek onunla konuşmak büyüleyici olurdu.
Eğer imkânınız olsa hayatınızda başka kiminle görüşmek isterdiniz?
– ‘Henüz doğmamış olan o lider’ ile görüşmeye yetecek kadar uzun ömrüm olsun istiyorum. Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile görüşmek isterim. O, güçlü ve büyüleyici bir kadın. Hatta bence Avrupa’daki en güçlü kişilik. Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Theresa May ve Fransa’nın yeni lideri Emmanuel Macron ile de görüşmek isterim.
Yaptığınız tüm görüşmeleri hatırlıyor musunuz?
– Tabi ki hayır. Birçok kişi ile buluşup görüşüyorum ve birçoğunu hatırlamıyorum. Ancak favori görüşmelerim var.
Soruları hazırlarken size kim yardımcı oluyor?
– Kimse benim için soru hazırlamıyor. Soruları ben kendim hazırlıyorum. Çok iyi bir çalışma ekibim var. Bana kişiler hakkında bilgi ve belge sunuyorlar. Bu birlikte çalıştığım en iyi ekip. CNN’deki çalışma ekibi daha büyüktü ama şimdiki en iyisi. Soru sorarken en önemli nokta, cevapları dinlemektir. Zira bu sizi çoğu durumda yeni sorgulamalara ve sorulara taşır.
Ben de büyük bir hazırlayıcı ekip var sandım!
– He yok. Dedim ya, konuklar hakkında bilgi toplayıp onları düzenliyorlar.
Ruslar ile olan deneyiminizden konuşalım. Neden RT (Russia Today) kanalına transfer olmayı kabul ettiniz?
– RT Russia Today TV kanalına geçmedim. Hatta Ora.TV ile anlaşma imzalayanlar onlar. Şirketin belirli bir yüzdesine sahibim ancak büyük bir yüzdesi değil. Onlar benim programıma izin verdiler ama ben onlarla çalışmıyorum. Ne benim programıma müdahale ediyorlar ne de satın alıyorlar. Politicking adlı programımda Rusya ve Putin eleştiriliyor. Herhangi bir bölümü kesilmedi. Sanırım çalışmam iyi gidiyor.
CNN ile çalıştığınız dönemde bir şey söylemeye ya da politik görüşünüzü değiştirmeye zorlandınız mı?
– Asla. Kendimi bu konuda şanslı görüyorum. Çalıştığım yıllar boyunca benden hiçbir şey talep etmediler. Kimse bana ne yapıp ne yapmamam gerektiğini söylemedi.
Bugün medyada dönen ‘Uydurma Haberler’ tabiri hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Bu terimle ne kastedildiğini bilmiyorum. Ben bir süredir medya alanındayım. Evimde CNN izliyorum ve bu uydurma kelimeyi ne duydum ne söyledim ne de asılsız haberlerin içeriğini gördüm. MSNBC ve FOX gibi bazı kanallarda bağnaz haberler oluyor. Haberleri bağnaz ama uydurma haber hiç görmedim. Bunun için diyebiliriz ki bu kanal belirli bir konum almış ve taraflıdır. Ancak haber uyduramaz. Profesyonel ve meşhur medya hele hiç.
Medyanın sosyal iletişim siteleri sebebiyle tehlikede olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa bu ikisinin birbirini tamamlayıcı olduğunu mu?
– İletişim ağlarında herkes görüşünü paylaşıyor ve bilgi veriyor. Ve insanlar bunlardan çokça faydalanıyor. Bu konu ile çok ilgilenmiyorum. Görüşlerini ifade eden ama kötü olmayan bazı isimsizler var ama umurumda değil. CBS, NBC, ABC gibi büyük ağları ilgiyle takip ediyorum. New York Times, Los Angeles Times, Washington Post, BBC vd. medya kanallarını seviyorum ve saygı duyuyorum. Medyanın durumu iyi. Amerika’da gazeteler, kitaplar ve ansiklopediler gözden kaybolmaya başladı. Çünkü her şey internete bağımlı hale geldi. Dünya değişiyor.
Bu bizi bağlantılı bir soruya götürüyor. Bir diğer deyişle, gazeteciliğin ya da basılı medyanın ortadan kaybolacağını mı düşünüyorsunuz?
