Napolyon ve maiyetindekiler

Napolyon Bonapart, sadece profesyonel bir komutan ve imparator değil aynı zamanda o, büyük ölçüde belagat ve zarafet sahibi bir kişiydi. Hakkında zaman zaman şahit olunan birçok nükte ve fıkralar rivayet edilir. Fakat aynı zamanda onun adına yapılan nükte ve espriler de var. Zarafetin özelliği, zara

Napolyon ve maiyetindekiler

Napolyon Bonapart, sadece profesyonel bir komutan ve imparator değil aynı zamanda o, büyük ölçüde belagat ve zarafet sahibi bir kişiydi. Hakkında zaman zaman şahit olunan birçok nükte ve fıkralar rivayet edilir. Fakat aynı zamanda onun adına yapılan nükte ve espriler de var. Zarafetin özelliği, zarafet sahibinin verdiği gibi almaya da hazır olmasıdır.

Büyük imparatorun saraydaki bütün çalışanları kontrol ederek, onlarla konuşarak ve onlara sorular sorarak haftaya öyle başlamayı alışkanlık haline getirdiği söylenir. Tabi imparator, daha çok sağlık, aile ve çocuklarla ilgili ve benzeri sorular soruyordu.  Bu, rutin bir şekilde tekrarlamaya başladı. Saray ahalisi arasında ailevi soruları dinlemeyi alışkanlık haline getiren uyanık bir muhafız vardı. Evli misin? Evet efendim. Çocuğun var mı? Evet efendim. Kaç çocuğun var? 3 tane efendim.

Haftalar gelip geçiyor, sorular ve cevaplar tekrarlıyordu. Yine imparator, aynı muhafıza “Kaç çocuğun var?” diye sordu. Muhafız, 9 diye cevapladı. Bunun üzerine imparator, “Ancak sen, geçen hafta bana sadece 3 çocuğunun olduğunu söylemiştin” dedi. Muhafız, sessiz ve objektif bir şekilde, “Evet efendim. Siz majestelerinde bıkkınlığa yol açmasından dolayı endişelendim” diye karşılık verdi.

Bu hikâye, Napolyon’un ne kadar güçlü bir hafızaya sahip olduğunu bizlere hatırlatıyor. Fakat soğukkanlılığı hakkında bütün söylenenlere rağmen aynı zamanda onun sinir nöbetleri de vardı. 1811 yılında ordusuna karşı direnen İspanyol devrimciler, Napolyon’u öfkelendirdi. Israrla direnen Sevilla şehrine saldırdığında bu direnişle karşı karşıya kaldı. Bu da Napolyon’un öfkelenmesine neden oldu. Bunun üzerine Napolyon, subaylardan birisine, “Sevilla şehri, 24 saat içerisinde teslim olmazsa şehirdeki her şeyi yıkacağım ve herkesi de tıraş edeceğim” dedi.

Subay, Napolyon’a şu şekilde cevap verdi, “Hayır efendim, kesinlikle bunu yapmayınız. Sizin yerinizde olsaydım bunu asla düşünmezdim” Napolyon, “Neden?” diye sordu. Subay, “Efendim, siz bütün Fransızların imparatoru ve Avrupa’nın efendisisiniz. Siz bu iki lakaba ‘Sevilla’nın berberi’ lakabının eklenmesini ister misiniz?” diye karşılık verdi.

Bu cevabın orijinalliği, ‘Sevil Berberi’ adlı meşhur Rossini operasındaki komik şahsiyete işaret etmekte gizlidir.

Napolyon’un maiyetinde halkın şiddetli bir şekilde nefret ettiği birtakım şahsiyetler vardı. Rudyard, bu şahsiyetlerden birisiydi. Ancak imparator, şeref madalyası bahşedecek kadar kendisine hayranlık duyuyordu.  Bu defa komik yanıt, halktan geldi. Halk, olanları duyar duymaz Fransa’nın geneline hızlı bir şekilde yayılan bir beyit derledi;

Rudyard’ın büyük madalyayı elde ettiğini söylüyorlar,

Ey Rudyard’ın boynuna madalyayı takan!

Sık daha çok sık…