Rus raporu, ‘Kürt Devleti’ ve Şam’ın uzlaşıdan çekilmesine karşı uyarıyor

Londra: İbrahim Hamidi Moskova’da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un katılımıyla yarın düzenlenecek olan Kremlin’e yakın Valday Forumu için bir arka plan kâğıdı olarak hazırlanan Rus raporu, Şam’daki bazı ‘seçkinlerin’ uzlaşı yerine yalnızca ‘askeri zafer’ üzerine bahis yaptığ

Rus raporu, ‘Kürt Devleti’ ve Şam’ın uzlaşıdan çekilmesine karşı uyarıyor

Londra: İbrahim Hamidi

Moskova’da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un katılımıyla yarın düzenlenecek olan Kremlin’e yakın Valday Forumu için bir arka plan kâğıdı olarak hazırlanan Rus raporu, Şam’daki bazı ‘seçkinlerin’ uzlaşı yerine yalnızca ‘askeri zafer’ üzerine bahis yaptığı konusunda uyarıda bulundu. Raporda ayrıca, ABD’nin Suriye’de kalma ve Kürt bölgelerinde özel birliklerini konuşlandırma niyetinde olduğu ve bu durumun, BM’nin 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye’nin bütünlüğünün yeniden kurulmasını engelleyecek Kürt devletinin ortaya çıkmakta olan unsurlarının güçlenmesine yol açacağına dair uyarıda bulunuldu.

Bu bağlamda Şarku’l-Avsat’a açıklamalarda bulunan Batılı diplomatik kaynaklar, Şam ve Moskova arasında, Anayasa Komisyonu kurulması konusunda büyük bir uçurumun bulunduğunu ortaya koydu. Kaynaklar göre, Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar el-Caferi’nin geçtiğimiz hafta Güvenlik Konseyi’nde komisyona yönelik herhangi bir uluslararası gözetimi, Şam’daki oluşumuna ve Suriye parlamentosunun mekanizmalarına bağlılığını reddettiğini belirtirken, Rus tarafı, Soçi’ ise de Ulusal Diyalog Konferansı’nın son tebliğini dağıtıp, komisyonun oluşumu ve görev tanımları ile ilgili çalışmaların BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura tarafından yapıldığını açıkladı.

Ancak aynı kaynaklar, Rus tarafının Şam’ı Soçi bildirisini uygulamaya zorlamadığını belirtti. Bu durum, önümüzdeki Cenevre görüşmelerini sürdürmenin zor olacağı anlamına geliyor. Yakın dönemde bir dizi gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Kremlin, Suriye’deki siyasi uzlaşının tahmin edildiğinden daha zor olduğuna inanmaya başladı. Bununla birlikte, önümüzdeki Mart ayının 18’inde yapılması planlanan Rusya devlet başkanlığı seçimleri öncesinde bir atılım gerçekleştirmesi de mümkün değil. Söz konusu gelişmelerden bazıları ise şöyle, “Hmeymim Askeri Üssü’ne İnsansız Hava Araçları (İHA) ile yapılan saldırı, Türkiye’nin Afrin’de başlattığı Zeytin Dalı Harekatı, ABD’nin Deyr-i Zor yakınlarında Rus askerlerini bombalaması, Suriye topraklarında İran-İsrail gerginliğinin yaşanması, Soçi sonuçlarının uygulanması konusunda Şam ile yaşanan anlaşmazlık, Ankara ve Washington’un, ilişkilerini düzeltmek amacıyla Münbiç için uzlaşı görüşmesi yapmaları.”

Dahası bu rapor, Moskova merkezli Arap ve İslam Araştırmaları Merkezi Başkanı Vasili Kuznetsov, Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Bilim Direktörü Vitaliy Naumkin ve Arap ve İslam Araştırmaları Merkezi araştırmacılarından İrina Zvyagelskaya tarafından, yarın Moskova’da başlayacak olan Valday Forumu için bir arka plan raporu olarak hazırlanmıştı. Raporda, 2017 yılının Ortadoğu’da oyunun kurallarının yeniden belirlendiği ve bölgede bir ‘dönüm noktası’ oluşturduğu belirtiliyordu. Bununla birlikte, ‘kanlı çatışmalardan henüz hiçbirinin bitmediği ve bazılarının tüm ülkeleri çökmeye mahkum edebileceği endişeleri arasında giderek arttığı, ancak bazı olumlu değişikliklerinde yaşandığı ve bununda ‘yerel oyuncuların siyasi çözüm arıyor olması’ olduğu belirtildi.

Raporun girişinde, Ortadoğu’daki son gelişmeler, devletin reforma tabi tutulduğu temel kurum olarak önemini kanıtladığına işaret ediliyor. Bu da, Ortadoğu bölgesindeki dokuz eğilimi değerlendirmeden önce, bölgedeki uluslararası oyuncuların öncelikleri arasında devleti güçlendirme ve çatışmanın çözülmesi konularının gelmesi gerektiği anlamına geliyor.

Bir faktör olarak reformdan korkmak

Önceki endişelerin aksine, hiçbir ülke haritadan silinmedi ve hiçbir ülke çatışmalar yüzünden yok olmadı. Hükümetler için zorluklar yaratmış olsa da bazı şeyler hala devam ediyor. Çatışma ve çöküş korkusu, Ortadoğu’da, toplumun ileri gelenleri ve halkı dahil olmak üzere kamuoyunun psikolojisinde önemli bir faktör haline geldi. İkinci faktör ise, Ortadoğu’da ‘sivil toplumun rolünü’ arttırmasıydı. Dönüşüm sürecinin bir sonucu olarak bölgedeki sivil toplumun güçlenmesinin beklenmemesine rağmen, derneklerin sayısı birkaç kat arttı. Ya hükümetler reform sürecinde teşvik edildiğinden yada devlet otoritesi reddedildiğinden, insanlar rollerini güçlendirmek için girişimlerde bulunma ve kendilerini organize etmek zorunda kalmıştı. Tıpkı Suriye’deki muhaliflerin bölgelerinde olduğu gibi.