– Ben basılı medyayı seviyorum ve ortadan kalkmamasını umuyorum. USA TODAY ve MIAMI HERALD’a senelerce köşe yazısı yazdım. Çocuklarımız gazeteleri okumadığı için çok üzülüyorum. Benim erişkin çocuklarım var ve gazete okumuyorlar. Bilgileri telefonlarından ve televizyondan elde ediyorlar. Ancak zamanı ve teknolojik gelişmeyi durduramayız. Dün işittiğin haberleri bugün gazetede okumak rahatsız edici bir durum.
Görüşmelerinizden birinde konuğunuz Jerry Seinfeld öfkelendi. Bize nedenini söyler misiniz?
– Kızdı, çünkü ona programının kaldırılması hakkında bir soru sormuştum. Bu benim hatamdı. Aslında programını hiç izlemedim. Çünkü aynı anda biz canlı yayında oluyorduk. Onu ağırlamadan önce programını izlemeye fırsatım da olmamıştı. CNN’den ayrılana kadar ve şimdi bile Seinfeld’in programını senelerdir izlerim. O çok iyi. Başarısının sebebini anladım. Daha sonra arkadaş olduk ve The Bee Movie filminde oynadık. Birlikte bazı sahneleri sunduk. Sonra benim programıma bir kez daha konuk oldu.
Larry King’in konuklarını köşeye sıkıştırmadığı, onlara müdahale etmeyip sorular sorduğu ve rahatça yanıtlamaları için serbest bıraktığı söylenir. Bu konudaki yorumunuz nedir?
– Söz kesmeyi yanlış buluyorum. Bununla birlikte herhangi bir soruyu sormaktan hiç çekinmedim. Farklı şekillerde soru sorarım ama kışkırtmam. Biz bir röportaj programından ziyade bir eğlence programı sunuyoruz. Belirlediğimiz hedefe daima ulaşırız. Bu yorumu birkaç kez duydum. Ancak bunun hakkında iyi bir örneğe hiç rastlamadım.
Sizin hakkınızda niçin bu söyleniyor?
– Sebebini hiç anlamadım. Belki çekememezliktendir. Ben iyi sorular soruyorum. Cevapları dinliyorum. İyi bir takipçiyim. Ben bir gazeteciyim. Her şey hakkında her şeyi bilmek isterim. İnsanlara neyi sevip sevmeyeceklerini söyleyemem. Ben programımı özgün tarzımla sunuyorum ve işimi seviyorum. Beni sevebilirsiniz de sevmeyebilirsiniz de. Benim görüşmelerimden herhangi birini izlediyseniz birçok şey öğrenirsiniz. Bitirdikten sonra daha bilgili olacaksınız.
Larry King neden farklı? Siz herhangi bir medyacıdan neden daha meşhursunuz?
– Ben farklı mıyım, onu bilmem. Ben sadece kendimi, kendi mizacımla sunuyorum. Bana biri seneler önce, “Senin mesleğinin tek sırrı, hiçbir sır bulunmamasıdır. Kendin ol” dedi. Ben de hep bunu yapıyorum. Nasıl çalıştığımı bilmiyorum. Televizyonu, radyoyu, basını ve tüm iletişim dünyasını seviyorum. Benim yaptığım işi seviyorsan seviyorsundur. Sevmiyorsan seni zorlayamam.
Ama neden en meşhur radyoculardan birisiniz? Yani neden siz?
– Bunu çok düşündüm. Sebebi, kendimi ortaya atmamam ya da elit gibi görünmeye çalışmamam olabilir. Benim belirli bir gündemim yok. Ben meraklıyım. Ben kısa soruları severim ve kısa sorular sorarım. Gururu, stüdyonun hatta hayatın dışında bırakırım. İnsanların sorulmasını istediği sorular bunlar. Ben de buna karşılık veririm. Geçmiş yıllar boyunca yaptığım şey budur.
Abartmak istemiyorum ama ben herhangi bir insanla konuşmaktan zevk alıyorum. Benim için bu konuda sokaktaki insan ile bir lider arasında fark yok. Başkalarının hikâyelerini dinlemeyi ve onun hakkında sorular sormayı seviyorum. Tekraren söylüyorum: basit ve sokaktaki basit adamın bilmeyi isteyeceği sorular soruyorum. Aklına gelmeyen sorular. Bu şart değil. Önemli olan onların bu sorularla alakalı cevapları bilmek istemeleri. İş tam anlamıyla bu.
