Münih Konferansı’nın son günü İran-İsrail çekişmesine sahne oldu
Münih Güvenlik Konferansı’nın son günü İran-İsrail çekişmesine sahne oldu. Konferas’ın son günün ilk saatlerinde konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ülkesinin hava sahasında düşürüldüğünü söylediği bir insansız hava aracının (İHA) parçasını gösterirken İran Dışişleri Bakanı Muham
Münih Güvenlik Konferansı’nın son günü İran-İsrail çekişmesine sahne oldu. Konferas’ın son günün ilk saatlerinde konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ülkesinin hava sahasında düşürüldüğünü söylediği bir insansız hava aracının (İHA) parçasını gösterirken İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise İsrail Başbakanı’nın ‘incelemesini’ ‘komedi oyunu’ olarak nitelendirdi.
İsrail Başbakanı düşürülen uçağın bir parçasını Tel Aviv’den Münih Güvenlik Konferansı’na getirdi. Netanyahu konuşması sırasında uçak parçasını havaya kaldırarak, “İsrail’in kararlılığını test etmeyin” ifadelerini kullandı. Netanyahu İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’e hitaben, “Sayın Zarif bunu tanıdınız mı? Size ait” dedi.
Tel Aviv, yaklaşık bir hafta önce, Suriye’den kalkan ve İsrail’in kuzeyindeki İsrail hava sahasına sızan İran’a bir İHA’nın düşürüldüğünü açıklamış ardından İsrail ordusu, İran İHA’sının havalandığı Suriye’deki askeri üsse operasyon düzenleyerek hedefin yok edildiğini duyurmuştu.

İki siyasetçi uluslararası bir platformda birbirlerine hakaret etmekten çekinmediler. Netanyahu, İranlı Bakan için “Çok zarifçe yalan söylüyor” diyerek alay etti. Zarif, “Komik bir tiyatro oyunu. Yanıt vermeyi bile hak etmiyor” diye konuştu. Netanyahu yaptığı konuşmada, İran dışında herhangi bir konuyu gündemine almazken yalnızca, “İran’ın düşmanlığını artırmaya devam ederse, Filistinlilerle barış söz konusu değil” ifadeleriyle Filistin meselesine değindi. İsrail Başbakanı, üç yıl önce İran’la Münih’te imzalanan nükleer anlaşmayı durdurma çağırısında bulunarak bu anlaşmanın Tahran’a ‘10 yıl içinde nükleer güç olma şansı verdiğini ve geri sayımın, anlaşma imzalandığında başladığını’ söyledi.
2015 yılında, henüz İran’la nükleer anlaşma yapılmamışken, Münih Konferansı’nın her yıl yapıldığı Bayerischer Hof Hotel koridorları, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif arasında gerçekleşen 3 toplantıya tanıklık etmişti. Bu toplantılar, ‘5 + 1’ ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) ile İran arasında nükleer bir anlaşmaya varılması konusunda kilit önem taşıyordu.
Netanyahu konuşmasında söz konusu nükleer anlaşmaya ilşkin “Bu anlaşma, İran’ın bölgedeki düşmanca eylemleri nedeniyle durdurulmalı. Bu durum kendilerine bir dayanak noktası arayışında oldukları Suriye’de açıkça ortadadır” ifadelerini kullandı. Netanyahu, İsrail’in İran’ın Suriye’de kalıcı üsler kurmasını engellemeye çalışacağını da sözlerine ekledi. İsrail Başbakanı, “Geçen hafta İsrail’e insansız hava aracı gönderildi. Onu ve Suriye’den havalandığı üssü yok ettik” diye konuştu. Tahran’ı vurma tehdidini sürdüren Netanyahu, “İran’ın bizi kuşatmasına izin vermeyeceğiz. Eğer bize saldırırsa sadece araçlarına değil, İran’a karşı da harekete geçeceğiz” tehdidinde bulundu.
Dünyaya İran nükleer anlaşmasını durdurma ve İran rejiminin ‘nükleer silahlar geliştirilmesini durdurmak’ için felce uğratacak yaptırımlar uygulama çağrısında bulunan Netanyahu, “Eğer daha güvenli bir bölge istiyorsak İran rejimini durdurmalıyız. İran bölgenin toprak gerçekliğini değiştirmeye çalışıyor. Onları nükleer anlaşma içinde durdurabilirsek iyi olur. Aksi halde durdurulması gerekir. Bence nükleer programın sonlandırılması daha iyi” diye konuştu.
Avrupa ülkeleri nükleer anlaşmanın askıya alınmasını reddederken, Alman ve Fransız yetkililer ABD yönetimini anlaşmadan çekilmeye çağırdılar. ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray’a girdiği andan itibaren nükleer anlaşmadan geri çekilmekle tehdit ediyordu. Anlaşma her 3 ayda bir gözden geçiriliyor. Sonuncusu geçtiğimiz ocak ayında geçekleştirilmiş, İran’ın anlaşmaya bağlı kalıp kalmadığı denetlenmişti. ABD Başkanı Trump, anlaşmanın son gözden geçirilmesinde, ‘Avrupalılardan anlaşmanın şartlarını değiştirmeye ve boşlukları doldurmaya karşı bir yanıt alamazsa bunun anlaşmayı son kez onaylaması olacağını’ belirtmişti.
Avrupalılar geçtiğimiz günlerde Amerikalılara İran’ın balistik füze programını geliştirme ve bölgedeki müdahalesini durdurmak için ortak bir strateji geliştirme konusunda hoşgörülü davrandı. Bu konu hakkında bir strateji belirlemek için Münih Konferansı’nın oturum aralarında Avrupa-ABD toplantıları düzenlendi.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Zarif, Konferans’tan önce yaptığı konuşmada İran’ı barışçıl bir devlet olarak göstermeye çalıştı. Körfez bölgesinde Helsinki Sözleşmesi’ne benzer bir güvenlik anlaşması yapılması çağrısında bulunan Zarif, bunun gerçekleşmemesi halinde ‘gerginliğin kötüye gideceği’ uyarısında bulundu. Helsinki Anlaşması, 1975 yılında Avrupa ülkeleri ve ABD arasında, Batı ile komünist bloğun bir parçası olan ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla yapılmıştı. Uluslararası taahhütlere yönelik anlaşmanın bağlayıcılığı yok.
Önerinin, Birleşmiş Milletler’in (BM) mevcut temelleri üzerine inşa edilmiş bir anlaşmayı içerdiğini belirten İran Dışişleri Bakanı, çatışmaların barışçıl yollarla çözümlenmesi, devletlerin sınırlarına saygı duyulması ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi gibi İran’ın bölgede uygulamakla suçlandığı konuları sıraladı.
Ülkesinin Suriye’deki savaşa katılmasına ve Esed rejim güçlerinin yanında yer almasına değinmeyen Zarif, İran’ın Suriye ve Irak’taki varlığını meşrulaştıran hususlarda, “DEAŞ örgütünün elindeki toprakları kaybetmesi, geçmişte işgal ettiği geniş alanlara bir güvenlik getirdi. Ancak bu aşırılık tehdidinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bunun ana sebebi halen var olan ve her yerde her an patlayabilecek nefret temelli ideolojidir” diye konuştu.