Putin’in popülerliği ekonomik zorluklarla test ediliyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2000 yılında iktidara gelmesinden bu yana ilk defa medya organlarının ana gündemini, Putin’in performansı değil, “Suriye, Rusya’ya karşı devam eden ABD düşmanlığı, İran, nükleer dosya, Kuzey Kore ve Rusya’ya yönelik İngiltere politikası” gibi birçok dış meselen
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2000 yılında iktidara gelmesinden bu yana ilk defa medya organlarının ana gündemini, Putin’in performansı değil, “Suriye, Rusya’ya karşı devam eden ABD düşmanlığı, İran, nükleer dosya, Kuzey Kore ve Rusya’ya yönelik İngiltere politikası” gibi birçok dış meselenin tartışıldığı bir Talk Show programında günlük olarak ekranları dolduran medyacılar, parlamenterler ve uzmanlar oluşturdu. Aynı şekilde içsel durum, büyüyen ekonomik ve yaşamsal zorluklar, sokaktaki artan eleştiri tonu ve yakın zamana kadar Başkan Putin’in politikalarının destekçilerine dair çeşitli çevrelerde yayılmaya başlayan hoşnutsuzluk dışında her şey tartışmaların odağında yer aldı.
Rusya’daki emeklilik sisteminin reform dosyası, Kremlin’in iç politikasına yönelik her türlü eleştirinin tek seferlik üstünü örterken, ülkenin farklı bölgelerinde de protesto ve oturma eylemlerine yol açtı. Protestolarda, bu kez, Batı’ya sadakatle suçlanan örgütlerin olmayışı ön plana çıktı. Basın organlarında meselenin tartışılmasını engelleyen sert idari kararlar olsa da yönetim, konunun yankılarını kuşatmada ve protesto hareketlerini kısıtlamada başarısız oldu.
Rus kamuoyu araştırma merkezi Levada Center da dahil, prestijli kuruluşlar tarafından Kremlin’e karşı yürütülen anketler, son yıllarda destekçileri tarafından övülen Kremlin efendisine yönelik alışılmadık oranda Putin’in popülerliğinin gerilediğini ortaya koydu. Bu bağlamda seçimde hile yapıldığı suçlamalarına karşı düzenlenen büyük çaplı protesto kampanyası, Putin’e olanı güveni yüzde 40’a düşürürken, Putin’in son seçimlerde kazandığı yüzde 77’lik oranın, ilk defa yüzde 30 oranında gerilediği bildirildi.
2018’de Putin’in aldığı ağır kararlar
Şüphe yok ki Rus Başkanın söz konusu reform dolayısıyla popülerliğinin azalması, “harcamaların belirginleştirilmesi” ve “Rusya’nın uzun bir süre devam etmesi beklenen ABD ve Batı yaptırımlarıyla oluşan yeni duruma adapte olması” için alınan kararlar ile de bağlantılı. Öyle ki “Batı ile yüzleşme” ve “Rusya’ya boyun eğdirme girişimleri” çerçevesindeki ifadelere rağmen ülkede, ulusal atmosferi ‘kemerleri sıkmayı sürdürme ve içsel olarak zor kararlar alma çerçevesinde’ harekete geçirme konusunda da bir tereddüt yaşanıyor. Kremlin’e yakın kurum ve kuruluşlara karşı Batı yaptırımları devam ederken de bu yaklaşım pek bir işe yaramıyor. Zira Rusya’nın petrol, doğal gaz ve maden sektörleri de dahil olmak üzere yabancı baskılar karşısında dayanıklılığının “son raddesi” sayılan sektörler ve aynı şekilde bankacılık sektörü “çürütülmekle” tehdit ediliyor.
Daha da kötüsü yaptırımların yankıları ve Rusya’nın müdahale kararları; fiyatlardaki keskin artış, Putin’in ekonomik büyümenin azalmasıyla ilgili zor kararları ve (hükümetin ekonomik çıkmazın uzun süre devam edeceği beklentileri karşısında öncelik olarak vatandaşların ceplerine uzanan) iç finansman kaynakları sağlama çabası dolayısıyla vatandaşların hayatlarını doğrudan etkiliyor.
Zor kararlar arasında petrol fiyatlarını ve gelir vergisini artırma kararı da dahil olmak üzere, tüm alanlarda fiyatlarda görülen keskin artış yer aldı. Öyle ki bu zor kararları takiben ülkede, emeklilik yaşının erkekler için 60’tan 65’e, kadınlar için ise 55’ten 63’e çıkarılmasını ön gören emeklilik reformu masaya yatırıldı. Söz konusu yasanın ilk okuması Devlet Duma’sından geçerken, sokaklarda da öfke patlamasına yol açtı. Zira bu durum, Sovyet döneminden bu yana (1990’daki en kötü kaos koşullarında bile değişiklik yapılmayan) istikrarlı bir emeklilik sistemi sürdüren Rusya’da on milyonlarca kişinin hayatını doğrudan etkiliyor.