Veliaht Prens Muhammed b. Selman’ın CBC kanalındaki “60 Dakika” programında verdiği röportajı izlediniz mi?
– Elbette. Harikaydı. Ben onun yaptıklarına gerçekten ilgi duyuyorum. O ülkeyi değiştiriyor. Suudi Arabistan’da daha önce şahit olmadığımız büyük işler yapıldığını görüyorum.
Prens Muhammed ile bir görüşme gerçekleştirebileceğinize inanıyor musunuz?
– Bu harika olur. Ben Suudi Kralı Selman ile de Veliaht Prens Muhammed b. Selman ile de görüşmek istiyorum. Bu konuda iyimserim. Görüyorum ki Suudi Arabistan hızla değişiyor. Bu devrim gibi bir şey. O sıra dışı bir genç. Ben, değiştiren dönüştüren insanları severim. Prens Muhammed b. Selman tam da böyle biri. Kendisi için daha iyilerini umuyorum.
Medya alanında çalışıp sizin gibi olmayı isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
– Daima hep kendiniz olun ve pes etmeyin. Eğer biri sizi hedefinize ulaşamayacağınıza inandırırsa, onu asla gerçekleştiremezsiniz. Hedefe varmak isterseniz varırsınız. Medya dünyasında yetenekli insanlar için her zaman bir fırsat vardır. İsterseniz onu elde edersiniz ve gerekli yetkinliğe sahip olursunuz.
İzin verirseniz eğer özel hayatınızla alakalı bir iki sorum var.
– Buyrun.
Birçok defa sağlık problemi yaşadınız. Kalp hastalığı, 1987’de diyabet, 1999’da prostat kanseri ve son olarak da akciğer kanseri nedeniyle ameliyat. Tüm bu durumlar, kariyerinize ve hayatınıza ne tür etkilerde bulundu? Hele de her zaman ölümden korkuyorken.
– Hayatımı nasıl etkiledi? Hmm, beni daha sağlıklı yaptı. Hem de büyük oranda. Yeme alışkanlıklarımı ve bazı davranışlarımı değiştirdim. Sigarayı bıraktım. Sağlıklı bir şekilde beslenmeye çalışıyorum. Beden ve akıl sağlığımı daha iyi bir şekilde korumaya özen gösteriyorum.
Bu sorunlar, aynı zamanda beni doktorları düzenli olarak ziyaret etmeye zorladı. Düzenli sağlık kontrolü yaptırmak önemli bir iş. Bu kontroller sayesinde akciğer kanserini erken tanı koyup tedavi edebildik.
Yeterli derecede sağlık bilincine sahibim. Hastalık hastası değilim. Ya da sürekli doktorlara başvurmuyorum. Ama özen gösteriyorum. Ve çok şanslı olduğuma inanıyorum.
Larry King’i sevenler ve on yıllardır takip edenler günlük programını, en sevdiği yemeği, dizileri ve hobilerini merak ediyorlar. Medya ile alakalı olmayan detayları paylaşır mısınız?
– Çok erken kalkıyorum. Bir grup arkadaşla her gün kahvaltı yapıyorum. Kahvaltı yaparken siyaset ve spor tartışıyoruz. Haberlerde olup biten her şeyi konuşuyoruz. Her gün 5 gazete okuyorum. Sonra program kaydı için stüdyoya giriyorum ve akşama kadar orada kalıyorum.
Televizyonda haberleri ve spor izlemeyi severim. Sürekli bir şeyler öğreniyorum ve düzenli olarak okuyorum. Sevdiğim alışkanlıklardan ya da düzenli olarak yaptığım etkinliklerden biri sinemaya gitmektir. Film izlemek gerekli bir şeydir.
Gülmek ve eğlenmek için Seinfeld’ın geçmiş tüm bölümlerini izliyorum. Konuşmanın başında söylemiştim. Jerry Seinfeld ile görüştüğüm zaman bir bölüm bile izlememiştim.
Neredeyse sürekli yaptığım etkinliklerden biri çocuklarımın takımının beyzbol maçına gitmektir. En sevdiğim yemek kuzu yemeğidir. Bu yemek, hep en sevdiğim yemek oldu. Çocukluktan beri haşlanmış patates ve Sezar salata ile birlikte yerim. Tatlıları sorarsanız limonlu kek derim.