SDG Komutanı Mazlum Abdi: Arap gücüyle yardımlaşmaya hazırız

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi,Suriye’nin kuzeyindeki Ayn’ul Arap (Kobani) bölgesinde yaşıyor.Yaklaşık 60 bin askeri komuta ediyor. Abdi, Trump’ın Koalisyon güçleri temsilcisi Brett Mcgurk ile Trump askerlerini Suriye’den çekeceği açıklamasını yapmadan önce uzun süren top

SDG Komutanı Mazlum Abdi: Arap gücüyle yardımlaşmaya hazırız

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi,Suriye’nin kuzeyindeki Ayn’ul Arap (Kobani) bölgesinde yaşıyor.Yaklaşık 60 bin askeri komuta ediyor.

Abdi, Trump’ın Koalisyon güçleri temsilcisi Brett Mcgurk ile Trump askerlerini Suriye’den çekeceği açıklamasını yapmadan önce uzun süren toplantılar yaptığından bahsetti ve bu konuda ABD’nin karar ve siyasi formül aşamasında olduğunu söyledi. ABD güçleri bölgeden çekilirse yerine Koalisyon şemsiyesi altında kurulacak olan Arap gücüyle işbirliğine hazır olduğunu söyleyen Abdi, Menbiç Askeri Konseyi’nin Türk ve Amerikan yetkilileriyle İncirlik üssünde bir toplantı düzenlediklerini açıkladı. Bu toplantıda Kürt birliklerinden Menbiç’in özgürleştirilmesi için destek talep edildiğini Türkiye’nin de bu talebi onayladığını belirtti.

Mazlum Kobani kod adlı Mazlum Abdi, Suriye Demokratik Güçleri’nin 60 bin kişiden oluştuğunu söylerken 30 bin askerden oluşan Sınır Muhafız Kuvvetleri’nin kuzeyden Türkiye sınırı, DEAŞ’ın bulunduğu Irak sınırı ve rejimin kontrolündeki Fırat nehrinin güney hattı boyunca konuşlandırıldığını açıkladı. Ayrıca DEAŞ’ın Lübnan’ın büyüklüğüne eşit olan 10 bin km2 lik bir alanı hala kontrolü altında tuttuğunu da dikkat çekti.

Mazlum Abdi ile yapılan röportaj:

Trump ABD askerlerini Suriye’den çekme isteğini açıkladı. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

-ABD’nin Suriye’den çekilmesiyle ilgili resmi bir karar yok. Başkan Trump bu konuyu, tartışılması için hükümet üyelerine sundu. İdarenin bu çekilme önerisini tartıştığını biliyoruz. Eğer Amerika çekilecekse bunun tarihi ve yöntemi tartışılıyor. Bunlar başkan ile idaresi arasında gerçekleşen görüşme ve tartışmalardan ibaret. ABD ve Koalisyon güçleri Suriye’ye DEAŞ’la savaşmak için geldiler ve DEAŞ nihai olarak ortadan kaldırılmış değil. Kurtarılmış bölgelerde uyuyan hücreleri var bu durum tehlike teşkil etmeye devam ediyor. Öte yandan Amerika ve Koalisyon güçlerinin yaptığı anlaşmalar, şehirlerin DEAŞ’ın elinden alındıktan sonra buraların imarı ile istikrar ve güvenin sağlanmasını da kapsıyordu.

Amerika kuvvetleri yerine konuşlandırma ihtimali olan güçler konusunu aranızda tartıştınız mı?

-Bu konuda resmi bir şey yok. Tarihi de belli değil. Fakat devletler önceliklerinin Koalisyon’un bir parçası olarak Suriye’de terörle savaşmak olduğunu açıkladılar. Biz de teröristleri kovmak için Koalisyonla birlikte savaşıyoruz. Arap güçleri Koalisyonla koordineli bir şekilde teröre karşı savaşmaları durumunda bir sorunumuz olmaz. Onlarla bu konuda işbirliği yapabiliriz.

