Savaş naralarının yükselmesine rağmen Lübnan-İsrail savaşı imkânsız

Hiç kimse, İsrail ve Hizbullah arasında bir savaşın çıkmasını istemiyor. Fakat DEAŞ zayıflatıldıktan sonra Suriye’deki çekişmeyi daha fazla büyütmek ve küresel hale getirmek gibi bir dizi muhtemel senaryolar yazılıyor. Son aylarda Suriye Kürtlerine karşı Türkiye’nin düzenlediği operasyona, Rus paral

Savaş naralarının yükselmesine rağmen Lübnan-İsrail savaşı imkânsız

Hiç kimse, İsrail ve Hizbullah arasında bir savaşın çıkmasını istemiyor. Fakat DEAŞ zayıflatıldıktan sonra Suriye’deki çekişmeyi daha fazla büyütmek ve küresel hale getirmek gibi bir dizi muhtemel senaryolar yazılıyor. Son aylarda Suriye Kürtlerine karşı Türkiye’nin düzenlediği operasyona, Rus paralı askerlerine karşı Amerikan saldırısına ve İsrail ile İran arasındaki çekişmelere tanık olduk. Sonra Lübnan ve İsrail arasındaki tansiyon yükseliyor. İki ülke arasındaki diğer savaş faktörleri de var olmaya devam ediyor. Açıklamaların şiddetine rağmen şu ana kadar İsrail ve Hizbullah, karşı karşıya gelecek gibi gözükmüyor. Ancak külfetli çabalardan, kayıplardan ve sadece BeşşarEsed rejimini kurtarmada başarılı olduktan sonra Hizbullah savaşçılarının Lübnan’a dönmeye başlamalarıyla birlikte şu anki durumun değişebileceğine dair belirtiler artacaktır. Görevi teknik açıdan hala savaş durumunda bulunan Lübnan ve İsrail arasındaki düşmanca eylemleri engellemek olan UNIFIL güçleri, iki taraf arasında duruyor. Fakat iki ülke arasında duvar inşası ve Akdeniz’de petrol ve doğal gaz alanları gibi yeni çekişmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte iki ülke arasındaki durumlar bozulabilir. Bu da UNIFIL güçlerini ağır eleştirilere maruz kalmasına yol açacaktır.

Geçen ayın 23’ünde haftalık Fransız Le JournalduDimanche gazetesi, birçok soru ortaya atan bir araştırma yayınladı. Gazete, UNIFIL güçlerinin gözlerden nasıl uzak kalmaya ve sadece gelecek savaşı ertelemeye nasıl çalıştıklarından bahsetti.

Geçen Aralık ayında Irak’taki İran yanlısı Asaib Ehli Hak lideri Kays el-Hazali, 3 Hizbullah yetkilisiyle birlikte Lübnan’ın güneyini gezdi. Gezileri, İsrail’in birinci merkezinden birkaç metre uzaklıkta KeferKila sınır köyünde son buldu. Ebu Kemal düştükten sonra Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, İsrail’le gelecek savaşın DEAŞ’a yönelik savaştan daha kolay olacağını söyledi. Lübnan Başbakanı Saad Hariri, Kays el-Hazali’nin gelecekte Lübnan topraklarına girişine izin verilmemesi için Lübnan güvenlik güçlerine emir verdiğini dile getirdi. Fakat bu emirler, Hizbullah’ın İmam el-Bakır Tugayı’nın lideri el-Hac Hamza’yı Lübnan’ın güneyine davet etmesine ve Hizbullah savaşçılarının eşliğinde el-Hazali’nin yaptığı aynı geziyi yapmasına engel olmadı.

Lübnanlı olmayan milis liderlerinin Lübnan’ın güney bölgesine yaptıkları ziyaretler, sayıları 15 bine ulaşan ve sınıra konuşlanan UNIFIL güçlerinin dikkatini çekmedi. UNIFIL sözcüsü AndreaTenenti, bu durumdan Lübnanlı yetkililerin sorumlu olduğunu söyledi.

