Nevvab ve kayıp altını

Uydu kanallarını izleyen tiryakilerden değilim ama kanalların halkları şiddet ve bozgunculuğa nasıl teşvik ettiğine ara sıra gözüm takılır ve seyrederim. Gece yatağıma girerken TV kanallarının teröre azmettirici bu yöntemleri aklıma takılır ve bütün gece uyku tutmaz. Böyle bir gece düşünürken, aklım

Nevvab ve kayıp altını

Uydu kanallarını izleyen tiryakilerden değilim ama kanalların halkları şiddet ve bozgunculuğa nasıl teşvik ettiğine ara sıra gözüm takılır ve seyrederim. Gece yatağıma girerken TV kanallarının teröre azmettirici bu yöntemleri aklıma takılır ve bütün gece uyku tutmaz. Böyle bir gece düşünürken, aklıma Iraklı ünlü şair Muzaffer en-Nevvab’ın dedesi, insanların deli olmakla itham ettiği Seyyid en-Nevvab aklıma geldi.

Seyyid en-Nevvab, Hindistan’ın racalarından (derebeylerinden) biriydi. İngilizlerle olan uyuşmazlığından sonra Bağdat’a sürgüne gönderildi. İngilizler sus payı olarak kendisine altın lira ile ödenen aylık bir maaş bağladı ve Dicle Nehri kıyısında heybetli bir malikane tahsis etti. Çocukken insanların deli olduğunu söylediği büyük Nevvab’ı evinin bahçesinde görüyordum, beyaz entarili, uzun beyaz sakalı ve sıkı bağlı beyaz saçları üstten kel olan kafasını sarıyordu. İnsanlar bana sakın yaklaşma, deli o diyordu!

İngilizlerden aldığı altınlarla, en-Nevvab, yabancısı olduğu bu ülkede yapacak şey bulamıyordu. Ellerinde İngiliz altınını havaya atıp tutmayı ve saatlerce evinin bahçesini dolaşmayı adet edinmişti.

Bir gün bu basit hobisini uygularken, altın para elinden düşerek ve evdeki lavabo deliğine yuvarlanmıştı. En-Nevvab, kirli sularla dolu derin lavabo deliğine giren parayı kurtaramadı. Yeni bir altın para getirmiş ve hobisine devam etmişti. Fakat birkaç gün sonra bir hizmetçi çağırıp paranın lavabodan nasıl çıkarılacağını sormuş, hizmetçi bu işi yapanlara tesisatçı dendiğini, deliğin içinden pis su ve atıkları çıkarabildiklerini ve bir tesisatçı çağırabileceğini söylemişti. Tesisatçı Nevvab’ın huzuruna çağrılmış, kaç lira alacağı sorulmuş, pahalı olacağı ve kapı dışarı edileceğini düşünen tesisatçı da bu işin beş altın mukabilinde yapıldığını gülümseyerek söylemişti. Nevvab, tesisatçıyı göndermektense: Haydi, başla işine, çıkar o altını demişti. Tesisatçı malzemelerini getirerek işe başlamış ve pislikler içindeki altını bulunca ev sahibine takdim etmişti.

Altın paraya dokunmayan Nevvab kendisine parayı masaya koymasını söylemiş ve beş altın getirerek teşekkür etmişti. Bu olay tesisatçının garibine gitmiş ve Nevvab’a: Niye? Bir pis altın için temiz beş altın veriyorsunuz? Diye sorunca Nevvab: ‘Gördüğün bu lirayı kaybettiğimden beri aklım onda kaldı. Yattığımda aklıma gelirdi, kalkıp gezindiğimde gözüm deliğe takılır uyuyamazdım. Bu lirayı neden ve niye kaybettim diye kendimi suçlar oldum. Bundan sonra ise gönlüm rahat, güzel bir uyku çekebilirim’ demişti!

Anlamlı ve güzel bir kıssa bu. Ama duyanlar Nevvab’ın deli olduğunu sürekli tekrarladı, pis bir altın para uğuruna beş temiz altınını feda eden bir deli!