Sahte haberlere karşı mücadelemiz

ABD Başkanı Donald Trump, “sahte haberler” tabirini sadece üretmekle kalmadı, aynı zamanda bu ifadeye şöhret kazandırarak yayılmasını da sağladı. Beyaz Saray’daki ilk yılında paylaştığı 2608 tweet arasında en fazla tekrar eden tabir “sahte haberler” oldu. Şöyle ki kendisiyle uyuşmayan ya da kendisin

Sahte haberlere karşı mücadelemiz

ABD Başkanı Donald Trump, “sahte haberler” tabirini sadece üretmekle kalmadı, aynı zamanda bu ifadeye şöhret kazandırarak yayılmasını da sağladı. Beyaz Saray’daki ilk yılında paylaştığı 2608 tweet arasında en fazla tekrar eden tabir “sahte haberler” oldu. Şöyle ki kendisiyle uyuşmayan ya da kendisine muhalif olarak nitelendirdiği haberlere ve medya organlarına yönelik eleştiri kapsamında bu ifade, 196 tweet içerisinde kullanıldı. Hatta bu ifade kendisi Beyaz Saray’a çıkmadan önce ve seçim kampanyası süresince de Trump’ın konuşmalarında pek çok kez kullanıldı. Böylece söz konusu ifade en çok kullanılan ifadeler arasında yer aldı.

Geçen yılın sonunda “sahte haberler” ifadesi, Collins sözlüğünün en etkili ve en çok kullanılan kelimeler sıralamasında yılın sözcüğü seçildi. “Sahte haberler” tabiri sadece Trump’tan dolayı değil aksine sosyal iletişim araçları arasında geniş bir şekilde yayılmasından, çağdaş yaşama taşmasından ve hayatımızı etkilemesinden dolayı da yılın sözcüğü seçildi. Bu sorun genellikle sahte haberlerin, fotoğrafların ve videoların olumsuz ve tehlikeli etkilerinden dolayı toplumları ve hükümetleri meşgul eden bir mesele haline geldi. Hangimiz sonradan sahte olduğu anlaşılan bir habere, videoya veyahut dezenformasyon ve yanıltma maksadıyla bağlamı dışında kullanılan bir fotoğrafa rastlamadı ki!

Sahte haberler, sadece insanlar için bir rahatsızlık kaynağı değil aksine bazı istihbarat servislerinin huzursuzluk ve güvensizlik çıkartmak ya da kamuoyunu etkilemek ve yanıltmak için kullandıkları bir silah olduğu tespit edildikten sonra hükümet ve devletleri rahatsız eden bir tehlikeye dönüştü. Bunun en net örneği ABD seçimlerinde meydana gelen müdahaledir ki Amerikan istihbarat servisleri seçim sürecini etkilemek, istikrarı sarsmak ve ABD demokrasisine zarar vermek için yapılan müdahalenin arkasında Rusya’nın yer aldığı konusunda hemfikir. Soruşturmalar, seçmenleri etkilemek, ırkçılık, nefreti yaymak ya da birtakım meselelere karşı huzursuzluk çıkartmak amacıyla sahte fotoğrafları, haberleri ve konuları yayınlamak için koordineli çalışmaların meydana geldiğini ortaya çıkardı.

Rusya’nın bu müdahalesinden bahseden sadece Amerika değildir. Aynı zamanda Almanya, Fransa ve İngiltere’den koordineli kampanyalar hakkında açıklamalar ve uyarılar yayınlandı. Koordineli kampanyaların kaynağının Rusya ve amacının ise sosyal iletişim araçları üzerinden yalan bilgi ve haberler yayarak kamuoyunu etkilemek ve huzursuzluk çıkartmak olduğu söylendi. Yayılan bu tehlikeye karşı koymak için İngiliz hükümeti önceki gün arkasında diğer devletlerin servislerinin ya da huzursuzluk ve güvensizlik çıkartmaya çalışan tarafların yer aldığı sahte haberlerle mücadele etmek hedefiyle ulusal güvenlik alanında özel bir birim kuracağını duyurdu.

