Merkel: Nükleer anlaşmaya sadık kalacağız
Başbakan Angela Merkel, 9 Mayıs’ta, İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı sorgulamama çağrısı yaptı. ABD Başkanı Trump’ın anlaşmadan geri çekilme kararını üzüntüyle karşıladığını ifade eden Merkel, İran’ın balistik füze programları ile Suriye ve Irak’taki nüfuzundan kaynaklanan endişeye de dikkat çek
Başbakan Angela Merkel, 9 Mayıs’ta, İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı sorgulamama çağrısı yaptı. ABD Başkanı Trump’ın anlaşmadan geri çekilme kararını üzüntüyle karşıladığını ifade eden Merkel, İran’ın balistik füze programları ile Suriye ve Irak’taki nüfuzundan kaynaklanan endişeye de dikkat çekti.
Angela Merkel ayrıca, ABD’nin kararına rağmen, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, nükleer anlaşmaya bağlı kalacağını ve gereken her şeyin yapılacağını vurguladı. Anlaşmanın asla sorgulanmaması gerektiğini ifade eden Alman Şansölye, Avrupa’nın, Ortadoğu’da güvenliğin ve siyasi çözümlerin sağlanması adına sorumluluğunun da arttığını kaydetti.
Bu kapsamda Almanya’nın, Fransa ve İngiltere ile birlikte İran’da faaliyet gösteren Avrupalı şirketlere sunulabilecek ‘güvenceleri’ ele alacağı ifade edildi. Avrupalı şirketlerin İran’da faaliyetlerine devam etmeleri, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesine rağmen İran’ın anlaşmanın taahhütlerine uymasının temeli olarak görülmekte. Bu bağlamda söz konusu üç Avrupa ülkesinin Dışişleri Bakanları, İranlı mevkidaşları Cevad Zarif ile önümüzdeki Pazartesi günü bir araya gelecek.
Steinmeier: Anlaşma sona erdirilmemeli
Öte yandan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier da Trump’ın kararını, barış diplomasisi açısından ‘ciddi bir gerileme’ olarak nitelendirdi ve anlaşmanın sona erdirilmemesi gerektiğini söyledi.
Aynı şekilde Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da Ortadoğu’da önümüzdeki günlerde ortaya çıkabilecek ‘kontrol edilemez bir gerginlikten kaçınma’ çağrısında bulundu. Bakan, İran’ın da “akıllıca davranması ve nükleer anlaşmaya bağlı kalması” gerektiğini söyledi.
Alman hükümeti, Washington’un İran’da faaliyet gösteren Avrupalı şirketlere tehditleri konusunda harekete geçti. Alman şirketlere yönelik olası ABD yaptırımlarını takibe başlayan hükümet, bu çerçevede Maliye Bakanı Olaf Scholz’u,
Washington’a gönderecek. Scholz, ABD’li mevkidaşı ile temasa geçerek, yaşanan gelişmelerin, Alman sanayisi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmeye çalışacak.
Diğer taraftan Almanya hükümeti, İran’daki mevcut büyük Alman şirketlere güven vermeye çalışıyor. Bir hükümet sözcüsü, İran’daki Alman şirketlere olası yaptırımların etkilerini incelemeye başladıklarını belirtti. İran’da faaliyet gösteren en büyük Alman şirketlerinin Daimler ve Siemens olduğu biliniyor.
Öte yandan Angela Merkel’in lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Milletvekili ve Dış Politika Uzmanı Norbert Röttgen, ABD’nin bulunmadığı bir anlaşmaya bağlı kalmanın zor olacağını ifade etti. Röttgen, İran ile ticarete devam eden Avrupalı şirketlerin, sert Amerikan yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabileceğine vurgu yaptı. AFP’nin bir Alman yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İran’a yatırım yapan herhangi bir taraf, ABD’nin bedeli karşılanamayacak sert yaptırımlarına maruz kalacak. Bu durumdan etkilenen şirketler de büyük olasılıkla yatırımlarını hızla bırakacak ve ülkeden çekilecek.
Alman Sanayiciler Derneği ise aksini düşünüyor. ABD’nin İran pazarından geri çekilme çağrılarını reddeden dernek, Avrupa Birliği’ne (AB) atfen yayınlanan bir bildiride, İran’da faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin korunması çağrısı yaptı. Bildiride, Washington’ın İran’daki firmalara uygulayacağını söylediği yaptırımlar ‘yasadışı’ olarak nitelendirildi. 3 ila 6 ay içerisinde söz konusu şirketlerin faaliyetlerinin durdurulamayacağı belirtildi ve Alman şirketlerin, uluslararası anlaşma olduğu sürece İran’da faaliyet göstermeye devam etmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Bu arada Almanya, İran’ın en büyük Avrupalı ticaret ortaklarından birisi sayılmakta ve Alman ihracat hacmi 2015 yılından bu yana her yıl artmakta. Bu kapsamda Ticaret Odası verilerine göre, Almanya’nın İran ile ticaret hacmi, geçtiğimiz yıl yaklaşık 3,5 milyar dolara ulaştı.
Alman Bankaları Birliği de Sanayiciler Derneği ile aynı görüşte. Birlik, ABD’nin olası yaptırımları karşısında korunma talep etti.
Öte yandan ABD’nin Berlin Büyükelçisi Richard Grenell, Almanya’da sanayiciler ve politikacılar arasında büyük tartışmalara neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararını ilan etmesinin hemen ardından Grenell, Twitter hesabı aracılığıyla Alman şirketlere ‘İran’dan derhal ayrılma’ çağrısı yaptı.
Grenell, Trump’ın İran ve diğer önemli konulara dair fikir alışverişinde bulunduğu yakın isimler arasında. Büyükelçi, Fox News kanalına verdiği bir röportajda da Alman şirketlerin Tahran’daki faaliyetlerini durdurması gerektiğini söylemişti.
Münih Güvenlik Konferansı’nın Başkanı Wolfgang Ischinger ise Richard Grenell ile karşıt görüşte.
Alman basınında farklı görüşler hakim
Alman basınında ise farklı görüşler hakim. Kimi gazeteler, Almanya’nın kararını haklı bulurken kimi gazeteler bu duruşu eleştiriyor. Ülkenin en popüler gazetesi “Bild”, “Nükleer anlaşmanın iptali, dünya için neden sevindirici bir haber?” başlıklı bir makaleye yer verdi. Makale, İran rejiminin iki duruma sahip olduğunu ifade etmekte; petrol ve terör. Bu bağlamda rejimin ‘herhangi bir kriter veya anlaşmaya uymadığını’ ifade eden makalede, nükleer anlaşmanın da İran’a milyarlarca dolar kazandıracağı öne sürüldü. Makalede ayrıca, nükleer anlaşmanın ‘terörizmin finansmanı için en büyük ve en gizemli program olduğu’ belirtildi.
Der Tagesspiegel gazetesi de “Merkel, İran’ı nasıl durduracağını açıklamak zorunda” başlıklı bir makale yayınladı. Makalede, Almanya’daki İran nükleer dosyasına ilişkin mevcut düşüncenin ‘tek taraflı’ olduğu ifade edildi. Trump’ın, İran’a nükleer zenginleştirmeyi 2030 yılına kadar durdurması için zaman tanıdığı belirtilen makaleye göre, Merkel söz konusu süreyi iptal etmek istiyor.
Gazete ayrıca, Merkel ve Trump’ın kesişme noktasında olduğu ancak farklı üslupları benimsediklerini yazdı. Gazetede, Merkel veya Dışişleri Bakanlığına da “belirsiz” olan konumlarını açıkça ortaya koyma çağrısı yapıldı.