Rusya ve güç mesajları
Bu adamın geleceği bizi endişelendiriyor. Önemli bir ülkenin önemli devlet başkanı. Sonra, uzak da değil. Bölgemizde bulunuyor, kartlar ve iplerle oynuyor. O kendi imajının ülkesinin imajını temsil ettiği bir adam. İki imaj ve iki gelecek birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı. Belki de bu yüzden Orta
Bu adamın geleceği bizi endişelendiriyor. Önemli bir ülkenin önemli devlet başkanı. Sonra, uzak da değil. Bölgemizde bulunuyor, kartlar ve iplerle oynuyor. O kendi imajının ülkesinin imajını temsil ettiği bir adam. İki imaj ve iki gelecek birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı. Belki de bu yüzden Ortadoğu gezisini Şam’dan değil de Hmeymim’deki Rus Üssü’nden başlattı.
Abartmaksızın, bütün dünya bu adamın hareketlerini gözlemliyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılın başında Kremlin bu adamın eline geçti. Rusya Federasyonu, dağılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. ‘Kızıl Ordu’ geçmişteki; güçlü, heybetli ve izzetli günlerine ağlıyordu. Birçoğu, Rusya’nın karlar altında kalmasının yanında bir de zayıflayarak kendi kriziyle ilgilenen yerel bir güce dönüşmesini bekliyordu. Bazı Rus vilayetleri, ayrılma işaretleri veriyordu ve güçlü olanlar ziyafetten pay almak için milis güçler oluşturmaya başlamıştı. Moskova’daki yolsuzluk baronları, yağma ve saray efendisini parmaklarında oynattıkları çağın devam etmesini hayal ediyorlardı. Herkes yanlış hesap yaptı. Derin Rus mutfağı, Kremlin’e bir lider göndermeyi başardı. Mutfak, intikam operasyonunu mazlum bir imajla düzenledi. Vladimir Putin’i imajı düzeltmede yetenek sahibi bir lider olarak gösterdi.
Yetişkinler Kulübü’ndeki bu deneyimin bir benzeri yok. Çin Cumhurbaşkanı’nın partinin son toplantısından kutsanmış ve saygın bir şekilde çıktığı doğru. Ancak Putin, delinmiş bir parti gemisinden başka bir modele atlarken, onun demir yumruğunu elde tutan bir partiden çıktığı da aynı şekilde doğru. Putin, önümüzdeki Mart ayında yapılması planlanan seçimlere girmeye kararlı olduğunu, sanki seçim eğlencesi düzenleyecekmiş gibi açıklıyor. Ciddi bir tehlike yok, olanda savrulup atılmış. Muhalefetin ikna edici bir projesi ya da cazip bir adamı yok. Böylece seçimler, bir anda bağımsız olarak aday olmaya karar veren, ulusun babası ve birleştiricisi, ayrıca ‘Birleşik Rusya’ kıyafetleri artık üzerine dar gelmeye başlayan bir cumhurbaşkanının politikaları üzerine bir referanduma dönüşüyor.
Bundan daha önemli ve tehlikeli bir şey var. Putin tecrübesi, dünyanın sadece güçlülere saygı duyduğunu unutanlara bir hatırlatma oldu. Onlara saygı duyarlar, küçük hatalarını unutur ve büyük günahlarını affederler. Daha sonra çıkarlarına saygı gösterirler.
Dışarda güçlü olabilmek için içerde güçlü olman gerek. Katılık ve yetenekten oluşan bir karışımla Putin, Askerlik- Emniyet Kurumunu bir arada tuttu. Partileri, bölge hakimlerini ve Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ortaya çıkan zenginleri kendine bağımlı hale getirdi. Başkan’ın mutfağı, medyayı elinde tutmanın önemini erken fark etti. İmajın, pazarlanmaya ihtiyacı vardır. Böylece pek çok kimse bu adamın ülkeyi dağılmaktan orduyu da parçalanmaktan çekip aldığına, ayrıca Rusya’nın ve sıradan Rus vatandaşlarının onurunu kurtardığına ikna oldu. Buna karşılık, ister başkanlık sarayında ikamet etsin ister başbakanın ofisinde, Kremlin’e dönmesini bekleyerek ülkenin ve halkın tüm işlerini yürütmesi için tam yetki verildi.
