Sarkozy’nin finansman davasında eski Libyalı yetkililerin geçersiz tanıklıkları

Kahire: Abdel Sattar Hatayta Eski Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin seçilmesi için devrik Libya lideri Muammer Kaddafi’nin maddi destek sağladığına ilişkin Parisli soruşturmacıların ortaya koyduğu delillerin Libya ayağı zayıf ve kırılgan görünüyor. Bununla birlikte eski Libya rejiminin bazı

Sarkozy’nin finansman davasında eski Libyalı yetkililerin geçersiz tanıklıkları

Kahire: Abdel Sattar Hatayta

Eski Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin seçilmesi için devrik Libya lideri Muammer Kaddafi’nin maddi destek sağladığına ilişkin Parisli soruşturmacıların ortaya koyduğu delillerin Libya ayağı zayıf ve kırılgan görünüyor. Bununla birlikte eski Libya rejiminin bazı yöneticileri ve Kaddafi’nin yakın adamlarının milyon dolarlık finansman olayının gerçekleştiğine ve ‘güçlü delillerin daha sonra ortaya çıkacağına’ dair ısrarları var.

Tarafların çoğu şu ana kadar 2005 yılından bu yana Fransa ile yapılan birkaç yazışmanın dışında hiçbir şey sunmadı. Söz konusu yazışmalardan biri, ülkesinde İçişleri Bakanı iken Sarkozy’nin kendi imzasıyla mühürlenmiş; ancak seçim kampanyasına mali destek sağlandığına dair doğrudan herhangi bir kanıt içermiyor.

Öte yandan aynı zamanda Sarkozy’nin eski bir arkadaşı olan Kaddafi rejiminin liderlerinden biri, kendilerinin para transferine ve Trablus ve Paris arasında gerçekleşen ve para transferinden çok daha önemli olan anlaşmalara bizzat şahit olduklarını zikretti.

Kahire’deki lüks Zamalek banliyösünde küçük Avrupai bir otelin bir köşesinde Kaddafi’nin eski tercümanı Dr. Miftah el-Masuri, ‘Kaddafi’den Mart 2011’de Sarkozy’nin kampanyasını finanse etmek için 20 milyon dolar ödediğini duyması’ hariç Fransız soruşturmacılara sunulamayacak kesin olmayan deliller ile konuşmaya başladı. ‘Bunun öncesinde NATO’nun Libya saldırısı sırasında öldürülen Albay’a yakın komutanlar tarafından bu yardımın 50 milyon euroya yakın olduğuna dair yöneltilen suçlamalar söz konusuydu.

Bu iddialar zayıf da olsa kafa karıştırıcı bir unsur olarak ortada durmaktadır ve Sarkozy’nin öfkesini çekerek geçtiğimiz ayda Kaddafi’nin yardımcılarına saldırmasına sebep olmuştur.

Buradaki tehlike genel olarak Libyalı olsun veya olmasın kişilerden gelen suçlamalarda yatmaktadır ve nihayetinde kendilerini ispat tanıkları olarak ortaya koymaktadırlar. Bunların arasında Tunus, Moritanya ve Nijer’de tutuklanıp Kaddafi’nin ölümünden sonra Trablus hapishanelerine atılan Askeri İstihbarat Şefi Abdullah el-Senusi, eski Başbakan el-Bağdadi el-Mahmudi, İç Güvenlik Müdürü Abdullah Mansur gibi komutanlar yer almaktadır. Bunlardan sonuncusu, Sarkozy’nin seçim fonu etrafında gelişen olaylar hakkında radikal gruplara mensup mahkûmlara ait video ile görüntülü tanıklık sundu.

Eski Fransa Cumhurbaşkanı, kazandıktan sonra 2012 yılına kadar başkanlık koltuğunda oturmasını sağlayan 2007 seçimlerindeki kampanyası için Libya’dan para aldığına dair yöneltilen suçlamalarda öne sürülen maddi delillerin varlığını reddetti. Ancak iki hafta önce birkaç gazetenin de sızdırdığı gibi Paris’teki soruşturmacılara verdiği ifadede Kaddafi’nin yardımcılarının bu davanın yürütülmesinde başına iş açacaklarını düşünüyor.

