Musul’da ‘Aldatıcı tuzaklar’ sivilleri hedef alıyor

Kuzey Irak’ta DEAŞ örgütünden kurtarılan Musul ve diğer bölgelerde, evlerine dönmeye başlayan insanların yüzlercesi, radikallerin döşemiş olduğu ilkel bomba ve patlayıcılar sonucu hayatını kaybediyor. Dokuz ay devam eden savaşlardan sonra, hükümet güçlerinin egemen olduğu Musul’un batı kesiminde ev,

Kuzey Irak’ta DEAŞ örgütünden kurtarılan Musul ve diğer bölgelerde, evlerine dönmeye başlayan insanların yüzlercesi, radikallerin döşemiş olduğu ilkel bomba ve patlayıcılar sonucu hayatını kaybediyor.

Dokuz ay devam eden savaşlardan sonra, hükümet güçlerinin egemen olduğu Musul’un batı kesiminde ev, okul, cami ve sokaklarda çok sayıda aldatıcı tuzaklara rastlanıyor. Musul’un kuzeyini ve doğusunu kaplayan Ninova ovasından Kürtlerin özerk yönetiminin bulunduğu bölgeye kadar uzanan köy ve alanlarda, ilan ettikleri sözde DEAŞ devletinin alanının daralmasıyla beraber örgüt militanları, geniş bir bölgeye ilkel bomba ve mayınlar döşedi.
Norveç patlayıcılarla mücadele ‘biopolize aid’ projesinde operasyonlar müdürü olan Craig Mackinlay, Reuters’a verdiği demeçte, “Çok büyük bir alana yayılan mayınlar çok hassas ve bir kamyonu infilak ettirecek kadar güçlü” dedi.

Uzmanlar, genelde mayınların açık alanlarda sıra şeklinde döşendiğini, ancak binalardaki patlayıcı el yapımı bombaların buzdolabı, ısıtıcı ve televizyon gibi ev araç-gereçlerine bağlandığını, bir düğmeye basıldığı anda ya da kapının açılmasıyla patlayacak şekilde ayarlandığını belirtiyor.

Mayınları temizleme kampanyasının koordinasyonluğunu yapan Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı mayın işlerinden sorumlu daire, geçen ekim ayında temizlik çalışmaların başlamasından bu yana, söz konusu patlayıcılar sebebiyle ölen ve yaralananlar sayısı 1700 kişi olduğunu açıkladı.

DEAŞ örgütü, sivilleri hedef alarak insanların evlerine, işlerine ve okullarına geri dönmesini, alt yapının yeniden inşa edilmesini ve hükümet egemenliğinin tekrar sağlanması için sarf edilen çabaları baltalamayı umuyor. Irak’taki Avrupa Birliği Komisyonu’nda görevli Charles Stuart, kriz devam ettiği müddetçe örgütün yeniden başarılı olmasının muhtemel olduğunu ve stratejisinin askerî operasyonları aştığını ifade ediyor.

Enkaz altında

Şeyh Emir köyü, Kürt ve Irak ordusunun hâkimiyet bölgelerini ayıran hat üzerinde Erbil ve Musul arasındaki anayolda bulunuyor. Yüzlerce köy gibi söz konusu köy de, bombardıman sebebiyle terk edilmiş ve yıkılmış bir vaziyette. Sıcak bir sabah vaktinde Hakim Hazım (37), kardeşi ve birkaç arkadaşıyla beraber evini onarmaya çalışıyor ve çimentoyu karıştırıp duvar inşa ediyorlar. Hazim, ailesinin karşı çıkmasına rağmen Sünni ve Şiilerden 120 ailenin yaşadığı köy halkından kendisinin de köye dönen diğer bir aile olduğunu belirtiyor. DEAŞ örgütünden burası Ekim ayında geri alınmıştı. Döndüğünde aldatıcı tuzakların evinde, komşu binalarda ve hayvan ağıllarında yer aldığını dile getiriyor.

İlkel bir şekilde yapılmış el bombalarıyla pek çok ev mayınlanmış, örgüt köy ve çevresine tüneller kazmış. Hazım, mayın danışmanlık grubundan bir ekibin mayınların çoğunu temizlediğini söylüyor. Ancak mayınlar hâlâ tehlike arz ediyor. Birkaç hafta önce koyun otlatan 12 yaşındaki bir çocuğun yerden bir cisim aldığını ve bu cismin patlaması sonucu parmaklarının koptuğunu belirtiyor. Kardeşi Gassan Abbas Hazım (35), evleri göstererek Amerika öncülüğündeki koalisyon hava ve örgütün saldırıların neticesinde yıkıldığını dile getiriyor. Diğer iki kişi ise, ailelerinin Erbil ve Garagoş’da kiralık odalarda ikamet ettiklerini açıklıyor.