Fakat Batılı hükümetler sorumluluğun çoğunluğunun sosyal iletişim platformlarına sahip olan ve bu platformlar aracılığıyla büyük kârlar elde eden şirketlerde olduğunu düşünüyor. Bunun için Batılı hükümetler yalan haber ve bilgi yayılımıyla mücadele etmek ve bu olguya karşı koymak için Facebook, Twitter, Youtube ve sosyal iletişim platformlarına sahip diğer şirketlere yönelik baskıları artırdı. İlgili şirketler sahte haberlerle mücadele etmek amacıyla bazı hesapları kapatmak gibi birtakım önlemler almaya başladı. Ancak bu mesele söz konusu platformlar aracılığıyla tedavüle sokulan büyük miktarda hikâye, fotoğraf ve video olmasından ve istenilen hızda sahtekârları ayırt etmenin zorluğundan dolayı çok karışık bir konu olarak kalmaya devam edecek.

Örneğin, fotoğrafı yayınlanan başörtülü Müslüman bir hanımefendinin hikâyesi Londra’da Mart 2017’de gerçekleştirilen terör saldırısı sonrasında geniş tartışmalara neden olmuştu. Şöyle ki bu hikâye, Müslüman kadının çevresindeki felakete aldırmıyormuş gibi yaralıların yakınından yüzünü ekşiterek ve cep telefonuyla konuşarak geçtiği şeklinde anlaşılmıştı. Geniş alanlara yayılan bu fotoğrafın amacının özellikle hakaret içerikli yorumların yapılmasıyla birlikte Müslümanlara karşı olumsuz hisler ortaya çıkartmak olduğu açık ve netti. Ki bu yorumlardan bazıları “İslam’ı yasaklayın” başlığı altında yayınlanmıştı.

Söz konusu kadın, olay yerindeki pek çok insan gibi kendisinin de korktuğunu, şiddetli bir şok geçirdiğini ve olay yerinden ayrılmak için acele ettikleri yönünde ivedi bir şekilde ilerlediği açıklamasında bulundu. Ancak buna rağmen Müslüman kadının ve Müslümanların olumsuz yorumlardan aldıkları zarar fiilen gerçekleşmişti. Ki aralarında fotoğrafı çeken fotoğrafçının da olduğu pek çok insan bu konuda söz konusu Müslüman kadını destekledi. Dahası Twitter şirketi, daha sonra fotoğrafı Twitter aracılığıyla ilk defa yayınlayarak huzursuzluk çıkartmak isteyenin Rusya’ya bağlı bir kullanıcı olduğunu keşfetti. Bundan dolayı hesabı engelledi.

Toplumsal, güvenlik, siyasi ve iktisadi bakımdan sahte haberlerin etkilerinden ve bunlara karşı koymanın zorluğundan dolayı sosyal iletişim platformlarında sahte haber meselesiyle ilgili olarak tartışmalar şüphesiz devam edecektir. Sahte haberleri tanımlamak kolay gibi gelse de sosyal iletişim araçları üzerinden günlük olarak yayınlanan haberlerin, bilgilerin, fotoğrafların ve videoların miktarı göz önünde bulundurulduğunda bunları ortaya çıkartmak daha zordur. Ve asıl sorun ise bunlara karşı koymaktır. Ayrıca insanlar, genellikle bu haberlerin, hikâyelerin ve fotoğrafların kaynaklarını araştırmadan ve doğruluğundan emin olmadan hızlı bir şekilde yayınlıyorlar. Bu da daha fazla tartışma, sorun ve huzursuzluk çıkartacağı tahmin edilen meselelerin çözümlerini araştıran taraflar için söz konusu meseleyi daha karmaşık hale getiriyor.