Paris’te soruşturmaya çağrıldığı andan itibaren aralarında Kaddafi’nin kuzeni Ahmed Kaddaf el-Dem’in de yer aldığı eski Libya rejiminin yandaşları, Fransız medyasında Sarkozy’ye yönelik büyük bir saldırı başlattı. Bu saldırı, finansman suçlamaları ile sınırlı kalmadı. Eski Cumhurbaşkanı aynı zamanda Libya’nın yıkımından da sorumlu tutuldu.

Dr. El-Masuri, iki gün önce Fransa 24 kanalının dava ve boyutları hakkında ortaya koyduğu şeyleri Mısır’daki otelin lobisinin bir köşesinden izliyordu. Bu adam on iki yıl önce Sarkozy ve Kaddafi ile diğerleri arasında gerçekleşen toplantıda hazır bulunuyordu.

El-Masuri 1996 yılında beri Kaddafi’nin ofisinde çalıştı.

Libyalılar arasındaki uzlaşma ile ilgili belgeleri düzenlediğini ve kendisinin merhum Albay’ın yalnızca Fransızca tercümanı olmayıp danışmanlık da yaptığını söylüyor. Son günlerde hem Tunus’ta hem de Kahire’de bulunduğu zamanlarda Sarkozy davası hakkında yaptığı açıklamalar yeni bir gürültü kopardı. Her ne kadar söyledikleri, bu konu hakkında 2013 yılında Fransız Mediapart sitesinde aktardıklarından çok da fazla olmasa da.

El-Masuri, tıp gözlüklerinin arkasından bakıp kendinden emin bir eda ile 2015’in o günlerini hatırlatarak şöyle söyledi: “Sarkozy, Libyalı mevkidaşı Nasr el-Mebruk’un davetiyle İçişleri Bakanı olarak ziyaretimize geldi. Normal olan bu seviyede bir ziyaretçiyi her zamanki gibi Lider Kaddafi’nin karşılaması idi ve Aziziye Kapısı’nda (başkentteki yönetim merkezi) onu bizzat karşıladı. Sarkozy, Kaddafi ile ikili görüşme talep edince yanındakiler çıktı. Birlikte kırık bir İngilizce ile konuştular. Aralarındaki görüşme 5-10 dakika sürdü. Sarkozy, toplantıda kendisini seçimlerde aday olarak göstermek istediğini söyledi. Kaddafi ise Elysee Sarayı’nda bir Libya dostunun olmasını memnuniyetle karşıladı ve ona ‘Sana yardım eli uzatmaya hazırız, yardım edeceğiz’ dedi. Ziyaret sona erdi.” El-Masuri buradaki ‘yardım eli’ni Kaddafi’nin verdiği mali destek sözü olarak yorumluyor.

Aralarında el-Masuri’nin de yer aldığı eski rejimin liderlerinden üçü, kendilerinin Sarkozy’nin kampanyası için para transferi yapıldığı bilgisine sahip olduklarını ancak transfer sürecine şahit olmadıklarını söylediler. Onlardan ikisi, güvenlik gerekçesiyle isimlerinin zikredilmemesini isterken konuşmalarının kaydedilmesine onay verdiler.

El-Masuri’ye doğrudan sorulan soru:

“Siz herhangi bir zamanda Sarkozy’nin kampanyası için para çıkışına tanık oldunuz mu?”

Cevap: “Ben şahit olmadım. Ne Sarkozy’ye ne de başka bir başkana uzatılmış bir çanta görmedim.”

“Başkalarına para çantası taşıdınız mı?”

“Evet, taşıdım.” Bu cevapla birlikte Kaddafi’nin şahsi hesabından para transferi yaptığı liderlerin isimlerini zikretmek istemedi. “Söyleyemem. Aralarında hala görev başında olan Afrikalı liderler var. Başkanların kampanyalarını fonlamak, Libya’ya has bir durum değil. Aksine Batı’daki başkan adayları, seçim kampanyaları için gerek ülkelerden gerek şirketler ve iş adamlarından destek alıyorlar.”

