Radikal militanların sığınak yeri: Suriyeli aşiretler
Suriye’nin doğusundaki çöl arazisinde yaşayan aşiretler, Esed rejimi ve Rusya’ya, geçmişte Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer muhalif grupların bünyesinde savaşan radikal eğilimli militanların, evlerine geri dönmeleri ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlama konusunda garanti verdi. Rejim ve Ru
Suriye’nin doğusundaki çöl arazisinde yaşayan aşiretler, Esed rejimi ve Rusya’ya, geçmişte Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer muhalif grupların bünyesinde savaşan radikal eğilimli militanların, evlerine geri dönmeleri ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlama konusunda garanti verdi. Rejim ve Rusya, aşiretlerin söz konusu teklifini kabul ederken, aşiret liderleri de söz konusu kişilerin bir daha savaşmaması karşılığında affedilmelerini talep etti.
7 yıldır devam eden Suriye’deki iç savaşın sona ermesi ve savaşan yerel tarafların, kanlı çatışmaları durdurması için çözülmesi gereken sorunların başında gelen ‘radikal militanlar’ konusunda, aşiretler ile Rusya ve Esed rejimi arasında yapılan anlaşma, Suriye’de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Söz konusu anlaşma, Suriyeli çöl aşiretlerinin savaşın son zamanları ve sonrasında üstleneceği role de ışık tutuyor. Suriye’de aşiretlerin durumu, Irak’takinden farklı. Irak’taki aşiretlerin özellikle 2003 yılındaki ABD işgalinden sonra artan etkisi ve terör örgütü DEAŞ’ın bu aşiretlerde ortaya çıkışı gibi bir etki, Suriye’de kendini göstermiyor.
Aşiretlerden ‘aşırı radikaller baskı altında DEAŞ’a katıldı’ iddiası
Suriye’nin doğusundaki çöl bölgesinde yaşayan bu aşiretlerin, Esed rejiminin ülkedeki iç savaşı bitirmek için yaptığı anlaşmalara katılmasının önündeki en büyük engel ise,
aşırı radikal militanları korumak istemeleri.
Irak sınırına yakın Deyr-i Zor kentindeki muhalif kaynaklar, konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a verdikleri röportajda, “Aşiretler, savaş sonrası DEAŞ’a katılan bazı rejim militanlarını koruyor ve bu kişilerin, ‘baskı altında’ terör örgütüne katıldıklarını öne sürerek, rejimden onları affetmesini istiyor” dedi.
DEAŞ militanlarını Suriye dışına çıkarmakta başarısız olan Esed rejimi ve Rusya açısından ise bu unsurların durumu, büyük sorun teşkil ediyor. Rejim ve Rusya; Humus, Suveyde, Deyr-i Zor ve Şam’daki küçük çöl arazilerinin yanı sıra, Golan sınırı ve Ürdün sınırındaki Yermük Havzası’nda mahsur kalan militanlara yönelik bir yandan askeri operasyon düzenlerken bir yandan da anlaşmalarla bu kişilerin etkisini kırmayı amaçlıyor. Rejim ve müttefikleri, etkisiz hale getiremedikleri militanlar için ülkeden çıkış yolu açmaya çalışıyor. Ancak, Irak sınırını kapatan rejim, söz konusu militanlar arasındaki Suriyelileri çıkarmaya çalışıyor. Bu durumda da çöl aşiretlerine önemli görev düşüyor.
Aşiretlerin yükselişi
Yukarıda da belirttiğimiz ettiğimiz gibi, Suriyeli aşiretlerin iç savaş öncesinde kayda değer bir nüfuzu yoktu. Irak’taki aşiretler, siyasi alanda da etkiliyken, Suriye’de bundan farklı bir durum söz konusuydu. Rejim, aşiretlerin bağlılığına karşılık onlara, mecliste temsiliyet ve mezra alanları ile kendilerini korumak için silah taşıma hakkı vermişti. Söz konusu haklar sadece aşiretlerin yaşadığı bölgelerde geçerliyken, Suriye’nin yönetiminde herhangi bir siyasi etkileri bulunmuyordu. Ancak bu durum, son zamanlarda değişiklik gösteriyor.
