Lübnan medyasının problemi

Arap medyasındaki tartışma programları, Münbit Hilal bölgesindeki (Arap ülkelerini kastediyorum), durumları kolaylaştırmak ve basitleştirmekten ziyade zorlaştırıp karmaşık hale getiriyorlar. Hizbullah ve Hizbullah’ın Lübnan devletiyle olan ilişkisi ve bu silahlı grupla Riyad’ın açık bir şekilde müca

Lübnan medyasının problemi

Arap medyasındaki tartışma programları, Münbit Hilal bölgesindeki (Arap ülkelerini kastediyorum), durumları kolaylaştırmak ve basitleştirmekten ziyade zorlaştırıp karmaşık hale getiriyorlar.

Hizbullah ve Hizbullah’ın Lübnan devletiyle olan ilişkisi ve bu silahlı grupla Riyad’ın açık bir şekilde mücadele etme kararının, bazıları tarafından karmaşık hale getirildiğini gördük. Suudi Arabistan’ın bu konudaki söyleminin anlaşılması zorlaştırıldı. Hizbullah terörü Lübnan’ın yanı sıra, Yemen, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın doğu şehirlerine de uzandı.

Hizbullah’ı meşruluktan, Sünni örtüden ya da sivil Lübnan devleti örtüsünden soyutlama bağlamında Saad Hariri, Lübnan hükümetinden istifa etti.

Sarı Parti’nin (Hizbullah) lideri Hasan Nasrallah’ın konuşması, bu söylemin en net örneklerinden birisidir. Bu kültür, karmaşıklık ve belirsizlik kaynağından beslenmekte olup, açıklığı ve belirginliği reddetmektedir.

Nasrallah, Hariri’nin istifasına yorum yaparak, konuşmasını İran’a vardırana kadar genişletti. Çünkü Nasrallah’ın veliyyü’l-emri (biat ettiği yer) İran’dır. İran dini lideri Ali Hamaney’in nitelediği ve inandığı gibi Müslümanların veliyyü’l-emrinin merkezi, doğuda bulunuyor.

Nasrallah, Hariri’nin siyasi karışıklıktan dolayı Riyad’da tutuklanmış olabileceğini söyledi. Oysaki Hariri, dün Abu Dabi’yi ziyaret etti. Konuştu. Hariri, sapasağlam. Ben, bu durumu kara bir mizaha bağladım; Nasrallah, dalga geçmediğini, ciddi olduğunu ve Hariri’nin güvenliği konusunda endişe duyduğunu açıklayarak, “Başbakanımızı bize geri verin” ifadelerini kullandı. Sanki Hizbullah’ın asayiş güçleri, 2005 yılında Mustafa Bedreddin komutasında siyasi bir suçla Hariri’nin babasını öldürmekle suçlanmıyormuş gibi.

TV’de Lübnan’daki bazı programları izledim. Hatta bazısı, Hizbullah’ın kültürüne karşı olduğunu söylüyor. Özetle hiç kimsenin, devletin yükümlülüklerinden vazgeçtiği şeklinde Lübnan’ı yargılaması doğru değildir. Diğer bir ifadeyle; şu an Suudi Arabistan, Hizbullah’tan neden rahatsızlık duyuyor? Şimdi bunun manası ne? Hizbullah, zaten uzun süredir böyle yapmıyor muydu? Bu, yanlış bir mantıktır. Çünkü bu mantığın içinde büyüklenme, başkalarının çıkarlarını küçümseme ve egoistlik bulunuyor. Aslında Lübnan-İran Hizbullah’ıyla mücadele durmadı. Farklı şekillerde mücadeleye devam edildi. Örneğin; Lübnanlı siyasetçilere Hizbullah’ın davranışlarını değiştirmeleri için fırsat verildi. Humeyni grubunun etkisini kaldırmak için Lübnan ordusu ve devlet organları desteklendi.

Yemen’deki Husi çetelerinin cüreti, Katar ve İhvan’ın rolünün ortaya çıkışı dışında meydana gelen yeni gelişmeler var. Washington’da yeni bir yönetim var. Bu yönetim, bütün teröristlerle mücadele etmek için Riyad ve Araplarla çalışmaya karar verdi.

Sünni terör; Şii terörü, DEAŞ, el-Kaide, Hizbullah, Husi ve Irak’taki Haşdi Şabi gibidir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, bu durumu, siyasete ve uygulamaya çevirdiği zaman suçlanacaklar mı?

Lübnan medyasının çoğu, durumları bu kez net bir şekilde izleyip, kendisini kandırmamalı.