Kaddafi’nin yakın adamlarına göre Albay’ın ofisinde siyasi maddeye Merkez Bankası’ndan tahsis edilmiş bir fon vardı. Bu paralar Trablus’taki yönetim merkezindeki başkanlık mali denetçisinin konutunda çantalara yerleştirilirdi. Her bir çantanın üzerine de bir milyon, iki milyon gibi paranın tutarı yazılırdı.

El-Masuri: “Başkanlığın bu fonları, bir blok halinde gelir ve liderin (Kaddafi) isteğine uygun olarak harcanırdı. Tabii ki Merkez Bankası başkanlığın bu fonla yaptığı harcamaları bilmiyor. Hatta mali denetçinin bile bu fonların çoğunun gittiği adres hakkında bilgisi yoktur. Bu Albay’a özgü bir durum değil. Dışarıda diplomatik varlık siyaseti güden herhangi bir devlet başkanı bunu yapar.”

Görünen o ki El-Masuri, Sarkozy’nin kampanyasının finanse edilmesi konusundaki tanıklığında tek bir hikâyeye dayanıyor. Bu hikâye dışarıda tutulursa onun ispatının maddi olarak geçerliliği zordur.

Bu hikâye de şu: 2011 yılında bir Fransız gazeteci Kaddafi’ye Sarkozy’nin kampanyası için ödediği paranın miktarını soruyor. Kaddafi de ona, şimdi hatırlamadığını; yarın el-Masuri aracılığıyla ileteceğini söylüyor.

Kaddafi’nin mütercimi, elini seyrek sakalına götürerek şöyle devam ediyor: “Ertesi gün Albay bana, ‘Bu arada, bir gazetecinin sorusu üzerine Sarkozy’nin kampanyasına özel katkımız konusunda açıklamada bulundum. Tutar; 20 milyon dolar’ dedi.” Arapça ve Fransızca şiirler yazan tercüman, “Ben bir tanığım… Bildiğim budur” dedi.

Fransız savcılığı Sarkozy davasında daha önce 2013 yılında Fransız basınına yaptığı açıklamalarının ardından telefon yoluyla el-Masuri’nin ifadesini dinlemişti. El-Masuri bu konuda, “O zaman bana sordular, ben de aynılarını tekrarladım. Onlara finansman meselesinde Kaddafi’den öğrendiğim her şeyi söyledim” dedi.

El-Masuri’ye, Sarkozy’nin Kaddafi’ye seçim kampanyası için paraya ihtiyacı olduğunu yazdığı herhangi bir belge görüp görmediği tekrar sorulduğunda cevabı şu şekilde oldu: “Hayır… Hiçbir lider (ya da Sarkozy’nin durumunda olduğu gibi bir İçişleri Bakanı) benim paraya ihtiyacım var, demez.” Ayrıca konu ile alakalı herhangi bir banka yazışması olup olmadığı konusunda da açıklama yaptı ve “Elbette ki herhangi bir banka delili bulunmuyor. Zira bir banka havalesi söz konusu değil. Eğer bir banka havalesi olsaydı Libya dışından ve başkaları adına olurdu” dedi.

İç Güvenlik Müdürü Abdullah Mansur, el-Hadaba hapishanesinde tutulduğu sırada soruşturmadaki tanıklığında, “Sarkozy’ye para akışını Libyalı bir bankanın Lübnan’daki şubesi yoluyla duydum. Sürecin sorumlusu el-Senusi idi” dedi.

İşadamları Lübnanlı Ziyad Takiyüddin ve Cezayir asıllı Fransız Alexander el-Cevheri’nin yanı sıra Sarkozy ve Kaddafi arasındaki iletişim kanalında bulunan Fransız ve Libyalı tarafların tanıklıklarının şimdiye dek doğrudan maddi deliller içermediği gözlemleniyor. Yani aksi ispatlanana kadar sadece sözlü ifadeler ve göstergeler var denebilir.

Öte yandan el-Masuri şu yorumda bulunuyor: “Olay basit. Trablus’taki tutuklamanın ardından onlarla yapılan soruşturmada el-Senusi, el-Bağdadi ve el-Mansur’un itirafları var. Onlara başvurun. Onlar hala hapisteler.” Geçtiğimiz günlerde el-Senusi ailesi hapisteki oğulları ile iletişim kopmasından ötürü endişeliydiler.