“Emeklilik yaşını yükseltme kararının gerekçelerini ve koşullarını” açıklamak zorunda kalan Vladimir Putin, ülkede yaşanan duruma doğrudan bir müdahalede bulunarak, Rus halkına bir televizyon kanalı aracılığıyla seslendi. Putin’in doğrudan televizyonu kullanarak mesaj vermesi sadece tehlikeli gelişmeler durumunda yaşanmakta. Bu çerçevede Putin, ülkenin tarihinden de bahsettiği konuşmasında Rusya’nın yaşadığı demografik krize de değinerek, vatandaşlarına “bireysel olarak emeklilik sisteminde herhangi bir değişiklik yapılmasına karşı, ancak bu durumun prosedür bir zorunluluk olduğunu” açıkladı.
Vladimir Putin, vatandaşlara doğrudan duygusal bir konuşma yaparak öfke dalgasının önüne geçmeye çalıştı. Bu bağlamda kadınlarda emeklilik yaşı artırımını da 63 yerine 55’ten 60 olarak revize edildiğini belirtti.
Eski Maliye Bakanı Alexei Kudrin’in belirttiğine göre Putin, “yeni kanunun dengesini korudu”. Kudrin, kararın halkın büyük çoğunluğu için acı verici olmasına rağmen mevcut zorlukların üstesinden gelmek üzere hükümetteki ekonomik sektörlerin geliştirdiği yaklaşımların da korunduğunu belirtti.
Putin’in televizyon konuşmasında görünmesinin de kaybettiği popülaritesini geri kazanmak amaçlı olduğu ifade edildi.
Öte yandan Rusya, önümüzdeki ay yerel meclis ve il valilikleri seçimlerine hazırlanıyor. Bu çerçevede ise Kremlin’in birçok destekçisini kaybetme riski mevcut. Aktarılana göre bu olasılık, iç durumunu daha da zorlaştırabilir.
Veraset düzenlemeleri
Vladimir Putin, bu yılki seçimleri kazanmasından birkaç ay sonra yolsuzlukla mücadele kapsamında bir dizi karar aldı. Bu bağlamda Savunma, İçişleri ve Acil Durum Bakanlıkları, Merkezi Araştırma Ajansı, ülkenin diğer egemen organlarında düzenlemelere gitti ve generalleri görevlerinden uzaklaştırdı. Bazı yetkililer, yolsuzlukla ilgili meselelerden dolayı görevden alındı.
Muhalefet içerisinde bazı kesimler, Putin’in adımlarının iktidara yük olan bazı kişileri devirme amacı taşıdığını ve aynı zamanda dahili durumu yeniden düzenleme hususunda önem teşkil ettiğini ifade etti. Zira Putin’in Kremlin’deki bu son görev döneminde her türlü askeri, güvenlik ve ekonomik düzeyde ülkenin esas ağırlık merkezleri ve güçlü blokları arasındaki zor dengeleri idare edebilecek bir halef bulmak için çaba sarf ettiği belirtildi. Bazı kesimler, Putin’in görev süresinin ikinci yılının, başkanlık pozisyonu için 1 veya daha fazla aday aramaya başlaması açısından önem arz ettiğini düşünüyor.
Putin, bu yolda güçlü protestolar da dahil olmak üzere, büyük düğümlerle de karşı karşıya. Bu nedenle yürütme ve yasama makamları, protesto hareketlerine katı kısıtlamalar getiren bir dizi yasa ve değişikliğe başvurdu. Öyle ki sosyal medya organları ciddi şekilde kısıtlandı. Ancak bu noktadaki en önemli kazanım, başkan ve ekibinin son yıllarda Kremlin’e olan yakınlıklarından istifade edilen bazı para balinalarından ve birikmiş servetlerden kaynaklı olası bir kırılmanın yükünü ne ölçüde karşılayabileceğini görmeleri oldu.
300 iş adamı ABD’nin yaptırım listesinde
Nitekim “alüminyum imparatoru” olarak bilinen (dünyanın en büyük ikinci alüminyum üreticisi Rusal’ın sahibi) ve Putin’in yakın arkadaşı olan milyarder Oleg Deripaska’ya, ABD Hazine Bakanlığı tarafından “bir iş adamının cinayet emrini vermek ve Rus organize suçlarla bağlantılı olmak” suçlamaları yöneltildi. Deripaska, suçlamaların ardından ise uygulanan son yaptırımlarda servetinin yarısını kaybetti. Deripaska’nın şu anki servetinin 4 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bazıları, onun gibi diğer iş adamlarının da “Kremlin’in politikalarına yaklaşım” yükünü ne kadar üstlenebileceğini merak ediyor. Aynı şey, şu sıralar batı baskısının artmasının ardından İngiliz kulübündeki varlıklarını satmayı düşünen Chelsea’nin sahibi milyarder Roman Abramoviç için de geçerli.
ABD yaptırımlarının listesi, Kremlin’e yakın yaklaşık 300 iş adamını ismini içeriyor.
Artık Rusya sokaklarının ruh hali, ülkenin geleceğini kontrol etmede sınırlı korkular yaşayan Kremlin açısından ciddi zorluklar oluşturuyor.