Rabıta’dan ‘Kudüs’e Barış Elçileri Konvoyu’ çağrısı
Dünya İslam Birliği (Rabıta), ABD’nin New York kentinde “2. Uluslararası ABD ve İslam Dünyası Arasında Medeniyetler Etkileşimi Konferansı”nı düzenledi. Rabıta Genel Sekreteri Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Filistin ile İsrail arasındaki çatışmanın sona ermesine katkıda bulunacak bir girişimin deste
Dünya İslam Birliği (Rabıta), ABD’nin New York kentinde “2. Uluslararası ABD ve İslam Dünyası Arasında Medeniyetler Etkileşimi Konferansı”nı düzenledi.
Rabıta Genel Sekreteri Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, Filistin ile İsrail arasındaki çatışmanın sona ermesine katkıda bulunacak bir girişimin desteklenmesi amacıyla Kudüs’teki kutsal alanlara “Bağımsız Barış Elçileri Konvoyu” gönderilmesi çağrısında bulundu.
“Müslümanlar antisemitizmin en büyük kurbanı”
Konferansın açılış konuşmasını, ABD’deki Küresel Antisemitizm ve Politikaları Çalışma Enstitüsü Direktörü Charles Asher Small gerçekleştirdi.
Small konuşması sırasında, “Çoğu birey, antisemitizmin sadece bir dil meselesi olduğunu düşünüyor, Yahudiler, İsrailliler ya da Siyonistlerle ilgili olduğuna inanıyor” dedi. Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel’in bir sözünden alıntı yapan Charles Asher Small, “Antisemitizm daima Yahudilerle başlar ama asla Yahudilerle bitmez. Toplumdaki en kötü nefret türleri, bu toplumun sınırlarında bitmez. Nazi dönemindeki korkunç yıkım, Yahudilerle sınırlı değildi. Aksine Avrupa’da on milyonlarca insanın hayatını yok etti. Şu anki asrımızda, Müslümanlar, Yahudilere karşı kin ve antisemitizmin en büyük kurbanlarıdır” ifadelerini kullandı.
Charles Asher Small’ın konuşmasını Arap-Amerikan İlişkileri Ulusal Konseyi Başkanı Dr. John Duke Anthony takip etti. Anthony, “Bugün ABD ve İslam dünyası arasındaki ilişkilere, göç, azınlıklar, dini kimlik, entegrasyon ve İslamofobi üzerine odaklanıyoruz” ifadelerini kullandı. “Öngörü, duyguyu özgür bırakır” diyen Başkan, bilginin de anlamanın anahtarı olduğunu vurguladı. “Hiçbirimiz bilgelik kapısına ulaşamadık. Bu noktaya umarak yaklaşmayacağız” diyen Dr. John Duke Anthony, “‘Ortak inanç ve değerlere dayanan bizler’ merhalesine ulaşmak için başkaları hakkında ‘onlar’ olarak düşünmeyi bırakmalıyız” şeklinde konuştu.
New York Katolik Piskoposu Kardinal Anthony Dolan’ın sözcüsü ve New York piskoposluğundaki Ekümenik ve Din İşleri Bürosu Direktörü Rahip Brian McQueen de ‘savaşın oluşturduğu korku ve nefret ile Nebi Musa döneminden bugüne kadar devam eden etkisine’ değindi. McQueen, “ABD’deki Katolik piskoposların ve Müslüman toplumun desteklediği Katolik-İslam diyaloğunun bir parçası olduğum gerçeğini takdir ediyorum” dedi. Rahip, “Bir sorun var, çünkü lider, alim, akademisyen ve öğrenci olarak bizler, kiliseler, sinagoglar ve camilerde inananlarla düzgün bir iletişim kurmada başarısız olduk” şeklinde konuştu.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin ise ABD’nin teşkilat içerisindeki ülkelerin çoğunun ana ortağı olduğunu söyledi. İİT’nin kültürel iletişimin önemine inandığını söyleyen el-Useymin, “Ülkeler arasındaki ilişkiler, iyilik sevgisine dayanmalı, sevgi ve iletişime inanmalı ve işlerinde bunu öncelik almalıdır. İİT’nin kararları, prensip olarak medeniyetler arasında uzlaşı ve anlayış teşvik eder” dedi. Uluslararası değişimler ışığında İslam dünyası ile ABD arasındaki iletişimin bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Yusuf bin Ahmed el-Useymin, Arap-ABD zirvesinin, çoğu İslam ülkesi ve ABD arasında yeni ilişkiler açtığını vurguladı.