Aileden biri, “Şu an tam olarak nerede olduğunu bilmiyoruz. 3 aydan beri (yani finansman davasındaki son tartışmadan önce) kendisi ile iletişim kurmaya ya da akıbetini öğrenmeye çalışıyoruz. Ama nafile. Önceden sadece bir iki hafta haber alamadığımız olurdu” ifadelerini kullandı. Libya’nın başkentindeki sızdırmalar, yabancı soruşturmacıların Trablus’ta yetkililerden birinin konutunda hapishaneden getirilen el-Senusi ile buluştuğuna ve onu hapisten getiren yetkilinin hapishaneye onsuz döndüğüne dikkat çekiyor.

Libya yargısından bir kaynak, Fransız soruşturmacıların bu olay yaşanmadan önce de başkenti ziyaret ettiğini ancak Trablus’ta tutuklu bulunan bu liderlerden herhangi biri ile görüşmeyerek sadece eski rejimin yetkililerinden Sarkozy davasına ilişkin bilgilerin dökümünü aldıklarını söyledi ve şöyle dedi: “Bu tutanakların bir kopyasını aldılar. Ancak ne el-Senusi ile ne de el-Bağdadi ve Mansur ile görüştüler.”

Bu tanıklığın yeterli olduğuna mı yoksa sadece göstergeler olarak kaldığına mı inandığı sorusuna yanıt olarak Dr. El-Masuri, “Yargı delillere inanır. Biri çıkıp da size ben gördüm dese onu ispat tanığı olarak isimlendirirler. Dünyanın herhangi bir yerinden bir hâkim suçun işlenişine ve görgü tanığına bakar. Ve bunlar, (Sarkozy ve Kaddafi arasındaki) ilişkinin görgü tanıklarıdır ve sözleri davadan önce yargı tarafından kaleme alınmıştır.” ifadelerini kullandı.

2011’in başından bu yana Libya devlet arşivine yönelik soygun, önemli bilgilerin kayıplara karışmasına katkıda bulundu. Trablus’taki hücresinden aktardığı rivayetlerden birinde Abdullah Mansur, “O yılın başında Fransa, Libya’yı bombalamaya başladığında Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam ilk kez babasının Sarkozy’nin seçim kampanyasını finanse ettiğini duyurmaya heves etmişti. Seyf, nankörlüğüne karşılık Fransız Cumhurbaşkanından öç almak istiyor ve onu Batı devletlerini Libya’ya saldırmaya teşvik etmekle suçluyordu.” ifadelerini dile getirdi.

Mansur, el-Hadaba hapishanesinde iken tutukluların giydiği mavi kıyafetler içinde uluslararası Trablus havalimanı yoluyla kendisiyle yapılan videolu soruşturmada, “Seyfülislam, babasına bunu ispat eden belgeleri sorduğunda konuya ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadı. İstihbarat organlarına hatırlatıldı. Araştırmanın ardından belgelerin kaybolduğunu gören herkes şaşkınlığa uğradı” dedi. Eski rejimin komutanlarından biri bunun ‘Kaddafi’nin iç halkalarından birinin ihaneti’ olduğunu dile getirdi.

2011 yılından beri 42 yıllık Kaddafi döneminin arşiv belgelerinin çoğu kayboldu.

Başkanlık Konseyi’nin danışmanı son zamanlarda Mısır’da bulunduğu bir sırada: “Dış ve iç güvenlik kurumları (istihbarat) ile planlama teşkilatında ekonomik ve mali gözetmenlik alanlarına ait devlet arşivlerinin çoğuna erişemedik. Aynı şekilde nüfus ve emlak kayıtları ile Kaddafi’nin ölümünden önce Libya’da milyarlarca dolarlık yatırım yapan yabancı şirketlerin işlemlerine dair birçok arşiv belgesi de kayıp.” şeklinde açıklamada yaptı.

Libya o zamandan beri amansız bir kargaşa hali yaşıyor. Herhangi bir konuda bir netlik yok. Her hikâye sonsuz yüzlerce kola ayrılıyor.

