Libya: Ordu, terörist pususunda

Yüzölçümü Katar’ınkinden 5 kat daha büyük olan Libya’nın petrol limanlarını el-Cidran hırsız çeteleri kırk haramilerin elinden kurtarmak için 40 dakika, yeterli bir zamandı. Katar rejiminin parasıyla desteklenen siyasi İslam milisleri, petrol kuyularını işgal etmek ve siyasi müzakerelerde baskı kart

Libya: Ordu, terörist pususunda

Yüzölçümü Katar’ınkinden 5 kat daha büyük olan Libya’nın petrol limanlarını el-Cidran hırsız çeteleri kırk haramilerin elinden kurtarmak için 40 dakika, yeterli bir zamandı. Katar rejiminin parasıyla desteklenen siyasi İslam milisleri, petrol kuyularını işgal etmek ve siyasi müzakerelerde baskı kartı kazanmak için bu kalıntıları ileri sürdü.

Petrol hilaline yönelik saldırının devrik müftü ve şizofren el-Garyani ile bağlantısı var. El-Garyani, el-Cidran’ın kendi sapık cemaat projesinin dışındayken iki yıl önce petrol limanlarında el-Cidran’la savaşma çağrısında bulundu. Bugün ise el-Garyani, el-Cidran’ın orduya karşı cemaatin yanında yer almasından dolayı kendi cemaatinin onun yanında durmasını istiyor.

Derne şehriyle eş zamanlı olarak petrol limanlarını 40 dakikada teröristlerden kurtarmak, terör ve destekçilerini Libya’nın siyasi durumuna gölge düşürecek politik bir baygınlığa sevk etti. İngiliz Büyükelçi’nin petrol limanlarına yönelik saldırı konusunda zayıf ve tartışmalara yol açan açıklamaları ve kullandığı ifadeler dikkat çekici bir durumdur. Neredeyse Libya ordusuyla çeteleri aynı kefeye koyacaktı. Şöyle ki Büyükelçi, bu durumu tarafların çatışması olarak nitelendirdi. Oysaki bu, ülkeyi küresel terörü ihraç eden bir yuvaya dönüştürmek için Libya halkının petrol kaynaklarını işgal etmek isteyen terör çetelerinin apaçık bir saldırısıdır. Zira ülkede demokratik yollarla seçilmiş yönetim tarafından tanınan resmi ordunun yaptığı şey, limanlar üzerindeki egemenliği ulusal petrol kurumuna iade etmekti. Bu durumda meydana gelen gelişmeleri, tarafların ve güçlerin çatışması olarak nitelemek mümkün değildir.

Aslında İngiltere, bazen İslamcıları ve radikalleri bazen de ayrılıkçı grupları destekleyerek Libya’nın içişlerine müdahale etti. El-Cidran, Sirenayka bölgesinin siyasi bürosuna başkanlık yaptığı zamanlarda bu gruplar içerisindeki baş aktördü. İngiliz Büyükelçi, “Sirenayka halkının konferansı” sloganıyla Bingazi’deki el-Cidran’ın toplantılarına nasıl katıldı? Siyasi büro ve hükümet, bu konferansta İngiliz Büyükelçisi’nin de bulunduğunu açıkladı. Bu da Libya Dışişleri Bakanlığı’nda sorun yaşanmasına yol açtı. Bunun üzerine İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi’nin toplantılara bireysel olarak katıldığını belirtti. Bu, dünya çapında politikaları için elçi seçmeyi iyi bilen bir devletin büyükelçisinin davranışını haklı çıkarmaz.
Buradan el-Cidran’ın duygularının ayrılıkçı bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. O, diğerleriyle birlikte ülkeyi bölmeye çalışıyor. Fakat Sirenayka bölgesi de dâhil olmak üzere doğu bölgesini tam olarak kontrol eden, ayrılıkçıları ve teröristleri yok eden ordunun saldırıları karşısında başarısız oldular. Ordu, bir gün bile ayrılıkçı duruma düşmedi. Aksine bedeli ne olursa olsun ülkenin bütünlüğüne özen gösterdi.

İngiltere’nin Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi Mark Grant’ın seçilmiş meşru yönetime karşı 2015 yılında “Fecr-i Libya” gruplarına destek verildiğini ve Libya asıllı bazı İngilizlerin kullanıldığını açıklamasının ardından İngiltere’nin Libya’daki siyasal İslam gruplarına yönelik desteği ortaya çıktı. Libya asıllı İngilizler arasında çifte vatandaşlığa sahip Mehdi el-Harati de yer alıyor. El-Harati, İspanya’daki terör eylemiyle suçlanan eski bir radikal olup şubat olaylarında “Trablus Devrimcileri” adlı taburla Libya’ya girdi ve Trablus Belediye Başkanı oldu. Eğitimlerinin ardından teröristleri Suriye’ye ihraç etmekle suçlanıyor. Bu, Suriye’deki görüntülerde ortaya çıktı.

İngiltere, Müslüman Kardeşler örgütünün siyasi denklemin bir parçası olması için Libya’daki bütün kartlarını kaybetmesinin ardından petrol limanları ve alanlarıyla ilgili kartı ordunun elinden alarak örgüte vermek için petrol bölgeleriyle ilgili krize müdahale etti. İngiltere, Müslüman Kardeşler’in en önemli koruyucusu ve hatta örgütün kurucusudur.

Şu an İngiltere hükümeti, koruma bahanesiyle petrol limanları ve alanları üzerindeki hâkimiyeti küreselleştirmeye çalışıyor. Petrol limanlarını çetelerin elinden 40 dakikada kurtarmasına -ki bu, yıldırım savaşlarında rekor bir süredir- ve silah yasağına rağmen Libya ordusu, ulusal bir ordu olmasından dolayı bu limanları koruyabileceğini ve limanların güvenliğini sağlayabileceğini kanıtladı.
İngiltere’nin eski sömürge Sirenayka üzerinden Libya’ya geri dönme hayali imkânsızdır.