Böylece Rus Başkan, herhangi Batılı bir liderin zor sahip olabileceği bir yer edindi. Bu da parlamentoda itiraz edilmesinden veya gazete manşeti olmaktan korkmadan sınır dışında bir müdahale için karar verebilme gücüne sahip olmasıdır. Kamuoyu korkusu diye bir sorunu yok. Mutfak, çoğunluğun duygularını, gazetecilerin kalemlerini ve analistlerin zihinlerini sıkıca tuttu. Ukrayna ve Suriye’ye yaptığı askeri müdahale bu durumu doğruladı.
Başkalarının yapamayacağı şeyi yaptı. Mesela; Fransız Cumhurbaşkanı’nın Güvenlik Konseyi’nde kimyasal silah kullanmakla suçlanan bir rejimi savunmak için veto kullanılmasını emrettiğini düşünebiliyor muyuz? Fransa Cumhurbaşkanı, bu tür bir tutumu Fransız kamuoyundan geçirebilir miydi? Medya buna göz yumar mıydı? Partiler sessiz kalır mıydı?
Sertlik ve yetenek, bunlara ek olarak düşmanlarını hatalarından ve politikalarının birlikten yoksun oluşundan en iyi şekilde yararlanabilme kudreti. DEAŞ’a karşı savaş ilan etti. Fakat gerçekte düşmanlarının önüne DEAŞ’ı yerleştiren Suriyeli Muhaliflere öldürücü darbeler indirdi. Bölgedeki dengeleri değiştirdi. Sonra da ‘Uluslararası Koalisyon’un Irak ve Suriye’deki DEAŞ’ın hezimete uğramasındaki rolünün Rus rolünden daha ağır olduğunu göz ardı ederek terörizme karşı zafer ilan etti.
Güçlü pozisyondayken bile diğerleriyle muhatap olmak. Bir Türk pilot, Rus bir bombardıman uçağını vurmaya cesaret edince…Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı şey buydu. Moskova, olayı Rusya’yı arkasından hançerlemek olarak niteledi. Ankara’ya kontrollü bir cevap verdi.. Rusya- İran- Türkiye zirvesi böylece sıradan bir sahne ve Suriye krizinin geleceği ile ilgili uluslararası kararların alınmasında daha etkili oldu. Soçi toplantıları, böylece Cenevre müzakereleri ile bir rekabete girerek onu engelledi. NATO’da ikinci en büyük orduya sahip olan Türkiye, şimdi Rus füze sistemleri ile donanmak istiyor.
Çar’ın, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri Rusya sınırına bu denli yaklaşan NATO’nun gerçekleştirmiş olduğu bu ihlalin bugünlerde keyfini çıkardığı açık.
Suriye Muhalefeti, kendini zor bir durumun karşısında buldu. Moskova’nın çizdiği yoldan gitmeyenler, herhangi bir şeyi almakta zorlanırlar. Moskova amaçlarını gizlememekte. Bu mümkünse taleplerinizin çıtasını alçaltın ve Rus çözümüne gelin. ABD silahıyla DEAŞ’la savaşan Kürtler, şu anda Rus başkentinin metodu üzerine eğitim görmekte.
Geriye iki büyük soru kalıyor. Birincisi, Güçlü Putin, İran’dan Suriye’de politik çözümün gerçekleşmesi için gereken izni alabilecek mi? Tahran, Suriye’de ciddi ve etkili bir politik çözüm sağlayabilir mi? Suriye’nin olaylardan öncesine dönmesi imkansız olduğu takdirde, İran çatışmaları sürdürecek mi? İkinci soru; Güçlü Putin, rejim lideri Beşşar Esed’den siyasi çözümü gerçekleştirmek için gerekli tavizleri alabilecek mi? Batı’yı Suriye’yi yeniden imar edecek ve göçmenlerin geri dönmesine imkan verecek yeterli katkıyı sağlama konusunda ikna edebilecek mi? Suriye rejimi gibi bir rejim, kendi içindeki oluşumlarla yeni bir ortaklık kurabilecek mi?
Rusya, dünyaya hitap eden güç politikalarına yeniden işlerlik kazandırdı. Dengeleri altüst edip yerine yeni dengeler dayatan politikalar. Putin’in Suriye, Mısır ve Türkiye’ye gerçekleştirdiği son ziyaretler güç politikalarının meyvelerini verdiğini göstermekte. Olayda ilginç olan Çar’ın, uzun süreli savaşları finanse edecek ekonomik güce sahip olmaması. Ya da savaşın dağıttığı ülkeleri yeniden imar etme gücü bulunmaması. Güç politikalarını dengeleyecek karşı ortaklıkların olması kaçınılmazdır.