Geçen yıl eski rejimin tutukluları el-Hadaba hapishanesinden milislerin yönettiği ve Kamu Savcılığı’nın gözetiminde olmayan başka hapishanelere sevk edildi. Bu durum geçtiğimiz Mayıs ayında başkentteki kuvvetler arasındaki bir savaşta hapishanenin ele geçirilmesinden sonra yaşandı. Sevk edilen mahkûmlar arasında el-Senusi, el-Mahmudi ve Mansur da yer alıyordu.

İngiltereli yetkililer, Sarkozy davası kapsamında 1 aydan fazla bir süredir alıkoydukları el-Cevheri’yi birkaç gün önce serbest bıraktılar. El-Cevheri, aynı davadan ötürü Fransız yargısının önüne çıkması gereken bir diğer isim. Kaddafi rejiminin komutanlarından biri bu konuda, “Bu iki adam (Takiyüddin ve el-Cevheri) Sarkozy’ye yapılan para transferinin ayrıntılarını biliyor. Bunlar özellikle el-Senusi ile olmak üzere Trablus ile bağlantılı olarak Fransa’nın hesabına çalışıyorlardı” açıklamasında bulundu.

Diğer yandan Takiyüddin, Sarkozy-Kaddafi konusunda el-Cevheri gibi bağlantısı olduğunu ancak daha önce finansman olayında adının geçmediğini söylediği bir Arap iş adamının ismini verdi. Bu, eski Fransız Cumhurbaşkanı’nın davasının olaydan uzak birçok kişiyi etkileyebileceğini gösteriyor. Takiyüddin ayrıca Fransızca konuşan Beşir Salih ismini vererek onun Kaddafi ofisinin bir müdürü olduğunu söyledi.

Salih, Şubat ayının sonlarında Sarkozy’nin Elysee Sarayı’ndan çıkışının ardından Fransa ile ilişkisini kestiği sırada senelerdir yaşadığı Güney Afrika’da suikast girişimi olduğuna inanılan bir saldırıda yaralandı. Salih, finansman olayı ile herhangi bir ilişkisi olduğunu reddediyor. Ancak eski rejimden bir lider Kahire’deki villasında kendisiyle gerçekleştirilen bir görüşmede Salih’in hayatı için endişelendiğinden ötürü bu hikâyede adının anılmasını istemediğini ifade etti.

Söz konusu lider, Mısır’ın başkentinde oturmasına rağmen bir süre için Kaddafi’ye, oğluna ve Trablus’taki güvenlik teşkilatı başkanlarına yakınlaşmasından ötürü gizemli düşmanları tarafından hedef alınabileceği endişeleri ile hareket ediyor.

Mısır ve Tunus’ta mesafelerin ayırdığı eski rejimin liderlerinden bir kısmı zaman zaman aralarından BM’nin de yer aldığı uluslararası kuruluşlar ve liderler ile iletişime geçip mesaj gönderiyorlar. Gönderilen mesajlardan sonuncusu el-Senusi’nin akıbetine yönelik endişeleri içeriyordu. Bazıları yıllardır Paris içinde Sarkozy’ye karşı yasa ve medya yoluyla kampanya faaliyeti yürütmek için yöntemler geliştirdi.

Kahire yakınlarında özel güvenlik görevlileri ile çevrili ve gözetleme kameraları ile donatılmış bir başka evde Kaddafi’nin yakınlarından olan Libyalı bir yetkili, Sarkozy hakkında, “Onu ezeceğiz. O nankörlük etti. Ona para verdik ama füzelerle bombalandık” dedi.

Ancak, hani belgeler? Deliller nerede? Bu sorulara, “Geçtiğimiz yıllarda Fransız yetkililerine teslim edilen belgeler ve deliller var. Bunun üzerine çalışan aktif bir ekip var. Ortada deliller olmasa Fransız yargısı konu ile alakalı bu ciddiyetle çalışmazdı” yanıtını verdi.

Bununla birlikte Libya devlet arşivlerinin çoğunun Kaddafi’nin Bab el-Aziziye’deki konutunun isyancılar tarafından istila edilmesinin ardından Libya İslami Mücadele Cemaati’nin lideri tarafından Katar’a taşındığını kabul ediyor. Aynı şekilde 2011 yılında yani Kaddafi Trablus’tan henüz çıkmamışken eski rejimin taraflarının başka önemli belgeleri Fransız yetkililere teslim ettiğine de dikkat çekiyor.