Rabıta Genel Sekreteri Muhammed bin Abdulkerim el-İsa, yaptığı açıklamada, “Sorumluluk, muhabbet ve işbirliği duygularını pekiştirmek, ihtilaf ve çeşitliliğe dair Allah’ın kanununu anlamak için İslam dünyasındaki ve diğer topluluklardaki herkese aittir. Terör propagandasının tırmanması karşısında uygun bir zamanda ve gerektiği şekilde önleyici tedbirler ortaya koyulmadı” dedi. Terörizmin, daha fazla gencin beyinlerini kurutmak için İslamofobi sloganlarını sömürdüğünü söyleyen İsa, “Uygarlık çatışması, kökeninde dinsel değildi. Çünkü doğru din, çeşitliliklerdeki Allah’ın kanununu anlar. Bu, İslam tarihi boyunca Müslümanlar ve Doğu Hıristiyanları arasındaki uyum ve bir arada yaşama halinin bir kanıtıdır” ifadelerini kullandı. Genel Sekreter ayrıca, “Radikalizm, dini metinleri anladıkları uyarınca tahrif eder” dedi.
Filistin meselesine, “kötülük, radikalizm ve terörizm ekseninden gelen sloganlardan uzak hikmet ve mantık çerçevesinde” adil ve kapsamlı bir çözüm bulunacağı yönündeki ümidini dile getiren İsa, “Filistin meselesine dair çözüme, hakikat ve adalet mantığı dışındaki herhangi bir durumdan uzak müzakere masası etrafında oturulduğu zaman ulaşılacak” dedi.
Genel Sekreter, Rabıta’nın, “Kudüs’teki tüm kutsal alanları ziyaret etmek, bu krizin çözümüne katkıda bulunacak herhangi bir proje ve girişimi desteklemek” için hikmet eksenli diyalog düzenlemek amacıyla 3 dini de temsil eden, herhangi bir siyasi bağımlılıktan uzak barış elçileri çağrısı yaptığını söyledi.
Öte yandan konferansta, iki gün devam eden toplantılarla, ilişki ve ittifak inşa etmeye, İslam Dünyası ve ABD arasında olumlu işbirliği ve karşılıklı anlayışa ulaşmaya, dini ve kültürel açığı kapatmak için çözümler ve programlar ortaya koyulmaya çalışıldı. Bu çerçevede konferans, İslam hakikatini ve hoşgörü ilkelerini açıklamak, Müslümanların medeniyet diyaloğu organize etme yeteneklerini vurgulamak ve nefret ve radikalizm söylemini çürütmek için dikkat çekici bir fırsat olarak nitelendirildi.
Konferansa katılanlar, başta İslamofobi olmak üzere, nefret ve dışlama çağrılarına karşı koyma çağrısı yaptı. Bu bağlamda İsa, diğer tarafları anlayacak türde girişim ve program başlatmak için kültürel etkileşimi güçlendirmek amacıyla ABD’de “medeniyetler etkileşimi için uluslararası bir merkez” kurulmasını talep etti.
Konuşmalar, çalışma belgeleri ve tartışmalar ışığında katılımcılar, “İslam ve Batı arasında diyalog programları ve girişimleri başlatma” önerisinde bulunurken, Dünya İslam Birliği adına diyaloğun tüm acil yollarını kapsayan bu hususta küresel bir konferans düzenleme çağrısı yaptı.
Katılımcılar, içeriğinde medeniyetler arası etkileşim anlamı taşıyan ve radikal ideolojiyle mücadele etmek için en büyük küresel platformların kurulmasıyla sonuçlanan, İslam ülkeleri ve ABD arasında 2017 yılındaki Riyad zirvesinin tarihi girişimini de övgüde bulundu. Konferansta, DEAŞ’ın dünyanın dört bir yanındaki uygulamalarına dayanan radikal ideoloji artıklarını da ortadan kaldırmayı hedefleyen Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’na bağlı Entelektüel Savaş Merkezi’nin kurulmasından da övgüyle söz edildi.
Aynı şekilde katılımcılar, konferans sırasında, ABD’de dinler ve kültürler arasındaki çeşitliliğe dair Allah’ın kanunlarını kabul eden bağımsız bir uluslararası medeniyetler etkileşimi merkezi kurulmasına destek verilmesi çağrısı yaptı.