Muhammed bin Selman ve 70 yıllık yasağın kaldırılması
Suudi Arabistan Kralının, değişim ve modernleşme projesi ile görevlendirdiği Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmasaydı Suudi kadınların araba kullanmasını yasaklayan karar belki de on yıl hatta yirmi yıl daha yürürlükte kalabilirdi. Kadınların araba kullanmasını yasaklayan kararın kaldırılması kad
Suudi Arabistan Kralının, değişim ve modernleşme projesi ile görevlendirdiği Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmasaydı Suudi kadınların araba kullanmasını yasaklayan karar belki de on yıl hatta yirmi yıl daha yürürlükte kalabilirdi. Kadınların araba kullanmasını yasaklayan kararın kaldırılması kadınlara verilen bir çok haktan sadece birisi. Kadınlar ayrıca spor stadyumlarına girme, konserlere katılma ve birçok yeni sektörde çalışmak gibi haklara da kavuştu.
Yetmişli yıllardan beri ne mantıklı ne de dini bir gerekçesi olmayıp sadece toplumsal geleneklere dayanan bu yasakların kaldırılacağı anı bekliyorduk. Yıllar ardı ardına geçti ve biz gittikçe ümidimizi kaybettik. Bu yasakların kaldırılmasını talep eden kadınların yerel çağrıları da başarısız oldu ve yasaklar uzun yıllar boyunca devam etti. Çünkü hiçkimse muhafazakar kesimleri ya da toplumu karşısına almaya cesaret edemiyordu. Bu durum, sinema, konserler ve kadınların halka açık sosyal etkinliklere katılmasını yasaklayan haksız birçok yasağı kapsıyordu.
Tüm bunlar uzun yıllar süren yasaklardan öğrendiğimiz bir gerçeğe açıklık getirmek için anlatıyorum. Çünkü Prens Muhammed bin Selman aslında bunu görmezden gelme imkanı olsa da cesur bir adım atmayı tercih etti. İstese kadınların araba kullanması yasağını kaldırmayarak Suudi Arabistan’da hayatın geçmiş yetmiş yılda olduğu gibi sürmesine izin verebilirdi. Bu adımı, bazılarının iddia ettiği gibi dış baskı nedeniyle attığı da doğru değildir. Çünkü Batılı ülkeler bunu geçmişte de yapmaya çalışmış ama başaramamışlardır. Aynı şekilde bazı kişilerin iddia ettiği gibi değişim talebinde bulunan büyük bir iç akım da yok. Zira geçmiş yıllara baktığımızda bu yasağı delmeye çalışıp araba kullanmayı deneyen kadınların sayısının çok az olduğunu görüyoruz.
Suudi Arabistan büyük değişimlerle dolu iki yıla şahit oldu. Veliahtlık makamına getirilmesinin ardından Prens Muhammed bin Selman’ın vizyon sahibi ve cesur bir lider olduğunu kanıtladığını söylememiz gerekir. Veliaht olduktan sonra verdiği sözlerden geri adım atacağını iddia edenlerin beklentilerine meydan okumaktan kaçınmadı. Bu kişiler daha önce hiçbir Suudi liderin atmaya cesaret edemediği bu adımları hayata geçiremeyeceğine inanıyorlardı. Yaptıkları ile bu vaat ve açıklamalarının propaganda amaçlı olup hiçbir zaman hayata geçmeyeceği tahmininde bulunan birçok analizcinin hatalı olduğunu ispatladı. Ve işte görüldüğü gibi tüm vaatlerini gerçekleştirdi
Doğrusu kişisel olarak değişime inanmıyor olsaydı kendini tüm bunları yapmak zorunda hissetmezdi. Belki de değişim isteği; genç nesle ait olmasından ve Suudi Arabistan’ın sosyal yönden gelişmedikçe ekonomik olarak da gelişemeyeceğine olan inancından geliyor. O’nun değişim ile ilgili düşünceleri bizim için yeni değil. O’nun bu görüşleri herkes tarafından yaklaşık dört yıldır biliniyor. Kadınlara araba kullanma izni verilmesi, sinema yasağının kaldırılması gibi dünyanın en muhafazkar ve gelenekçi toplumu olan Suudi toplumunda şok etkisi yaratan düşüncelerini Kral Selman bin Abdülaziz tahta geçmeden ve kendisini veliahtlık makamına getirmeden çok önce toplumla paylaşmıştı. Bugün yaşadığımız gelişmelerin tamamı toplumun ilerlemesinin önündeki engelleri kaldırmak amacını taşıyan ve bizlere vadedilen değişim ve kalkınma projesinin bir parçasıdır.
Bugün bazıları bu değişimi ve özellikle de kadınların araba kullanma yasağının kaldırılmasını iç baskılar sonucu atılmış adımlar olarak göstermeye çalışıyorlar. Bu kişiler Suudi Arabistan’ın gerçekliği ile en küçük bir ilgisi olmayan kendi küçük dünyalarında yaşayan küçük bir grubu oluşturuyorlar. Oysa gerçek bunun tam tersidir. Asıl baskı mevcut statükoyu korumak isteyen muhafazakar ve gelenekçi kesimlerden gelmiştir. Bu kesimler doğrudan ya da sosyal ağlar aracılığıyla hükümeti bu kararlarından caydırmaya çalışmışlardır. Yazının başında söylediğim gibi veliaht prensin herşeyi olduğu gibi bırakma ve kadınların araba kullanmasına izin vermeyen bu yasağın önümüzdeki on veya yirmi yıl daha yürürlükte kalmasına izin verme imkanı vardı. Ancak o bunun aksini seçti. Aynı Suudi Arabistan’da hassas kabul edilen sosyal konularda olduğu gibi bu kararın sorumluluğunu üstlenmeyi seçti. Bu nedenle, Kralın güvenine sahip olduğunu ve onun rehberliğinde ilerlediğini bilerek cesareti ve atmış olduğu bu ve benzeri adımlar için onu kutlamalıyız.
Bu yasağın kaldırılması ile Suudi Arabistan kendisini diğer dünya ülkelerinden ayıran ve izole eden birçok özellikten kurtulmuş oluyor. Ve artık normal bir ülke olmasının vakti geldi de geçiyor. Geçen iki yıl boyunca kadınlara birçok hak ve fırsat verilmesi çok daha fazlası için bizlere umut veriyor. Tüm bu adımlar, Suudi Arabistan’ı tek gelir kaynağı petrol olan bir ülkeden ekonomik, politik ve askeri açıdan güçlü bir ülkeye dönüştürmeyi amaçlayan “Vizyon 2030” adlı büyük proje kapsamında gerçekleştiriliyor.