Merkel’den İçişleri Bakanı Seehofer’e tepki!

Almanya’nın yeni İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ‘Almanya’da İslam’a yer yok’ diyerek, ‘toplumdaki İslam statüsüne’ dair yeni bir tartışma yarattı. Almanya’da yayın yapan Bild gazetesi, iki gün önce göreve başlayan bakanla bir röportaj gerçekleştirdi. Seehofer Bild’e yaptığı açıklamada, “Almanya Hri

Merkel’den İçişleri Bakanı Seehofer’e tepki!

Almanya’nın yeni İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ‘Almanya’da İslam’a yer yok’ diyerek, ‘toplumdaki İslam statüsüne’ dair yeni bir tartışma yarattı. Almanya’da yayın yapan Bild gazetesi, iki gün önce göreve başlayan bakanla bir röportaj gerçekleştirdi. Seehofer Bild’e yaptığı açıklamada, “Almanya Hristiyanlık kültürüyle yoğrulmuştur. Pazar tatili, Paskalya ve Noel gibi dini ritüeller bu kültürün parçalarıdır. Tabi ki burada yaşayan Müslümanlar da Almanya’ya aittir. Ancak kendi gelenek ve adetlerimizden vazgeçerek başkalarını dikkate almak yanlış olur” dedi. Bakan Müslümanlara hitaben de “Benim mesajım; Müslümanların bize yakın veya karşı olarak değil, bizimle yaşaması gerek” ifadelerini kullandı.

Merkel: 4 milyon Müslüman da dinleri de Almanya’ya ait

Başbakan Angela Merkel ise kendisini ve hükümetini bu açıklamadan uzak tutarken, İsveçli mevkidaşı ile yaptığı görüşmede, “Almanya, Yahudiliğin yanı sıra Hristiyanlıktan da etkilendi. Ancak şu an burada 4 milyon Müslüman yaşıyor. Bu Müslümanlar da Almanya’ya ait, dinleri de” şeklinde konuştu. Merkel ayrıca, “Birlikte iyi bir şekilde yaşamak için elimizden geleni yapmak zorundayız” dedi.
Antisemitizm, Almanya’da hapis cezası gerektiren bir suç. Ancak hiçbir yasa Müslümanlara karşı provokasyonları engellememekte. Nitekim son yıllarda bu provokasyonlar artarken, Suriyeli mülteci dalgası ile ibadet yerlerine yönelik saldırılar da çoğaldı.

Natasha Conan: Seehofer insanları birbirlerine karşı kışkırtıyor

Merkel liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birliği ve Yeşiller Partisi müttefiki olan Sosyal Demokrat Partisi üyeleri, Merkel’den daha sert tepki göstererek, Seehofer’i aşırı sağcı seçmenlerle flört etmekle suçladı. Sosyal Demokrat Parti’den Natasha Conan, “Seehofer’in ifadeleri, ihtiyacımız olmayan bir zamanda insanları birbirlerine karşı kışkırtıyor. Bizim insanları bir araya getiren politikacılara ihtiyacımız var” dedi.
Sosyal Demokrat Parti üyesi Muhammed de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Seehofer’in açıklamasının riskleri konusunda uyarılarda bulundu. Muhammed, “Almanya için Alternatif partisinden, ışıkları çalmaya çalışıyor. Ancak son günlerde İslami merkezlere ve Müslümanların ibadet yerlerine yönelik saldırılara tanık oluyoruz. Bir İçişleri Bakanı bunları söylediğinde bu saldırılara gerekçe sunulmuş oluyor” dedi. Muhammed ayrıca, korkunun hükümeti daha sağcı bir konuma yönelttiğini belirtti.

Almanya’da camilere saldırı

Geçtiğimiz hafta Almanya’da farklı camilere yönelik 3 saldırı gerçekleşti. Uzmanlar, saldırıların radikal sağcılar tarafından gerçekleştirildiği ifade etti.
Arap- Alman Merkezi Başkanı Nadir Halil de yaptığı açıklamada Seehofer’in ifadelerinin “kışkırtıcı” olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Halil, “Geçmişte sarf edilmiş kışkırtıcı ifadeler, radikal sağcılar tarafından tehdit edilen Müslümanların ibadet merkezlerinin kapatılmasına neden oldu” dedi. Hristiyan Demokrat Birliği’nde 5 yıldır milletvekili olan Nadir Halil, “Siyasi tahrik, gerçekten çok tehlikeli. Çünkü radikaller Müslümanlara saldırıyor” ifadelerini kullandı.

