Müstakbel: Avn ve Basil Lübnan’ı iç savaşa sürüklüyor
Beyrut:/usuf Diyab Lübnan Mülteci İşlerinden Sorumlu Bakan ve Müstakbel Milletvekili Muin el-Merabi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri’nin “Yeni Hükümet” krizinin çözümüne yönelik çabalarını boş çıkartma girişimlerini eleştirdi. Merabi,
Beyrut:/usuf Diyab
Lübnan Mülteci İşlerinden Sorumlu Bakan ve Müstakbel Milletvekili Muin el-Merabi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri’nin “Yeni Hükümet” krizinin çözümüne yönelik çabalarını boş çıkartma girişimlerini eleştirdi.
Merabi, Cumhurbaşkanı ve (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtseverler Hareketi (ÖYH) Lideri Mişel Avn ile aynı partinin Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Cibran Basil’i ülkeyi yeniden iç savaş ortamına sokmakla suçladı.
Merabi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Yeni Hükümet’in oluşturulması için yürütülen müzakerelerde yaşanan olayların bazılarının Avn ve Basil’in hükümetin kurulmasını isteyip istemediği konusunda birçok soru işareti oluşturduğuna vurgu yaptı.
Özellikle de ÖYH, Hizbullah ve müttefiklerinin 18 bakanlık almasına rağmen hükümetin kurulmasını isteyip istemedikleri hususunda şüpheler bulunduğunu belirtti.
(Sünni) Müstakbel, (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri (LK) ve (Dürzi) İlerlemeci Sosyalist Parti’nin (İSP) 12 bakana sahip olmasına rağmen hükümetin kurulması için çalıştıklarını dile getiren el-Merabi, Başbakan Hariri’nin bazı tavizler verdiğini söyledi.
Merabi, “Hariri’nin; Avn’ın cumhurbaşkanı seçilmesi, seçim kanunu ve bir tarafın daha ağırlıklı olduğu bir hükümet kurulması gibi tavizler vermesine rağmen onların, Başbakan’ın hükümetin siyasi bileşenleri konusundaki rolü ve yetkilerini boşa çıkartmak için çalıştıklarını ve bunun ilerleyen süreçte hükümet içinde ve dışında büyük sorunlar çıkmasına sebebiyet vereceğini” söyledi.
“Seçim kanunu Hizbullah tarafından Lübnanlılara dayatıldı. Hizbullah bununla siyasi zeminde yer edinmek için yasal bir yol bulmayı ve her alanda söz sahibi olmayı hedefliyor” ifadelerini kullanan el-Merabi, “ÖYH’nin Cumhurbaşkanı’nın kararına bağlı olduğunu ve akıl dışı olan seçim kanunu kullanarak ele geçirdiği meclis çoğunluğu aracılığı ile hükümet kararını kendi kontrolü altına almaya çalıştığını” söyledi.
Hükümetin kurulması görevi 26 Mayıs 2018’de Saad Hariri’ye verilirken Cumhurbaşkanının siyasi partilerle gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucuna istinaden süreç kısır döngüye girmiş gözüküyor.
Mecliste yapılan oylamada Saad Hariri 111 oyla yeni hükümetin başkanı seçilmişti. Şu an yaşanan krizin ülkeyi bir rejim krizine sürüklediğini belirten el-Merabi bunun başka sorunlara gebe olduğunu da belirtti.
Merabi “Ne yazık ki Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile damadı Cibran Basil ülkeyi (Lübnan iç savaşının başladığı) 1975 öncesindeki iç savaş ortamına sokmak istiyor. Geçmişten ders almayan insanlar var” ifadelerini kullandı.
Hariri hükümetin kurulması konusunda bir zaman sınırı koymaya çalışırken zaman zaman doğrudan veya dolaylı olarak hükümet kurulamaması ihtimalinden bahsediyor. Bu konuya da değinen Merabi Avn-Basil cephesinin Hariri’yi bıktırmaya çalıştıklarını belirterek “Hariri koltuk sevdalısı biri değil. ‘Ya ben Başbakan olurum ya da hiç kimse olamaz’ da demiyor. Bir gün gelir görevi yapamadığını söylerek bu ateşten topu hükümetin kurulmasını engelleyenlerin kucağına atabilir” dedi.
Merabi, Hariri’nin hükümeti kurma görevini bırakmasının ülke için büyük bir yıkım olacağına dikkat çekerken “Bize (Müstakbel’e) haksızlık yapıldığını düşünüyoruz. Ülkede bir kesim, devletin tüm kontrol birimlerini ele geçirmek için hükümet başkanlığını sahiplenmek istiyor” dedi. Sözlerini sürdüren Merabi “Lübnanlılar henüz yaşanan olayların sonuçlarına katlanabilecek güçte değil. Yönetim kadrosundan birilerin veya dış mihraklı planların zihniyetine teslim olmazlar” ifadelerini kullandı.
