Moskova: Suriye’nin güneyi rejimin kontrolünde olmalı
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, askeri gerilimin sürdüğü, geniş kapsamlı bir askeri operasyon tehdidi altında bulunan Suriye’nin güneyindeki duruma yönelik ülkesinin uzlaşı vizyonuna dair açıklamalarda bulundu. Her ne kadar Moskova son zamanlarda muhalif gruplar ve rejim güçleriyle uzlaşıya va
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, askeri gerilimin sürdüğü, geniş kapsamlı bir askeri operasyon tehdidi altında bulunan Suriye’nin güneyindeki duruma yönelik ülkesinin uzlaşı vizyonuna dair açıklamalarda bulundu.
Her ne kadar Moskova son zamanlarda muhalif gruplar ve rejim güçleriyle uzlaşıya varma çabalarına dair resmi açıklamalarda bulunmaktan kaçınsa da kamuoyuna konuya ilişkin haber akışı sürüyor. Ayrıca hem muhalif kaynaklar hem de rejim, Moskova’nın bu yönde çaba sarf ettiğini doğruluyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov dün yaptığı açıklamada güneydeki unsurların sakinliğini Rusya’nın bakış açısından iki temele dayandırdı. Bunlardan ilki ABD’nin Tanf’tan Suriye-Ürdün sınırına çekilmesi. İkincisi ise, Devlet Başkanı Esed’e bağlı rejim güçlerinin Ürdün sınır geçişlerini kontrol etmesi.
Lavrov, Mozambikli mevkidaşı Jose Pacheco ile düzenlediği ortak basın toplantısında Washington’ın bölgeden çekileceğine ikna olmadığını söyledi. Konuyla ilgili çıkan haberlerin gerçeği yansıttığını düşünmediği kaydetti. Moskova’nın bölgedeki ‘yapay’ Amerikan varlığına yönelik eleştirisini yineleyen Lavrov, bunun nedenlerinin askeri olarak anlaşılmadığını belirtti. Lavrov bu konunun Rus ve Amerikan ordusu arasındaki temaslar sırasında Rusya’nın dikkatini çektiğini vurguladı.
Suriye rejim güçlerinin ülkenin güney sınırında bulunması gereken tek güç olduğunu sözlerine ekleyen Lavrov, Suriye’nin güneybatısında gerginliği azaltma bölgesinin kurulması anlaşmasında en başından beri sadece Şam güçlerinin bu sınırda kalması gerektiğinin yazılı olduğuna dikkati çekti.
Suriye’nin güneyi son haftalarda bir dizi gerginliğe sahne oluyor. Rus yetkililer sessiz kalmayı tercih ederken Şam rejimi ve muhaliflerin Rus ordusunun rejim ve bölgede Kurtuluş Ordusu adı altında birleşen muhalifler arasında aktif müzakereler yürüttüğü açıklamasında bulunmaları dikkat çekti.
Rus kaynaklara göre Moskova bölgede, Halep ve Doğu Guta benzeri büyük bir çatışmanın yaşanmasını istemiyor. Bunun sebebi ise bunun İsrail-İran çatışmasının fitilini ateşleme olasılığına karşı son derece hassas olması ve durumun kontrolden çıkma riskinin bulunması.
Aynı şekilde Ürdün de Rus tarafının güney cephesinde herhangi bir çatışmanın çıkmasını önlemek için çalışmasını istiyor. Çünkü böyle bir çatışma yaşanması halinde Ürdün sınırına doğru yüz binlerce kişilik yeni bir mülteci akınının yaşanmasından çekiniyor.
Uzmanlar, Rusya’nın bir çözüm sağlanması için baskı yapmayı ve bölgede kazanç sağlamaktan çok olumsuz sonuçlara sebep olacak yeni bir savaş yerine müzakereler başlatmayı tercih ettiğini belirtti. Esed’in Rusya Devlet Başkanı Putin ile son görüşmesi sırasında rejimin Rusya’nın siyasi süreci ilerletme adımlarıyla uyumlu hareket etme sözü vermesi Moskova’nın müzakere hamlelerini başlatmasını sağladı.
Uzmanlar, Rusya’nın güneydeki durumu kontrol altına almak için çabalarını yoğunlaştırmasını gerektiren dördüncü bir sebebe dikkat çekti. Buna göre Moskova, Washington ve Amman tarafından imzalanan güneyde gerginliği azaltma bölgesi kurulması anlaşmasına rağmen Rusya ve ABD arasında bu bölgede koordinasyonunun olmaması, ek bir olumsuzluk olarak görülüyor. Güneyde bir ateşin yakılmasının çatışmayı şiddetlendireceği düşünülüyor.
Moskova, devam eden müzakereler yoluyla dört yıl önce Suriye’nin bazı bölgelerindeki duruma benzer bir senaryo ile bölgesel mutabakat sağlamayı hedefliyor. Bu da bazı bölgelerin yerel muhalif konseylerinin kontrolü altında kalması ve rejimin sınırdaki varlığını genişletmesi anlamına geliyor. Sınırlardaki kontrolün sağlanması, özellikle de Ürdün sınırındaki Nasip Sınır Kapısı’ndan ticari malların geçişi, Suriye’deki durumun normalleşmesi açısından son derece önemli.
Müzakere Yüksek Kurulu Başkan Yardımcısı Halid el-Mehamed, mevcut müzakerelerin muhaliflerin Suriye’nin güneyinde yaşayanların İdlib’e sürgün edilmemesi ve İran milislerinin bölgeden çıkarılması yönündeki talebi de içerdiğini vurguladı.
Rus basınında yer alan haberlerde ise ABD’nin Ortadoğu’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield’in Rus tarafıyla bölgedeki ülkelere sunulacak bir öneri hazırlamak üzere yaptığı istişarelerin son zamanlarda daha da yoğunlaştığına işaret edildi. Öneri, Suriye’deki ve Suriye dışındaki tüm silahlı grupların Ürdün sınırından 20-25 km derinliğe çekilmesini içeriyor.
Satterfield’in görüşleri arasında Suriye-Ürdün-Irak sınırı kesişiminde bulunan ve Rusya tarafından eleştirilen ABD askeri kampının lağvedilmesi ihtimali de vardı. Fakat ABD’nin Suriye hükümetinin Nasip Sınır Kapısı’nı kontrol etmesi, yani Ürdün sınırı üzerindeki doğrudan denetimi hakkında ne düşündüğü henüz net değil.
Lavrov, Washington’ın ABD’nin bu bölgede silahlı gruplara eğitim vereceğine dair göstergeleri yalanlama girişimlerini defalarca eleştirdi. Lavrov ayrıca bu bölgedeki Amerikan varlığından yararlanarak bölgeye yerleşen terörist grupların hareketlerinin Washington tarafından kasıtlı olarak örtbas edildiğine işaret etti.