Müslümanların ‘Almanya’ya ait olmadığını’ söylemek saçmalık

Halil ayrıca, İçişleri Bakanı’nın “İslam’ın Almanya’ya ait olmadığı” yönündeki sözlerini de eleştirirken, “Burada yaşayan yaklaşık 5 milyon Müslüman var. ‘Almanya’ya ait olmadığını’ söylemek saçmalık. Çünkü buradaki Müslümanların çoğunluğu, Alman vatandaşlığına sahip” dedi.

Almanya’da 3 milyon Türk yaşıyor

2. Dünya Savaşı sonrasında istihdam boşluğunu doldurmak üzere Müslümanların ülkeye gelmesiyle, Almanya’da yaklaşık 3 milyon Türk- Alman yaşamaya başladı.
Öte yandan ülkedeki birçok kesim, İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in açıklamasının partisinin (Hristiyan Sosyal Birliği) son parlamento seçimlerinde kaybettiği oyları tekrar kazanma amaçlı olduğunu ileri sürdü. Seehofer, İçişleri Bakanlığı görevinden önce muhafazakar Bavyera eyaletinin lideriydi ve Merkel tarafından 2015 yılında kabul edilen “açık kapılar” politikasına da başından beri karşı çıkıyor.

Diğer taraftan ‘Almanya için Alternatif’ partisi de Horst Seehofer’i ‘hırsızlık’ ile suçladı. Bu bağlamda radikalizm yanlısı, göç ve İslam karşıtı partide milletvekili Andreas Bogenberg, “Horst Seehofer, bu ifadeleri seçim programımızdan kelimesi kelimesine almıştır” dedi.

Hristiyan Sosyal Birliği, mülteci krizi dolayısıyla geçtiğimiz Eylül ayında yapılan seçimlerde ilk defa Alman Federal Meclisi’ne girmeyi başardı. Şu an ise parlamentodaki en büyük muhalif parti niteliğinde. Nitekim ‘Hristiyan Demokrat’ ve ‘Demokratik Sosyalizm’ partilerinin de desteğini kazandı. Ancak ‘Almanya için Alternatif’ partisi karşısında oy kaybetti.

Alternatif Parti’nin Suriye ziyareti eleştiri aldı

Söz konusu parti, Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerine dönmelerini isterken, geçtiğimiz hafta da 7 milletvekili ‘inceleme’ olarak nitelendirdikleri bir tur kapsamında Suriye rejimi kontrolündeki bölgelere ziyarette bulundu. Ziyaretin fotoğrafları, daha sonra ‘ülkenin güvenli olduğu’ ve ‘Halep ve Humus’un yeniden imar sürecine girdiği’ ifadeleriyle sosyal paylaşım sitelerinde yayınlandı. Ziyaret, Almanya içerisinde eleştirilere yol açtı.

Hristiyan Sosyal Birliği, Hristiyan Demokrat Parti’nin yarı kalıcı bir müttefiki. Hristiyan Sosyal Birliği, Bavyera’da aday olurken, Merkel’in partisi bu bölgeden herhangi bir milletvekili çıkarmadı.

Koalisyon hükümeti kurma müzakereleri sırasında Seehofer’in partisi, Almanya’daki Suriyeli mülteci aileleri yeniden birleştirme programının bir parçası olarak mülteci kabul limiti hazırladı. Bu bağlamda Merkel’i, söz konusu program kapsamında aylık yalnızca bin mültecinin kabul edilmesine zorlayabildi.

İçişleri Bakanlığı’nı devralmadan önce de Seehofer, mülteci dosyasına ilişkin olarak hükümeti daha sağcı bir noktaya yönlendirici tutum takınmıştı. Bakanlık görevine başlamadan birkaç gün önce de reddedilen sığınmacıların sınır dışı edilmesini hızlandırmak için ‘büyük bir planı’ olduğuna dikkati çekmişti.