Üçüncü eğilim, ‘bölgesel oyuncuların gündemi belirlemeleri’ başlığı altında geldi. Rapor, Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği’nin bazı sözlerinin olduğuna, ancak şu an en önemli rolün aralarındaki zorluklara rağmen Rusya ve ABD’nin olduğuna dikkat çekti. Bu yüzden, iki ülkenin bölgesel oyuncuların gücü sebebiyle yaratılan yeni gerçekleri göz önüne almaları gerektiğinin altı çizildi. Büyük güçlerin daha büyük yeteneği olduğu doğrudur. Ancak ister devletlere bağlı aktörlerle, ister milis yapılarıyla olsun yerel ve bölgesel nüfuzu sınırlıdır.

Birlik faktörü olarak ‘DEAŞ’ın sonu

Raporda, DEAŞ’ın yenilmesine katkıda bulunan büyük güçler ve bölgesel güçler arasındaki önceliklerin farklılığının başlangıcına işaret edilmeden önce, Suriye ve Irak’ta DEAŞ’ın yenilgisinin, oyuncular arasında bir birlik unsuru olduğu vurgulanarak, örgütün kontrolü altına aldığı bölgenin büyük kısmını kaybettiği fakat terörizmin esas sebeplerinin, özellikle de Irak’ta ortadan kaldırılmadığına dikkat çekildi. Her ülkenin kendi direkt çıkarlarına içinde bulunduğu ittifakın menfaatleri pahasına öncelik vermesinin, koalisyon içerisinde kırılmaların ortaya çıkartmasıyla beşinci eğilime yol açtığı belirtildi. Rapor, Washington’un, ABD-Rusya veya Rusya-Türkiye işbirliğine karşılık Kürtlere verdiği destekten dolayı NATO’nun iki üyesi Türkiye ve ABD arasında yaşanan gerginliğe dikkati çekti.

Raporda, Suriye’deki siyasi çözümün acil bir öncelik haline geldiğinin belirtildiği özel bir paragraf ayrıldı. Donald Trump yönetiminin Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) destek programını durdurduğuna dair duyurusunun aksine rapor, herhangi bir kanıt sunmadan, Washington’un Suriyeli muhaliflere desteğini artırdığını kaydetti. Ancak en önemlisi raporda, ABD ile Kürt güçleri arasındaki ilişkiyi arttırmak ve ABD’nin Kürt bölgelerinde özel birlikler konuşlandırmak ve orada kalma niyetinde olduğu ve bu durumun, BM’nin 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye’nin bütünlüğünün yeniden kurulmasını engelleyecek Kürt devletinin ortaya çıkmakta olan unsurlarının güçlenmesine yol açacağına dair uyarıda bulunuldu. Ayrıca dış oyuncuların ‘askeri boyuta olan odaklanmalarının’ ‘siyasi bir çözüme’ yönlendirme eğiliminde olduklarına dikkat çekilirken, Suriye hükümetinin bir kısım önde gelen isimlerinin, müzakereler kapsamında siyasi bir çözüme ulaşmaya kıyasla daha fazla askeri zafer umutları olduğunun altı çizildi.

Ortadoğu’daki üç eğilime de değinilen raporda, Yemen’deki duruma ek olarak ‘Zayıf oyuncuların Libya’daki barışı engelledikleri’ belirtildi. Ayrıca raporun, ‘Filistin sorununun, uluslararası ve bölgesel masaya döndüğünü’ göz önünde bulundurması da çarpıcı nokta olarak göze çarpıyor.

Tek araç askeri varlık değil

Orta Doğu’daki Rusya’nın askeri varlığının önemli olduğunun altı çizilen raporda, Kremlin’in bölgede politika yapması için tek aracın bu olmadığı sonucuna varıldı. ‘Rus siyasetinin askeri içeriği, bölgesel ve uluslararası oyuncuların bölgedeki diğer büyük güçlerle yarışmak için Rusya’ya saygı duymalarına neden olabilir’ şeklindeki söylemlerin azaltılmasına dikkat çekilirken, tecrübenin ‘Ortadoğu’da tek başına kalıcı çözümlere ulaşabilecek hiçbir ülke olmadığını’ gösterdiği vurgulandı.

Vitaliy Naumkin’in moderatörlüğünde ‘Ortadoğu’da Rusya’nın rolü’ başlığı altında yarın yapılması planlanan Valday Forumu’na Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İranlı Mevkidaşı Cevad Zarif, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in danışmanı Buseyna Şaban ve Mısır eski Dışişleri Bakanı Nebil Fehmi’nin katılımıyla bölgedeki mevcut durum ve ‘bölgesel gündemin ana içeriği ve Rusya’nın Suriye’deki eylemleri, Rusya’nın bölgedeki mekanizmalarının bir parçası olması ve uzlaşıya katkıda bulunması’ itibarıyla Rusya’nın çıkarları hakkındaki sorulara yanıtlar aranacak.

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın yardımcısı Remzi İzzettin Remzi’nin de katılımcıları arasında yer aldığı forum programında, “Uluslararası toplumun siyasi çözümü hızlandırmak için hangi mekanizması var? Aktörler yeniden yapılanma konusundaki rollerini nasıl görüyorlar? Mültecilerin geri dönüşleri nasıl kolaylaştırılabilir? Dış oyuncuların savaş sonrası Suriye devletinin istikrarını korumadaki rolü nedir?” gibi sorulara cevaplar bulunacak.