Mısır dini söylevini reforme etmek istiyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, son zamanlarda Mısır ya da Milli Yüksek Konseyi’nin terör ve radikalizmle mücadele edeceğini deklare etti. Bu, yararlı bir haber, parlak bir yol ve bereketli bir hareket. Hiç şüphesiz terör kargaşasının meydana getirdiği radikal fikrin hastalığından kur

Mısır dini söylevini reforme etmek istiyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, son zamanlarda Mısır ya da Milli Yüksek Konseyi’nin terör ve radikalizmle mücadele edeceğini deklare etti.

Bu, yararlı bir haber, parlak bir yol ve bereketli bir hareket. Hiç şüphesiz terör kargaşasının meydana getirdiği radikal fikrin hastalığından kurtulma konusunda bir kararlılık var. Kargaşa sokaklarda, yollarda, okullarda, camilerde, kiliselerde ve havaalanlarında cirit atıyor. Sanki söz konusu kargaşa zombi şeklinde karanlıklar mezarlığından çıktı.

Mısır konseyine, ülkenin lideriyle beraber parlamento başkanı, Ezher Şeyhi, Kıptiler’in Papa’sı ve eğitim, diyanet işleri, içişleri ve istihbarat bakanları gibi bir grup devlet sorumluları başkanlık ediyor. Konseyin hedefi, planlar yapıp bu planları uygulamak ve kontrol etmektir.

Tüm bunlar güzel şeyler. Aksine istenilen ve böyle olması gereken bir durum. İşte bu, devletin ve toplumun yapması gereken bir iş. Mısır’a, Müslümanlar’a ve tüm dünyaya İslamlaşmış teröre ve arkasında yer alan kültüre karşı başarılı olunmasında muvaffakiyetler ve başarılar temenni ediyorum.

Önceden Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, Ezher şeyhlerine dini söylevin ıslah edilmesinin gerekliliği konusunda seslendi. Çünkü, görevinde başarılı olamazsa Allah’ın huzurunda onlarla yüzleşecek. Şüphesiz sorumlu Müslüman bir adamın, kararlılığı ve doğruluğu… Abdulfettah el Sisi…

Ancak dini söylevin reforme edilmesi işi, askeri bir görev değildir. Keşke böyle olsaydı hem biz rahatlar hem de bütün dünyayı rahatlatırdık.

Dahası bu durum sadece Mısır’ı, Suudi Arabistan’ı, Irak’ı hatta Pakistan, Endonezya veya Senegal’i ilgilendirmiyor. Tam tersine terör ve radikalizm kültürünün hezimeti -radikalizm kelimesinin altını çiziyorum- tüm beşeriyeti ilgilendiren küresel bir görevdir. Dünyanın her tarafında günlük olarak terör haberlerini görüyoruz.

Diğer bir durum ise, ister Sünni ister Şii olsun -çoğunluk Sünni -İslamlaşmış terör kültürüne karşı fikrî ve medya olarak mücadele etme konusunda bizim girişimlerimiz, Arap, İslam hatta Avrupa merkezleri var. Bu hususta çalışmaların çoğalması ve farklılaşması faydalı ve güzel şeydir.

Şuna da dikkat etmek gerekir ki biz fikrî ve nitelik olarak medya ve kemmiyete yoğunlaşıyoruz. Aslında problem, medya çalışmalarında değil eğitim düşüncesindedir. Daha açık konuşmak istiyorum. Siyasi ve medyacıların şeriat, hâkimiyet, hilafet, laiklik, uluslararası hukuk, etik bağlılık ve kadın hakları vb. konuşmasından ziyade (ciddi) ve dikkatli bir tartışma var mı? Merhum Halid Muhammed Halid’in dediği gibi işte buradan başlayacağız.