Rusya, Suriye üzerinden Lübnan’daki nüfuzunu arttırıyor
Beyrut/Paula Astih/Şarku’l Avsat Rusya, Suriye’deki çatışma sahasına girmesiyle birlikte çok geçmeden Lübnan’daki nüfuzunu genişletti. Lübnanlı siyasi güçler, Rusya’nın bölgedeki yeni rolünü kabullenerek çeşitli siyasi çıkarlar sağlamak amacıyla Rus yetkililerle iletişim kanalları açmak için y
Beyrut/Paula Astih/Şarku’l Avsat
Rusya, Suriye’deki çatışma sahasına girmesiyle birlikte çok geçmeden Lübnan’daki nüfuzunu genişletti.
Lübnanlı siyasi güçler, Rusya’nın bölgedeki yeni rolünü kabullenerek çeşitli siyasi çıkarlar sağlamak amacıyla Rus yetkililerle iletişim kanalları açmak için yarıştı. Son zamanlardaki en önemli siyasi çıkar ise “mülteci sorunu” ve “Suveyda Dürzîleri” ekseninde şekilleniyor.
Lübnanlı yetkililerin Moskova ile mekik diplomasisi 2014’te başladı. İlerici Sosyalist Parti’nin lideri Velid Canbolat, bu yarışın başını çekiyor.
Öyle ki Moskova ve Dürziler arasında köprü kurmak için kendi ilişki ağından yararlandı. Rusların Lübnan Dürzîlerine yönelik açılımı, Canbolat’la sınırlı değil. Çünkü Canbolat’ı Lübnan Demokrat Partisi lideri Talal Arslan takip etti. Son süreçte Dürzîler ve Ruslar arasındaki görüşmeler, DEAŞ’ın düzenlediği ve onlarca insanın yaralandığı ve hayatını kaybettiği büyük saldırının ardından Suriye’deki Suveyda Dürzîlerinin himaye edilmesine kadar uzandı.
Canbolat, geçen ay “temel etkiye sahip Rus dostlar” şeklinde isimlendirdiği yetkililere seslenerek onları Cebel-i Arab’taki Dürzileri rejimin tuzaklarından ve İsrail müdahalesine karşı korumaya çağırdı.
Velid Canbolat, milletvekili olan oğlu Teymur Canbolat’ı Moskova’ya yollayarak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya iki mesaj gönderdi. Mesajın içeriğinde Cebel-i Arab halkını korumaya ve Suveyda’da DEAŞ’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik öneriler bulunuyor.
Talal Arslan’ın kaynakları, Arslan’ın Suveyda’daki Dürzîler için Ruslardan himaye ya da garanti istemediğini, çünkü garantörlerinin “Suriye devleti” olduğunu belirtti. Buna rağmen Suriye Dürzîleri dosyası, son zamanlarda Moskova’nın kapısını çalmak için Canpolat ve Arslan’ın öncelikleri arasında yer aldı. Çünkü Rusya’nın Suriyeli mültecilerin ülkelerine yeniden dönmesine yönelik bir girişim ilan etmesi, sayıları 1,5 milyonu geçen Lübnan’daki göçmenlerin büyük bir kısmının gitmesi için Beyrut ve Moskova arasında açık görüşmeleri başlatan temel faktördü.
Ketaib Partisi lideri Sami el-Cemil, sığınma krizinin çözümüne müdahale etmesini talep etmek için Moskova’ya geçen yıl bir ziyaret gerçekleştirdi. Aynı şekilde Hariri, geçen Haziran ayında mülteci sorununu görüşmek için resmi bir ziyarette bulundu. Esed rejimine muhalif Ketaib Partisi gibi Hariri de Rusya’da Şam hükümetiyle doğrudan resmi bir temas kurmadan göçmenlerin dönmesini garantileyecek üçüncü bir taraf buldu.
Dışişleri Bakanı Cibran Basil, geçmişte Moskova’yı ziyaret ederek Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la yaptığı basın toplantısında dini azınlıkları koruma noktasında Rusya’nın tarihi rolüne işaret etmişti. Basil, “Rusya, dünyada ve Ortadoğu’daki meselelerde rolünün önemli olduğunu kanıtladı. Öyle ki Rusya, uluslararası meselelere birtakım dengeler getirdi” ifadelerini kullandı.
Eski milletvekili ve Dışişleri Bakanının Rusya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Emel Ebu Zeyd, “Lübnan, Moskova ya da başkasını ülkenin iç meselesine sokmaya çalışıyor. Göçmenlerin iadesi için başlatılan girişim esasınca şu an Rusya’yla temaslar var.” dedi.
Ebu Zeyd, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada “Göçmenlerin iadesi meselesi üzerinden yapmak istediğimiz şey, belimizi büken ekonomik yükü hafifletmektir. Ki göç krizinin doğrudan bir sonucu olarak yaklaşık 10 milyar dolar harcadık. Lübnan, Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üye devletlerle dengeli ve iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor. Moskova ya da başka bir ülke, Lübnan içerisinde herhangi bir olumsuz rol oynarsa bunu reddedeceğiz ve buna karşı koyacağız” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu ve Körfez Askeri Analiz Enstitüsü (INEGMA) Başkanı Riyad Kahveci, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada “Rusya, Lübnan’da uzun süreden beri mevcut. Suriye’de egemen tarafa dönüşmesiyle birlikte Rusya, hiç şüphesiz Lübnan toprakları içerisinde nüfuzunu otomatikman artıracaktır. Tabi bu, ABD ve Avrupa’nın nüfuz hesabına göre yapılacaktır. Çünkü Moskova, Batılı ülkelerin aksine ekonomik kaynaklara ve etkin güçlerle tarihi ilişkilere ihtiyaç duyuyor. Yani geçmiş yıllarda Moskova’nın ilişkisi, Marunîlerin aksine Hristiyanlar içerisinde çoğunluğu oluşturmayan Ortodoks kesimle sınırlı kaldı. Bu da Avrupa’nın rolünü artırdı. Bazı kimseler, askeri yardımlar üzerinden Rusya’ya daha fazla rol vermeye çalıştı. Ancak Moskova’nın satış sözleşmeleri dışında yardım yapmadığı ortaya çıkınca Ruslar ve Lübnanlılarda paranın olmamasından dolayı bu konudaki araştırmalar durdu” dedi.