Suriye’de yaşanan iç savaştan sonra Aşiretlerin rollerinin önem kazanması uluslararası tarafların bu Aşiretleri, dini radikalizme karşı kullanma ve radikal örgütlere katılan Aşiret gençlerini kontrol altında tutma girişimi üzerine başladı. Aşiretler konusunda uzman Suriyeli araştırmacıya göre, (güvenli sebebiyle isminin gizli tutulmasını istedi), “Aşiret şeyhleri ile örgütlü radikal unsurlar arasında yaşanan mücadele, rejime, aşiretlerin yanında durarak bu sorunu kontrol etme fırsatı veriyor.”
Şarku’l Avsat’a röportaj veren söz konusu araştırmacı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak örneğine baktığımızda, aşiret liderleri ile hükümet arasındaki mücadelenin daha büyük olduğunu görüyoruz. Söz konusu mücadele, giderek şiddetini yükseltince Iraklı aşiretleri Sahve denen milis örgütler kurmaya itti. Suriye’deki aşiretlerin durumu ise bundan farklı. Suriyeli aşiretlerin hükümetle olan mücadelesi daha düşük yoğun olmakla birlikte, rejimle sorun yaşayanların büyük çoğunluğu aynı aşiretten değildi. Yabancı savaşçıların da varlığı, aşiret yapılarındaki kan bağı ilkesini daha fazla güçlendirdi.”
Nüfusun yüzde 30’unu aşiretler oluşturuyor
Suriye’de aşiret üyeleri, nüfusun yüzde 30’unu oluşturuyor. Üyeler, 185 bin 180 kilometrekarelik ülke yüzölçümünün yüzde 43’ünü oluşturan bir bölgede yaşıyor. Suriye’de aşiretlerin çoğunluğunu, Deyr-i Zor, Rakka, Haseke ve Dera kentlerinden olanlar oluşturuyor.
Deyr-i Zor aşiretlerinin Hafız Esed dönemi
Deyr-i Zor aşiretleri, önemli bir nüfuza sahip aşiretler olarak öne çıkıyor. Suriye rejimi, 70’li yıllarda, aşiretlerin, ülke nüfusunun yüzde 35’ini oluşturduğu dönemde, onların öneminin farkına varmıştı. Hafız Esed, Deyr-i Zor aşiretlerinin savaşçı kimliği nedeniyle söz konusu aşiretlerin şeyhlerini kendine yakın hale getirerek, bir kısmını da parlamento ve halk meclisine kabul etmişti.
Doğudaki aşiretlere yöneltilen “teröristleri koruma” suçlaması ise, yine bu aşiretlerin fertleri tarafından farklı nedenlere dayandırılıyor. Bazı aşiret üyeleri, Suriye muhalefetini kendilerini DEAŞ’a karşı yalnız bırakmakla suçluyor. Deyr-i Zor’un Irak’a yakınlığı ve Iraklı aşiretlerle ortak kültürü paylaşmaları da, terör örgütü DEAŞ’ın Suriye’deki varlığının başlıca sebepleri arasında yer almaktaydı.
Son zamanlarda, Esed rejimi, aşiretleri, radikal militanları kontrol altında tutmak için kullanıyor. Deyr-i Zor bölgesindeki muhalifler, Rusya’nın bu kartı kullanarak, radikal gruplar arasında iç mücadele çıkarmayı hedeflediğini dile getiriyor. Bununla birlikte, bölgedeki aşiretlerin kalabalık olmasından dolayı, radikal grupları kontrol altına alabileceklerine inanıyor. Örneğin El-Bekkara Aşireti’nin nüfusu, 1.6 milyon civarında. Bu nüfus, bölgeyi kontrol etmek için yeterli.
Aşiretler, daha önce, ABD tarafından da kullanılmıştı. Şimdi ise Rusya, benzer bir girişimde bulunuyor. Radikal gruplarla mücadele için aşiretlerde önemli bir güç bulan ABD ve Rusya, bu aşiretlerin gücünü, Suriye ve Irak’ta artırmaya çalıştı. Rusya ve ABD gibi İran da, bu aşiretleri kullanmaya çalışıyor.