1701 nolu karar, UNIFIL güçlerinin Lübnan ordusu dışında herhangi bir askeri gücün varlığına müsamaha gösterilmemesi gerektiğini söylüyor. Hizbullah’a devamlı bir şekilde uyarı yapılıyor. Uluslararası güçlerin Şii Müslümanların ikamet ettiği bir bölgede konuşlandıkları biliniyor. Dolayısıyla Hizbullah’ın onayı olmadan hiçbir şey yapılmıyor. Mekanize Piyade Tugayı’ndaki Fransız bir asker, 2006 ve 2007 yıllarını kıyaslayarak şu açıklamada bulundu: “Şu an bağımsızlığımız daha çok azaldı. Hizbullah unsurları, bizi uzak bir mesafeden takip etse bile Hizbullah köylerinden birisi olan BintCebil’de devriye gezebiliyorduk. Bugün bu devriye gezisi imkânsız bir hale geldi. Bölge hakkında bölge sakinleriyle konuştuğumuzda bize (Devriye yok sorun yok) diyorlar.” Başka bir asker ise “Geceleyin kışlalardan asla ayrılmıyoruz. Çünkü Lübnan ordusu bunu istemiyor. Bu esnada birçok şey oluyor.” diyor.

UNIFIL’da görevli eski bir irtibat subayı, “Bölgemizde özellikle de mavi hattın yakınında askeri faaliyetlerin farkına vardığımızda ordu, gözlemcileri konuşlandırmamıza engel oldu. Emirlerin subaylardan çıkmadığı görülüyor. Hizbullah’ın bölgeyi gelecek savaşa hazırladığını herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

Hizbullah, mavi baretlileri İsrail casusu olarak suçladığı sürece UNIFIL’a sızmakta tereddüt etmeyecektir. Zira UNIFIL içerisinde Lübnanlı sivil görevlilerin sayısı 585’e ulaşıyor ve bunların bazıları Hizbullah’a bağlı olduğunu gizlemiyor.

Finlandiyalı bir subayın itiraf ettiği diğer bir durum ise UNIFIL içerisinde İsrail’i tanımayan ülkelere bağlı güçlerin mevcut olmasıdır. Söz konusu subay, Endonezya barış güçlerinin aralarında Hizbullah’ın da olduğu Lübnan çevrelerine, İsrail’in faaliyetlerini devamlı olarak ilettiğini belirtiyor. Fakat diğer yandan “Şark Defterleri” dergisinin müdürü Antoine Sfeir, İsrail İstihbaratı tarafından Hizbullah’ın içerisine sızıldığını ve buradaki Şii toplumundan büyük bir kesimin insanların zannettiğinin aksine İsrail’e daha yakın olduğunu ifade ediyor.

Le JournalduDimanche gazetesi araştırmayı yayınladıktan sonra Birleşmiş Milletler(BM) Barış Gücü Operasyonlarından Sorumlu Başkanı Jean Pierre Lacroix, geçen Nisan ayında görevini devraldığından beri Lübnan’a ilk ziyaretini gerçekleştirerek UNIFIL’ın Lübnan ordusuyla yaptığı ortaklığa övgüde bulundu. Fakat bu övgü, bütçesinin azaltılması gibi UNIFIL güçlerinin baskı altında kalmasına bir engel teşkil etmiyor. ABD’nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, UNIFIL Komutanı General Michael Beary’nin Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın silah akışını görmezden geldiğini belirtti. Bu sözlerden beri UNIFIL, Lübnan’ın güneyinde devriye gezilerini artırdı.

Bu durum, İsrail-Suriye sınır hattı boyunca İran tesislerine ve Hizbullah’a yoğunlaşan İsrail’i tatmin etmiyor. Bugün İsrail, artan bir şekilde Lübnan’la meşgul olmaya başladı. Zira Hizbullah, burada 150 bin füzeyi stokta tutuyor. Bunun için gelecek aylarda herhangi bir savaşın çıkabileceği konusunda sınırın iki tarafında da çok az şüphe bulunuyor. Hizbullah, 2006 yılından beri her yaz tansiyonu yükseltmeye alıştı. Suriye’deki durumların değişmesiyle birlikte Lübnan-İsrail sınırındaki gelişmeler de hız kazandı. İsrail, 3 hafta önce sınır tel örgüsü yerine duvar inşa etmeye başladı. Duvar, yüksek ve kalın bir şekilde inşa ediliyor. Bundan dolayı duvarı aşmak zor olacak. Bu duvar, Hizbullah’ın İsrail’i gözetlemek için ziyaretçi getirmesini engelleyecek. Duvarın uzunluğu ise 75 mil olacak. Duvar konusu iki ülke arasında şiddetli bir anlaşmazlığa dönüştü.

