Rusya ile Suudi Arabistan arasında uzun vadeli bir strateji

Askeri uzmanlar ve siyasi analistler, Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki anlaşmaları, stratejik boyutu olan anlaşmalar olarak nitelendirdi. Rus teknolojisinin Krallık’a aktarılmasını sağlayacak olan anlaşmalar ile Riyad, askeri endüstri ve teknolojinin hem üreticisi hem de ihracatçısı olacak ve en

Askeri uzmanlar ve siyasi analistler, Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki anlaşmaları, stratejik boyutu olan anlaşmalar olarak nitelendirdi. Rus teknolojisinin Krallık’a aktarılmasını sağlayacak olan anlaşmalar ile Riyad, askeri endüstri ve teknolojinin hem üreticisi hem de ihracatçısı olacak ve en yeni biçimde gelişmiş askeri sanayiyi elinde bulunduracak.

Askeri uzman ve strateji analisti General Hasan eş-Şehri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Rusya da dahil olmak üzere büyük devletlerin, Suudi Arabistan’ın Ortadoğu’da güvenliğin garantisi, Müslümanların kıblesinin ev sahibi ve G20 üyesi olduğunu anladıklarını söyledi. Suudi Arabistan’dan ortaklık talebinde bulunan Rus liderliğinin güvenirliliğine atıfta bulunarak, 2030 vizyonunu ve 2020’de ulusal dönüşüm programını gerçekleştirmek için Suudi Arabistan’ın daha etkili ve güvenli stratejilere yöneldiğini belirtti.

General Şehri, Rus-Suudi ilişkilerinin stratejik ortaklık düzeyine yükseldiğine dikkati çekti. Bu durumun, ekonomik oranların yükselmesine, Rus teknolojisinin Krallık’a aktarılmasına, Riyad’ın askeri sanayinin tüketici konumundan üretici ve ihracatçıya dönüşmesine katkı sağlayacağını belirten Şehri, 2030 sonrasına işaret ederek, Suudi Arabistan’ın gelişmiş bir askeri sanayiye sahip olabileceğini söyledi. Öte yandan, Şehri, ‘’ABD’nin THAAD füze sistemini yaklaşık 15 milyar dolarlık bir anlaşma ile Suudi Arabistan’a satmayı kabul ettiği bir dönemde, Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki askeri anlaşmaların stratejik bir boyutu var, hacimce küçük olsa da nitelik açısından büyük anlam taşıyor’’ ifadelerini kullandı.

Hasan eş-Şehri, ‘’Suudi Arabistan’ın, bir askeri operasyona liderlik etmek için, hava savunma kapasitesi, roketatar, alçak hava savunmasıyla kara, hava ve deniz sınırlarının güvenliğini sağlaması gerekiyor’’ dedi.

Ayrıca, Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri’ne sağlanan bu niteliksel katkının, sadece bölgesel değil uluslararası düzeyde güven ve istikrar sağlayacağını söyleyen eş-Şehri, bölgenin açık bir şekilde, Irak, Suriye ve Libya’dan Mısır, Sudan ve Bahreyn’e kadar tüm Arap coğrafyasını zehirlemeye çalışan bir İran tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Suudi akademisyen, siyasi analist ve Şura Meclisi eski üyesi Dr. Halil bin Abdullah Al-i Halil, Şark’ul Avsat’a verdiği demeçte, Kral Selman bin Abdulaziz’in Rusya Federasyonu’na yaptığı ziyaretin tarihi bir öneme sahip olduğunu söyledi.

Al-i Halil, ilk defa bir Suudi Kral tarafından Rusya’ya, en önemlisi askeri olan bazı kritik alanlarda anlaşmaları içeren bir ziyaret gerçekleştirildiğine işaret ederek, bunun bölgesel ve uluslararası etkilerinin olacağını belirtti.

Öte yandan, Al-i Halil, ‘’Yakında S400 füze savunma sisteminin Suudi Arabistan silahlı güçlerine dahil edilecek. Rusya, 2030 vizyonunun kurucusu Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’in gözetiminde yürütülen Suudi askeri endüstrisinde gelişmiş askeri sanayinin yerleştirilmesine ortak olacak’’ dedi.

Anlaşmaların, gelişmiş askeri teçhizat sağlamak ve Suudi ordusunu güçlendirmek için Rus askeri uzmanlardan faydalanmayı da içerdiğine dikkat çeken Al-i Halil, bunun, insani yeterliliğe, uzmanlara ve dünyadaki en iyi silahlara sahip bir ordu için önemli olduğunu dile getirdi.

Al-i Halil, ayrıca, ‘’Kral Selman’ın Rusya Federasyonu’na bu tarihi ziyareti, şüphesiz, Suudi karar mekanizmasının bağımsızlığını kanıtlıyor. Böylece, Krallık, kültürel kazançlarını, kendisinin ve körfezin güvenliğini korumak ve terörün tüm renkleriyle mücadele etmek için yeterli ve hazır olacak.” Değerlendirmesinde bulundu.