Libya ve geçmişin tekrarı

Devrim örtüsü altında kaosa kurban giden ülkelerden birisi de Libya’dır. Şubat 2011 olayları hala farklı şekillerde yorumlanmasına rağmen bu hadiseler bir devrim mi, bir iç savaş mı yoksa Birleşmiş Milletler örtüsü altında ülkenin kaynaklarını yağmalamak için uluslararası bir işgal mi? Genellikle de

Devrim örtüsü altında kaosa kurban giden ülkelerden birisi de Libya’dır. Şubat 2011 olayları hala farklı şekillerde yorumlanmasına rağmen bu hadiseler bir devrim mi, bir iç savaş mı yoksa Birleşmiş Milletler örtüsü altında ülkenin kaynaklarını yağmalamak için uluslararası bir işgal mi?

Genellikle devrim, daha iyi bir yönetimi garantilemek için mevcut yönetime karşı çıkıp iktidarı değiştirmek anlamına gelir. Fakat Libya’da olduğu gibi devrim daha kötü bir şekilde de sonuçlanabilir. Çoğunlukla devrimi bir grup ya da bir topluluk yapar. Görünürde bu grubun amacı değişimdir. Ancak asıl amacı, silah zoruyla da olsa ideolojisini dikte etmek ve baskı uygulamaktır. Bu da o grubu geçmişteki iktidardan sadece isim ve değişim yönünden farklı kılmaktadır.

Şubat olaylarından sonra İhvan örgütünün Libya’da yapmaya çalıştığı şey budur. Öyle ki İhvan örgütü, 2007 yılından beri Kaddafi rejiminin müttefiki olmasına rağmen ister liberal olsun isterse siyasi-İslami cemaat ya da örgüt olsun devrim hareketlerinin lideri olarak ortaya çıktı. Rejimi düşürmek için muhalefetin anlaşmasını reddetti ve Kaddafi’nin oğlunun projesinin içerisinde yer almayı kabul etti. Fakat çok geçmeden darbe yaparak devleti yıkmaya katıldı. Zira İhvan’ın rejimle olan müttefikliği siyasi bir takiyeden ibaretti.

Aslında devrim kavramı, temel ve köklü bir değişim için kaos çıkarmak demektir. Devrim yanlılarının zulüm, yolsuzluk, cehalet ve diktatörlüğü bir kenara itip özgürlüğü, refahı, istikrarı ve kalkınmayı gerçekleştireceklerini iddia ettikleri devrimsel dönüşüm konusunda sonuçlar her zaman kesin ve garanti değildir. Çünkü mantık, kaosun düzen ve istikrar getirmeyeceğini söylüyor. Devrimlerin birçok hedefi gerçekleşmemesine, hatta rejimi düşürmenin dışında devrimin ilan edilmemiş gerçek hedeflerini belirleyenlerin kim oldukları bilinmemesine rağmen Arap ülkelerinde meydana gelen bu devrimlerden sonra ki bu devrimlerin manevi babası Siyonist Bernard Levy’dir, zihinlere şöyle bir soru geliyor, “Fakirlik, zulüm, yolsuzluk ve diktatörlükten gerçekten kurtulduk mu?”

Biz, bir hükümetin gidip başka hükümetlerin geldiğine, milyarların harcandığına ve hiç kimsenin bu paraların nereye harcandığından bahsetmediğine şahit oluyoruz. Aynı zamanda biz, refah ve adaleti hayal eden ve onurlu bir şekilde yaşamanın gereksinimlerini isteyen halkların günlük gösterilerine ve protestolarına tanıklık ediyoruz.

‘Devrim’ diye adlandırılan kaotik durum, atılan sahte özgürlük ve demokrasi sloganlarıyla iç içe geçti. Çoğunun yurtdışında yapıldığı kâğıttan liderler, özgürlük ve demokrasi konusunda yapmacık bir tavırla konuştular. Dış istihbaratlar, bir grup ayaktakımının eski diktatörler zamanındaki gibi tahribat ve fesat çıkarması sonucu söz konusu bu kâğıttan liderleri nüfuz sahibi yaptılar.

Kaosun olduğu, kamu parasının israf edildiği, devrimin en basit hedeflerini bile gerçekleştirmeden kaldırım, sokak ya da okula bir sınıf bile yapmadan onlarca milyarın kaybedildiği verimsiz yıllardan sonra bugün halk ve bazı aydınlar, devrimin ütopik değil de gerçek anlamını kargaşa, başarısızlık ve yolsuzluğun bir göstergesi olarak ele alıyor. Günbegün artan kaotik durum, sağlık ve eğitim bakanlığı gibi devlet kurumlarında çalışanlara yönelik yapılan saldırılar, birtakım başarısız yönetimlerin varlığı sebebiyle Libya’nın yaşadığı sıkıntıların sadece bir bölümüdür.

Geçmişten miras olarak aldığı kültürle çalıştıklarından dolayı bazı bakanlıkların görevlerindeki başarısızlıklar bugün yeniden tekrarlanıyor. Kaddafi zamanında devletteki görevler rejim yanlılarına ve çadırcılara veriliyordu. Eski rejimlerin yöntemleri kopyalanıp yeniden kullanılıyor. Darbeci cuntacıların ceplerine para akışını sağlamak amacıyla kaosun devam etmesi için biz akrabaların kayrıldığını, partideki kişilerin, karar ve yürütme merkezlerindeki grupların kollanıp gözetildiğini görüyoruz. Libya ve Libya halkı, devrimin yörüngesi etrafında dönerek yoksullar arasında en kötü duruma düştü.