Eski rejime yakın olan birçokları gibi onun da şimdiye kadar eski Fransız Cumhurbaşkanı’nın kampanya finansmanı meselesinde kehanetlere ve göstergelere dayandığı görülüyor. Bu kıdemli lider, Kaddafi’nin resimleri ile süslenmiş karşılama salonunun duvarları arasından kahvesini yudumlarken şunları söyledi: “Size söyleyebileceğim şey, finansman meselesi ile ilişkili olan herkesin hedef alındığı veya alınabileceğidir. El-Mahmudi 2012 yılında Tunus’ta tutuklandı ve avukatı müvekkilinin Libya’nın Sarkozy’ye ödediği para hakkında konuşmak istediğini söyledikten sonra Libya’ya teslim edildi. Aynı şekilde el-Senusi aynı sene içinde Moritanya’dan kaçırıldı.”

Bunlar Sarkozy döneminde yaşandı… Evet, ancak güçlü işaretler olarak görülmüyor. Çünkü Sarkozy, Elysee Sarayı’ndan çıktıktan sonra bile dışarıdan getirilip Trablus’taki yeni hâkimlere teslim edilen ya da gönüllü olarak gittikleri sürgün yerlerinde hedef alınan eski rejimden başka Libyalı yetkililer var.

Hassas bir şair olduğu kadar acımasız bir güvenlik adamı olarak da tarif edilen Mansur da bunların arasında. Nijer onu 2014 yılında Trablus’a teslim etti. Libyalı lider Salih’in Güney Afrika’da hedef alınmasına işaret ederek hüzünlü bir şekilde, “2013 yılında ben de bir saldırıya uğradım. Hepimiz olan bitenin iç yüzünü biliyoruz. Geçmişi gömmeye çalışanlar var” dedi.

Bu adam çocukluğundan beri gölgesi gibi Kaddafi’nin peşinden gidiyor. El-Senusi, el-Mahmudi ve Mansur ile de güçlü bağları var. Fransa’daki finansman meselesi patlak verdiğinde onların hayatı için korkmaya başladığını söylüyor… “Bu liderler hedef alınmış durumda. Eski rejimin liderleri olarak BM’ye mektup gönderdik zira onu hapiste bulunanların sorumlusu belledik. Çünkü biz onları Sarkozy davasının ana tanıkları olarak görmekteyiz.”

Kaddafi’nin tercümanı da Libya’daki bazı görevlilerin, eski Fransız Cumhurbaşkanı’na onları Kaddafi’den kurtaran bir kahraman gözüyle baktıklarına işaret ederek Sarkozy meselesinde yaptığı son açıklamaların ardından hayatı için endişeleniyor.

Sessizliğin ardından, “Kimse yarın başına nelerin geleceğini ve nerede öleceğini bilmez” ayetini söyleyerek, “Her şey mümkün. Libya’ya döndüğümde beni tutuklayabilirler ve sözlerimi geri almam için zorlayabilirler. Özellikle de Libya’daki üst düzey yetkililerin beni aramaları ya da sözümden dönmeye zorlamaları için Libya emniyet güçleri ile iletişime geçtiklerine dair söylentiler var.” ifadelerini kullandı.

Otelin lobisi komutanlardan boşalmıştı. Pencereden Zamalek banliyösü daha sessiz görünüyordu. Masuri, ürkütücü finansman hikâyelerinin boğuk havasını dağıtmak için Fransızca yazılmış şiirlerinden alıntılar yaparak esinti, çiçekler ve sevgiliden vazgeçme hakkında konuştu. Görüntüye bakılırsa bu adam eski rejimin destekçilerinden biri sayılmaz. O kendisini politika ile alakası olmayan bir diplomat olarak görüyor.

Bir Libya vatandaşı olarak Şubat Devrimi’nin düşünce özgürlüğü için geldiğine inanıyor. Ve “bunun için benim Libya’daki yetkililerden istenmemin yalnızca bir söylenti olmasını umuyorum. Çünkü Sarkozy hakkındaki açıklamalarım sebebiyle bana karşı yürütülecek herhangi bir faaliyet, demokrasiye ve hukuk devletine aykırıdır” diyor.