Pompeo Riyad’da… Geleceğe dair senaryolar
Dikkatli ve iyi bir gözlemci, tayin kararı 48 saatten daha kısa bir süre önce onaylanan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a yapacağı ziyaretten ne gibi sonuçlara varabilir? Brüksel’den, NATO ülkelerinin dışişleri bakanlarının toplantılarına katı
Dikkatli ve iyi bir gözlemci, tayin kararı 48 saatten daha kısa bir süre önce onaylanan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a yapacağı ziyaretten ne gibi sonuçlara varabilir?
Brüksel’den, NATO ülkelerinin dışişleri bakanlarının toplantılarına katılmasından sonra, yolculuk rotası Krallık oluyor. Hiçbir kimse bu ziyaretin nasıl bir öneme işaret ettiğini görmezden gelemez. Belki de hali hazırdaki durumun ne kadar ciddi olduğuna işaret ediyor, zira Ortadoğu ve uluslararası meselelerde kartlar yeniden karılıyor.
Suudi Arabistan, temel bir dayanak ve Washington’un stratejik bir müttefiki olmaya devam ediyor ve son zamanlarda özellikle de Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ABD’ye olan tarihi ziyaretinden sonra bu müttefiklik daha da güçlendi. Washington’un Riyad’ı güçlü ve güvenilir bir ortak olarak gördüğü açıktır, özellikle de bölgedeki geleceğe dair senaryoların bir sonucu olarak, Suudi Arabistan’ın olası hadiselerin kalbi olacağı çok açıktır.
Geleneksel Amerikan pragmatizmi, katı kalpli siyaset dünyasında yapmacık övgülere prim vermemektedir. Bu nedenle, Washington tarafından müttefiklerin seçimi, coğrafi, insani, siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal olarak sahip oldukları güç kartları dikkate alınarak yapılıyor. Bu nedenle, Krallık, bir kez daha, bölgenin haritasının çiziminde seçkin bir aktör haline geldi. Özellikle de gerçek hak sahiplerini Körfez haritasından çıkarmak için çok çalışanların olduğu bir dönemde, oynanması gereken bir roldür bu…
Riyad’ın konuğu, sıra dışı bir bakan olmasından dolayı şahsiyetinden bahsetmek gerekiyor. Zira Petrol şirketlerinin dünyasından gelen selefi Tillerson’a benzememektedir. Pompeo askeri hayattan istihbarat dünyasına intikal etti ve Langley’deki en önemli koltuğa ulaşmayı başardı, Amerikan ve dünya tarihindeki en önemli güvenlik kurumlarından birinin başına geçti. Kendisi her zaman kararlı bir ideolog olarak tanımlanır ve onun açısından en önemli mesele küresel terörizm ve terörün arkasında duran ülkelerdir. Ona göre İran, dünya çapında terörizmi en fazla destekleyen bir ülkedir. Nükleer anlaşmanın ve onun parametrelerinin özelliklerini değiştirmeye olan ihtiyaca ilişkin olarak kendisi ile Başkan arasında tam bir uyum söz konusudur. Mollalar, tamamlayıcı bir anlaşma vizyonunun yeniden gündeme taşınmasını reddediyorlar. Washington, daha önceki saçma anlaşmadan geri çekilecek ve daha sonra İran üzerindeki ekonomik yaptırımları yeniden imzalayacaktır. Ve iş ileri bir noktaya vararak açık bir çatışmaya dönüşebilir. ABD’nin geleceğe dair senaryoları, Basra Körfezi bölgesindeki en değerli müttefiki olan Suudi Arabistan ile kesinlikle müzakere edilmektedir. Bölgenin istikrarı için büyük bir tehdit haline gelen İran’ın füze programı küresel ekonominin güvenliğini tehdit etmeye devam etmektedir. Zira Petrolün alternatifi yoktur. Modern Batı uygarlığının da en temel ihtiyacıdır. Ve İran’ın yaptığı şey kara sularındaki geçiş güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmektir.
Pompeo, Riyad’a, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’daki ajanlarıyla bölgeyi kırk yıldır kontrol etmeye çalışan ve durdurulması zor bir yayılmacı politika izleyen İran’ı iyi tanıyan biri ve istihbarat daireleri ve ağlarının bir adamı olarak geliyor. Ve İran’ın demeçleri, Washington’un Körfez ve Arap müttefiklerini tehdit etmeye çalışılacağını, bütün kozlarını kullanmada son derece kararlı olduğunu gösteriyor. Bu durum, Pozisyonların önceden değerlendirilmesini zorunlu ve acil bir hale getirmektedir.
12 Mayıs’a yaklaştıkça, İran’la diplomatik çözüm penceresinin daraldığı görülüyor. ABD’nin Orta Doğu’daki nüfuzunu kırmaya çalışan -bunu Tahran’a olan sevgilerinden dolayı yapmıyorlar- ve bunu uluslararası politik manevra için bir başlangıç noktası olarak gören Rusya ve Çin gibi uluslararası ülkeler tarafından bu durum idrak edilmektedir. Ne Pekin ne de Moskova, güneyde nükleer güce sahip radikal bir ülkenin varlığını istemiyorlar. Bu durumda, şüphesiz Suudi Arabistan gibi diplomatik ağırlığı olan lojistik müttefiklere ihtiyaç duyulmaktadır. Zira bölgesel ve belki de iltihaplanmış uluslararası bir harita üzerinde stratejik, politik dengeler yaratılması gerekiyor. Pompeo’nun krallığı, daha sonra Ürdün ve İsrail’i ziyaret etmesinden önce, Washington iki önemli -hatta son derece önemli- ziyaretin odak noktasıydı; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ziyareti ve birkaç gün sonra Alman Başbakanı Angela Merkel’in Beyaz Saray ziyareti…
İran’la yapılan anlaşmada bir değişikliğe yanaşmayan, mevcut anlaşmaya sıkı sıkıya bağlı kalan Avrupa’nın tutumunda bir şeylerin yanlış gittiğini söylemek mümkündür. Merkel’in İran’ın nükleer emellerini yavaşlatmak için ilk adım olarak gördüğü bu anlaşmaya dair farklı bir formulünü duyduk. Macron ise, uluslararası toplumun 2025’in ötesine devam etmesini sağlayacak tamamlayıcı bir anlaşmaya ihtiyaç olduğunu görüyor. Aksi takdirde anlaşma, mollaların ölümcül atom silahı elde etmesi için yasal bir ruhsat olacaktır. Sınır ve limitlerin konulmasına ek olarak, yakın ve uzak bir füze programının sonlandırılması gerekmektedir. Suriye halkının yok olması pahasına bir oyun alanı haline getirdiği Suriye’den başlayarak İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzunu durdurmak, yasal ve siyasi barajlar inşa etmek gerekiyor. Bu mutlaka yapılmalıdır.
Pompeo’nun Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaretin çağrıştırdığı muhtemel senaryolar çoktur. Yakında büyük bir siyasi tıkanıklık yaşamaya aday olan Filistin meselesi bunlardan birisidir. Zira Trump, ülkesinin büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasına tanıklık yapmak için –eğer gerçekleşirse- İsrail’i ziyaret edecek. Son Arap İşbirliği Zirvesini “Kudüs zirvesi” olarak ilan eden Krallık bu durumu reddetmektedir.
Bu huzursuzluk ve gerginliğin ortasında DEAŞ, örgütünü yeniden organize ediyor, bu da kör ve vahşet terörüne ikinci bir dönüş anlamına geliyor… Bu, Kıyamet kopmadan önceki saat 23:00 ziyareti mi?
Büyük olasılıkla öyle…