Lübnan, DEAŞ ve HTŞ militanlarının ülkeye sızmasından endişeli
Beyrut/Yusuf Diyab Lübnan güvenlik birimleri, Suriye ve Irak’ta ağır yenilgi alan radikal militanların ülkelerine gizlice geri döneceğini ifade ederek, Arap ve uluslararası kuruluşların bu alanda işbirliği içinde hareket etmeleri gerektiğini vurguladı. Lübnanlı askeri ve güvenlik birimleri, DE
Beyrut/Yusuf Diyab
Lübnan güvenlik birimleri, Suriye ve Irak’ta ağır yenilgi alan radikal militanların ülkelerine gizlice geri döneceğini ifade ederek, Arap ve uluslararası kuruluşların bu alanda işbirliği içinde hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.
Lübnanlı askeri ve güvenlik birimleri, DEAŞ’ın Suriye savaşındaki varlığı ve gücünün büyük ölçüde azalması sonrası uyuyan hücrelerin faaliyete başlaması olasılığına dair endişelerin artmasının ardından önemli açıklamada bulundu. Yetkililer, Arap ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde ‘DEAŞ’ ve ‘Heyet-i Tahrir’uş Şam’ (HTŞ) saflarında yer alan arananlar listesindeki isimlerin gizlice ülkeye geri dönüş yapabilecekleri konusuna odaklandıklarını ifade etti.
Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü, ABD istihbaratıyla işbirliği içinde geçtiğimiz ay, Suriye ve Irak’ta DEAŞ saflarında savaşan sekiz Lübnanlıyı teslim aldı. İstihbarat Müdürlüğü, bu kişiler hakkında askeri yargının gözetimi altında soruşturma başlatıldığını ifade ederken Arap ve uluslararası kuruluşlara önemli çağrıda bulundu.
Lübnanlı askeri bir kaynak, Şarkul Avsat’a yaptığı açıklamada, bu soruşturmanın, örgütün Lübnan’da uyuyan hücrelerdeki üyelerinin tutuklanmasını sağladığını söyledi. Kaynak, askeri ve güvenlik birimleri yetkililerinin, Suriye savaşının sona ermesiyle onlarca radikal örgüt üyesinin Lübnan’a geri dönüş tehlikesini azaltmak üzere Arap ve uluslararası güvenlik birimleriyle işbirliği yaptığına ve Lübnan’da güvenlik operasyonlarını yoğunlaştırdığına işaret etti.
Lübnan, 2013-2015 yılları arasında çok sayıda terör saldırısının hedefi oldu. Saldırıların büyük bir kısmı Suriye’den Lübnan’a giren intihar bombacıları tarafından bomba yüklü araçlar, motosikletler ve kendi üzerlerine yerleştirdikleri bombalar ile gerçekleşti. Güvenlik yetkililerine göre, tehlikenin büyük ölçüde azalmış olmasına rağmen Lübnanlı güvenlik güçleri bu kâbusun yeniden geri dönmesinden endişe duyuyorlar.
Bir emniyet kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güvenlik teşkilatlarının bilgi almak amacıyla haklarında soruşturmanın devam ettiği teröristlere odaklanmaları gerektiğini ifade etti. Teröristlerin soruşturma altında olmalarının tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini belirten kaynak, bu kişilerin kendilerine emir veren silahlı grupları bildiklerinin altını çizdi. Ancak asıl tehlikenin ülkeye kaçak yollarla girenler olduğuna işaret eden kaynak, bu kişilerin terör örgütü üyesi veya uyuyan hücre üyelerinden biri olabileceğine dair endişelerin olduğunu, güvenlik ve istikrar açısından gerçek bir tehdit oluşturduklarına dikkat çekti.
Lübnanlı yetkililer, son aylarda güvenlik birimlerine teslim edilen radikallerin isimleri ve sayılarını açıklamaktan kaçınıyorlar. Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan askeri bir kaynak, istihbarat birimlerinin teslim alınan kişileri, sahip oldukları bilgiler doğrultusunda Lübnan’daki aktif ya da uyuyan hücreleri ortaya çıkarmak amacıyla gizli tuttuklarını vurguladı. Ancak teslim alınan kişilerden geri dönenlerin sayısını öğrenme gibi bir hedefin olmadığının altını çizen kaynak, bununla birlikte Irak ve Suriye’den dönmesi beklenenlerin çokta büyük bir rakam olmadıkları, büyük bir ihtimalle birçoğunun savaşta ölmüş olabileceğini söyledi.
Öte yandan askeri yargı, geri dönenlerle ilgili doğru istatistiklerin olmayışı sebebiyle, Suriye ve Irak’tan dönenlerle ilgili olarak kamu davalarının sonuçlanmasını bekliyor. Yargı kaynakları yaptıkları açıklamada, arananlar listesindekilerin iadesi ile ilgili mahkemenin ancak DEAŞ ve HTŞ üyesi sayısının doğru bir istatistiği ile görülebileceğini vurguladılar. Önceki dönemlerde geri dönenlerin yargılamaların veya haklarındaki soruşturmaların devam ettiğine dikkat çeken kaynaklar, bu kişilerin çoğunun Lübnan’ın doğu sınırında, daha çok Arsal kırsalı, Ras Baalbek bölgelerinde ya da kuzeyde Lübnan ordusuyla girdikleri çatışmalarda yakalandıklarının altını çizdiler. En az 600 kişinin tutuklandığına işaret eden kaynaklar, bu kişiler arasında Lübnan, Suriye ve Filistinlilerin olduğunu belirttiler.
Lübnan güvenlik birimleri, DEAŞ ve HTŞ ile bağlantılı olmaktan çok orduya karşı olmaları sebebiyle savaşan Şeyh Ahmed el-Esir ve cemaati gibi terör örgütleri ile mücadele etti. Lübnan’ın güneyinde bulunan Sayda (Sidon) şehrinin doğusunda geniş destek toplayan Lübnanlı Selefi cemaat lideri Şeyh Ahmed el-Esir, Sünnilere destek çağrısında bulunarak, ordudaki askerlere orduyu terk etmeleri yönünde çağrıda bulunmuştu. Yaşanan bu gelişmeleri takiben Ağustos 2014’te çıkan çatışmalarda yaklaşık 20 Lübnan askeri hayatını kaybetmişti.
Öte yandan Lübnan’a iade edilecek yeni isimlere yargı tarafından tüm yasal hakların tanınacağını vurgulayan yargı kaynakları, bu hakların en önemlisinin ise kendilerine avukatlar aracılığıyla savunma hakkı verilmesi olduğunun altını çizdiler.