Nükleer anlaşma sonrası İran’daki çifte vatandaşlığı bulunan kişilerin tutuklanma sayısı arttı

Avukatlar ve diplomatlar, İran Devrim Muhafızları’nın, son iki yılda casusluk suçlaması ile ilgili yerel ve uluslararası medyanın bildirdiği sayıdan iki kat daha fazla, yabancı uyruklu en az 30 kişiyi tutukladığını açıkladı. Bu rakam, uluslararası nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte, Batı ile

Avukatlar ve diplomatlar, İran Devrim Muhafızları’nın, son iki yılda casusluk suçlaması ile ilgili yerel ve uluslararası medyanın bildirdiği sayıdan iki kat daha fazla, yabancı uyruklu en az 30 kişiyi tutukladığını açıkladı.

Bu rakam, uluslararası nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte, Batı ile anlaşma umutlarının doğduğu 2015’ten bu yana keskin bir artış olduğuna işaret ediyor.

Bu, aynı zamanda yeni bir eğilime de işaret ediyor. Çünkü, o zamandan bu yana, gözaltındaki kişilerin 30’undan 19’u Avrupa vatandaşı. Eskiden, tutukluların çoğu İran kökenli Amerikalılardı.

Tutuklu yakınları ve avukatları, İran hükümetinin, Tahran’a uygulanan yaptırımları kaldırmak için Batılı güçlerle nükleer anlaşmayı imzalamasından sonra, Devrim Muhafızları’nın tutukluları uluslararası devletlerle pazarlık konusu olarak kullandığını dile getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, tutukluların İran yargısı tarafından suçlandığına dikkat çekerek, İran hükümetinin tutukları rehin olarak tuttuğunu reddetti. Zarif, Batı hükümetlerini, uyduruk suçlamalarla İranlıları alıkoymakla suçladı.

İran genellikle tutuklamaları veya suçlamaları ilan etmiyor. Her ne kadar Birleşmiş Milletler Viyana Sözleşmesi, çift uyruklulara konsolosluk yardımı alma hakkı tanısa da, İran çifte vatandaşlığı tanımıyor.

Kaynaklar, bu kişilerin hiçbir casusluk yapmadığını, sadece çifte vatandaşlık yüzünden tutuklandıklarını söylüyor.

Kimliklerinin ortaya çıkmasını istemiyorlar

Hollanda Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Daphne Kirimanz, tutukluların kimliğinin ortaya çıkmasının, onları zor duruma düşürebileceğini söyledi.

Öte yandan, İsveç’te yaşayan ve Tahran’da bir konferansa katıldıktan sonra 2016’da tutuklanan İranlı bilim adamı Ahmed Reza Celali’nin karısı, bu sorunu Şubat ayında duyurmaya karar verdi.

Celali’nin eşi, “Kısa sürede bırakılmasını umuyorduk. Bizi hapishaneye çağırarak, resmi olarak suçlanmadığını söyledi. Birkaç soruya cevap verdiği takdirde, serbest bırakılacağını söylemişler. Savcı onu idamla tehdit ettiğinde açlık grevine başladı. Dokuz ay sonra da, dava medyada yer aldı” dedi. Celali, casusluk suçlamasıyla ekim ayında idama mahkum edildi.

Konu hakkında açıklama yapan İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström şunları kaydetti, “İran ve AB’nin işbirliği yapması gereken bir zamanda, bunun AB ile olan ilişkiyi etkileyeceğini açıklayacağız.”

İran’ın nükleer programına kısıtlamalar getirmesi karşılığında, ona uygulanacak yaptırımların kaldırılması amacıyla yapılan sözleşme sonrasında, sadece ABD’nin yaptırımları sürüyor.

Bazen, yeni tutuklamaların resmi olarak onaylandığı, dolaylı olarak ortaya çıkıyor. Haziran 2017’de Avrupa Parlamentosu oturumunda, İran kökenli üç Hollandalının İran’da tutuklandığı dile getirildi. Dava hakkında detay verilmeden, sadece duyuruldu.

Eski Başbakan David Cameron, Ocak 2016’da Başbakanlık resmi internet sitesinde, İran hapishanelerinde tutulan, İran asıllı üç İngilizin davasını gündeme getirdi. Bu üç davanın davanın ikisi, o sırada ilan edilmemişti.

Buna karşılık, İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran asıllı İngiliz vatandaşlarının gözaltına alındığını söylemeyi reddetti. İngiliz Thomson Reuters Vakfı çalışanı olan Nazanin Zaghari-Ratcliffe, Nisan 2016’da İran’da tatildeyken tutuklanmış ve daha sonra rejimi devirmeye çalışmakla suçlanmıştı.

Vakıf ve ailesi suçlamaları defalarca reddetmiş, eşi Richard Ratcliffe “Aile olarak yapabileceğimiz tek şey adaletsizliği göstermektir” demişti.

O ve diğerleri, Boris Johnson’un Parlamento’da onlarla ilgili gerçekleri yansıtmayan suçlamalarda bulunduğunu söylediler.

Johnson’un açıklamalarını takiben mahkemeye çıkarılan Ratcliffe’e, İngiliz bakanın ifadelerinin kadın hakkında yeni delil sayıldığı belirtilmişti.

Ratcliffe ailesi, İran yönetiminin Johnson’un açıklamalarını kadına karşı kullandığını öne sürerek, bakandan ifadelerine açıklık getirmesini talep etmişti.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, Johnson’un geçen hafta konuya ilişkin parlamentoda yaptığı açıklamasının ‘daha açıklayıcı olabileceğini’ kabul ettiği kaydedilirken, İran’ın verdiği hapis cezasını ise meşrulaştırmadığı vurgulandı.

Beş ABD vatandaşı 2016’da serbest bırakıldı

2016’da Tahran, nükleer anlaşmanın uygulanmasından sonra, beş ABD vatandaşını, İranlı mahkumlar karşılığında serbest bıraktı.

Öte yandan İran, Batı’da haksızca gözaltına alınan İran vatandaşları olduğunu söyledi. İran İnsan Hakları Konseyi başkan yardımcısı Kazım Garib Abadi, ABD’de 56’tan fazla İranlının tutuklu olduğunu ve diğer ülkelerdeki tutukluların ise sayısının net olmadığını söyledi.