Müstakbel Hareketi’nin liderliğini yaptığı 14 Mart Cephesi’nin önde gelen şahinlerinden biri sayılan el-Merabi, Lübnan’ı kaosa sürükleyen krizlerin çoğunda Hizbullah’ın rol oynadığını ve örgütün siyasi kararları etkilemek için silahlı gücünü kullanmasından kaynaklandığını düşünüyor.
Merabi, Hizbullah’ın Lübnan’ı İran’ın yörüngesine soktuğunu, Tahran rejiminin çıkarlarını Lübnan’ın çıkarlarından üstün tuttuğunu ifade ediyor.
Bu sebeple Avrupa ve Arap ülkelerinin yardımlarından faydalanan Sağlık Bakanlığı’nın Hizbullah’a devredilmemesi gerektiğini savunan Merabi, böyle bir durumda ülkedeki sağlık hizmetlerinin sekteye uğrayacağını belirtti.
Hizbullah’ın Bakanlıkları da yaptırıma uğrayacak
Hariri’nin bir televizyon kanalında verdiği röportajda Hizbullah’ın alacağı bakanlıklara Batı tarafından yaptırım uygulanacağına işaret ettiğine dikkati çeken Merabi “Yeni Hükümet bir kurtarma hükümeti değil muhtemel çöküşü erteleyecek bir hükümet olacak” dedi. “Hükümet kurma sürecinde yaşanan çekişmelerin aynı zamanda meclis içerisinde yaşanacak olayların bir başlangıcı olduğuna” vurgu yapan Merabi bunun sebebinin “her grubun hükümet içerisindeki diğer bir parti ile çatışmaya hazırlanması olduğunu” söyledi. Merabi “birçok ihalede yolsuzluk yapıldığını ve yolsuzluk yapanların suçlarına göre cezalandırılması gerektiğini” ifade etti.
Suriyelilerin eve dönüşü
Mültecilerin ülkelerine dönmesi konusuna da değin el-Merabi bunun iki hat üzerinden gerçekleşeceğini söyledi. Bunlardan birincisinin Rusya’nın tüm mültecileri ülkelerine döndürmeye yönelik girişimi olduğunu belirten Merabi, ikincisinin de Lübnan Güvenlik biriminin Suriye tarafı ile organize bir şekilde gerçekleştirdiği uygulamalar olduğunu belirtti.
Rusya’nın planının tökezlediğini belirten el-Merabi Lübnan’ın Rusya’dan bu planını ne zaman uygulamaya başlayacağını bildirmesini beklediğini dile getirdi.
Rusya’nın Suriye’nin yeniden imarı projesine destek verilmesi konusunda ABD ve Avrupa’dan cevap beklediğini dile getiren el-Merabi “Rusya’nın bu girişimi uygulanamayacak gibi gözüküyor çünkü ABD’liler, Avrupalılar ve “Suriye halkının dostu” olarak bilinenler yeniden imar projesine destek vermeye hazır değiller ve siyasi çözümün başlamasını bekliyorlar. Ülkesini yerle bir eden bir suçlunun ülkenin başında bulunduğu bir ortamda destek vermeyi reddediyorlar çünkü söz konusu şahsın yönetimde kalışı Suriye’ye güvenlik ve barış getirmeyecek” dedi.
Merabi, binlerce Suriyeli mültecinin Lübnan güvenlik birimi aracılığı ile ülkelerine dönmesi planı hakkında da detaylı bir şekilde konuşarak “bu plan güvenlik biriminin imkanları ölçüsünde gerçekleşiyor. Şu ana kadar bu plan ile ülkelerine dönen mültecilerin sayısı 6 bini geçmedi” dedi.
Esed rejiminin; Lübnan sınırı yakınlarındaki Telkele, Humus kırsalı, el-Kusayr ve Kalamun’dan tehcir edilen Sünni ailelerin ne olursa olsun evlerine dönüşüne izin vermeyeceğini söylediğini belirten Merabi “bu bölgelerde demografik değişim politikası uygulanıyor. Irak ve Suriye’nin diğer bölgelerinden gelen Şii aileler oralara yerleştirildi ve eski ailelerin bölgede bulunan mallarına el konuldu” dedi. Mültecilerin mallarına el konulmasını meşrulaştıran Şam rejiminin 10 sayılı kanununu hatırlatan Merabi bunun Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmesi konusundaki umutlarını söndüren son halka olduğunu söyledi. Suriye’ye dönenlerin çoğunun ya gönüllü olarak ya da Lübnan aracılığı ile döndüğüne dikkat çeken Merabi mültecilerin Suriye’nin kuzeyindeki bölgelere nakledilmek üzere çadırlara konulduğunu ve bunun Suriye’deki demografik değişimi pekiştirdiğini ifade etti.