Lübnanlı yetkililer, söz konusu duvarın Lübnan’ın egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu dile getirdi. Ancak UNIFIL sözcüsü AndreaTenenti, barış gücünün duvar inşasını yakından takip ettiğini ve duvarın mavi hattın İsrail tarafında yükseldiğini söyledi. Mavi hat ise, İsrail’in 2000 yılında çekildiği resmi olmayan sınırdır.

Akdeniz’in doğusunda büyük miktarda doğal gaz rezervi keşfedildikten sonra deniz sınırı da sıcak meselelerden biri haline geldi. Lübnan, doğalgaz aramaya başlamak için 3 büyük yabancı şirketle anlaşmalar imzaladı. Bunun üzerine İsrail, doğalgaz bölgesinin bir bölümünün kendisine ait olduğunu belirtti. Nasrallah, Hizbullah savaşçılarını Esed rejimini savunmak için gönderdiğinden beri zayıflayan ulusal heybetini geri kazanmak için petrol ve doğal gaz konusunu kullandı.

ABD, İsrail ve Lübnan arasındaki çekişmelerde arabuluculuk rolünü üstleniyor. UNIFIL ise gerilimi azaltmak için sahada arabuluculuk yapıyor. UNIFIL’ın operasyonları kusurlu olmasına ve Hizbullah’ın 1701 nolu kararı ihlal etme girişimine rağmen pek çok Lübnanlı, UNIFIL güçlerinin varlığından dolayı kendilerini güvende hissediyor.

Trump yönetimi, UNIFIL’ın bütçesini 146 milyon dolardan 84 milyon dolara düşürmeyi amaçlıyor. Suriye’deki savaş yeni bir dönemece girerse bu karar, tehlikeli ve yıkıcı bir karar olacaktır. Suriye Devlet Başkanı BeşşarEsed, savaşı kendisinin kazanacağını söyleyerek siyasi çözüm konusunda Rus önerisini kabul etmedi. Suriye’de kimin daha fazla kazanacağı hususunda Rusya ve İran arasındaki ilişkiler de gergin bir hale geldi. Lübnan’daki savaş yakın olmayabilir. Lübnan’ı uzak tutmak konusunda uluslararası uzlaşı ve baskı sebebiyle savaş meydana gelmeyebilir. Ancak Esed hala yönetimde olduğundan dolayı kazanan konumunda olan Hizbullah ve İran, yeni bir çatışma alanı arayıp Hizbullah, bu çatışmada Suriye’de kazandığı savaş tecrübesini sağlamlaştırabilir. ABD, İran Şii hilalini engellemek için Ebu Kemal ile Tenef arasında kalmakta ısrar ediyor. İsrail ise sınır hattı boyunca Hizbullah ve İran’ın kendi konumlarını sağlamlaştırmayı engellemeye çalışıyor. Bu çabalarla birlikte bütün ihtimaller meydana gelebilir. Fakat bu defa 11 yıl devam eden istikrar, kalkınma ve inşa sürecinden sonra en büyük kaybedenin Lübnan’ın güneyindeki Şiilerin olması muhtemeldir.

Lübnanlı yetkililer, halkın bütün sorunlarını bir kenara bırakarak milletvekili seçimlerine hazırlanıyorlar. Yetkililerin görüşüne göre petrol ve doğal gazın varlığı, halkın bütün sorunlarını çözecektir. Güneydeki listesini garantileyen Hizbullah, Hirmil ve Baalbek bölgelerinde sıkıntı yaşıyor. İran, Temsilciler Meclisi’ne güçlü bir şekilde girmeden önce Hizbullah’a İsrail’le çatışmak için şu an kesinlikle baskı yapmayacaktır.

Lübnan’daki diğer kütleler, Hizbullah (devletçiğin)BeşşarEsed ve Ayetullah Ali Hamaney’in hatırına Lübnan devletini yeni bir savaşa sürüklemesi konusunda devletçiğe müsaade etmemeleri gerekiyor.