Hazım, “Burada hiçbir şey yok. Ne bir okul, ilaç ne de su. Diğerlerinin de dönmelerini ümit ediyorum. Eğer dönmezlerse ne yapılabilir?” diyor. Aynı bölgede bulunan Garagoş bölgesinde iki aracın mayına basarak patlaması sebebiyle geri dönen iki ailenin bireyleri öldü. Biopolize Aid projesinde operasyonlar müdürü Mackinlay, çobanlardan sadece tek bir ailenin köyde daimi bir şekilde yaşadığını, yakınında bulunan Kibirli köyünde ise, Biopolize Aid projesi ekibinin temizlemesinden sonra Şubat ayından beri yaklaşık 20 ailenin ev ve okullara döndüğünü söylüyor.

Stuart, çocukların okullara döndüklerinde onları öldürmek için döşemelerin altına patlayıcıların konulduğu Felluce’deki bir sınıfı örnek verdi. Söz konusu patlayıcılar zamanında fark edildi. Stuart, en büyük problemlerden birisinin de kendi elleriyle evlerini temizleye çalışanların olduğunu dile getiriyor. Aynı şekilde çocukların sokaklarda oynamaları, onları aldatıcı tuzakların kurbanı olmalarına maruz bıraktığını belirtiyor.

Basınç Diski

Erbil’de Biopolize Aid projesi ofisinde Amerikan ordusunun eski çalışanlarından ve Kolombiya’dan Afganistan’a kadar farklı ülkelerde çeşitli bölgeleri patlayıcıların tehlikesinden temizleme işine katılan Mackinlay, el yapımı bombaları göstererek bazılarının paslanmış maden parçalarından yapıldığını, en yaygınlarının da iki uzun levhadan oluşan ve aralarını artı-eksi kutuplarıyla birbirine bağlayan bir maddenin ayırdığı basınç diski olduğunu söylüyor. Üzerine ayakla basılması halinde dairenin kapanıp ana bombanın patladığını belirtiyor. Mackinlay, bunun sanayi toplama hattı olduğunu, örgüt unsurlarının eğitimli ve elektronik işlerinden anladıklarını dile getiriyor. Bunun yanı sıra, bomba yapım işleriyle uğraşanların temizleme işinde çalışanların üsluplarını öğrendiklerini ve bu üsluplara uyum sağladıklarını belirtiyor. Irak, Kürt, BM yetkilileri ve yerel örgütlerden ve ticari kurumlardan bir grup, bombalarla mücadele kampanyasına iştirak ediyor. Söz konusu çalışanların faaliyetlerinin mevkileri temizlemeyi aşarak toplumla irtibat halinde olan ekiplerin yüzlerce insana mayınların tehlikesine karşı bilinçlendirme dersleri verdiğini belirtiyor

DEAŞ’ın egemen olduğu üç yıl aradan sonra Musul’un batısında son zamanlarda tekrar açılan bir okulda başöğretmen olan Zükriyat Muhammed Hüseyin, çocukların ders programı kapsamında mayın ve patlayıcılara karşı bilinçlendirmek amacıyla dersler verdiklerini söyledi. Aynı zamanda mayın danışmanlık grubu, insanların kendi toplumlarında patlayıcıları temizlemeye karşı nasıl hareket edecekleri hususunda patlayıcıların kurbanlarına ilk yardım sunanların başında olmaları için onları eğitiyor. Ayrıca siviller de bu alanda eğitim alıyorlar.

Fakat bürokrasi ve finans ilerleme kaydetmeyi engelliyor. Temizlik çalışmalarını yürütenler, kaynakların yeterli olmadığını dile getiriyorlar. 2017 yılı için BM’ye bağlı mayınla ilgili çalışma dairesi, 16 milyon dolar finans aldı. Talep edilen miktar ise 112 milyon dolardı.

Aynı zamanda Musul’un kurtarılması, söz konusu sıkıntının ilk aşamasından başka bir şeyi temsil etmiyor. Irak’ta, İran-Irak savaşından, Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı yaptığı savaştan ve 2003 yılında Irak işgali sonrasında Amerika’nın yönettiği savaşa ait çok sayıda patlayıcı bulunuyor. Radikallerin Suriye sınırına doğru gerilemeleriyle birlikte yeni bölgelere patlayıcı döşeyebilecekleri ihtimali bulunuyor. Uzmanlar mayınları temizleme işinin onlarca yıl süreceğini ifade ediyorlar.