Sahada ABD’li komutanların Trump hakkında farklı görüşleri var mı?

-Amerikalı komutanlar Suriye’nin kuzeyinde bulunuyorlar. Onlar sahayı daha iyi biliyor ve gerçeği daha iyi yansıtıyorlar. Yine onlar DEAŞ’ın bölgede nasıl yayıldığını ve şu anda uyuyan hücrelerinin yeniden güçlenerek geri dönme ihtimali olduğunu da çok iyi biliyorlar. Bunlara ilave olarak Suriye topraklarına İran ve Türkiye gibi devletlerin giderek artan müdahale riskini de.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü RobManning, kişisel olarak size askeri destek sağlama ve Suriye’de DEAŞ’tankurtarılan bölgelerdeki yerel askeri konseyleri destekleme kararında olduklarını belirtti bu arada adınızı kamuoyunda ilk kez açıkça telaffuz etti. Sizce bu nasıl bir mesaj içeriyor?

-2014 yılının sonunda Uluslararası Koalisyon Güçleri DEAŞ’a karşı kurulduğunu ilan ettiğinde Amerika tarafıyla pek çok anlaşma yaptık. Teröristleri kovmak için yaptığımız bu anlaşmaları basın ve diplomatik yollarla bildirdik. Onlarda DEAŞ sonrasında Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği bölgelerde askeri ve mali destek vereceklerine dair söz verdiler. Ta ki Kuzey Suriye’deki yerel yönetimler bu bölgeleri başarılı bir şekilde yönetene kadar.

Mcgurk, Fırat Nehri’nin doğusundaki kara kuvvetlerini koordine ediyor, onunla ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?

-BrettMcgurk, Trump’ın Koalisyon temsilcisidir. Birçok toplantıda Kürt halkının dostu olduğunu dile getirmiştir. Aramızdaki ilişkiler açıktır. Onun Amerikan tutumunu tam ve doğru biçimde açıklayan şeffaf bir kişiliği var. 5 gün önce kendisiyle Amerikan’ın kuvvetlerini Fırat’ın doğusundan çekmesini tartıştığımız uzun bir toplantı düzenledik. Benim anladığım öneri taslak aşamasında. Bizim için önemli olan ABD ve Koalisyon güçlerinin hala DEAŞ’la mücadele etmekte olan kuvvetlerimize kamuoyunda açıkladıkları sözleri yerine getirmeleri.

Amerika’nın varlığı sadece askeri alanla mı sınırlı?

-Hayır. Amerikan varlığı askeri alanda sınırlı değil. Burada bakanlıkların temsilcilikleri var. Aynı şekilde Fransız ve İngiliz temsilcilikleri de bulunuyor.

Fransa, Suriye’deki koalisyon güçlerine yardım etmek için askeri varlığını artırmaya çalışıyor. Acaba Fransa, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin oynadığı rolü oynayabilir mi?

-Koalisyonda ana güç ABD’dir. Fransız askeri varlığının ABD’ninkiyle karşılaştırılabileceğini düşünmüyorum. Cumhurbaşkanı Macron, kuvvetlerinin koalisyona katılımını genişletme isteğini dile getirdi. İngiltere benzer bir arzu dile getirdi. Bu iki ülke “DEAŞ”a karşı savaşa büyük bir katkıda bulundu. Fransa’nın katılımı Fırat’ın doğusuyla sınırlıydı. Amerikan güçleri ise Menbiç’te Fırat’ın hem doğusunda hem de batısında bulunuyordu. Ancak bugün Fransa kuvvetlerinin bir kısmını batıya taşıyarak Menbiç Askeri Konseyi’ne katkıda bulunuyor. Bu Türkiye’nin tehditlerine karşı koymak için son derece önemli siyasi bir adımdır.

Bu yılın başından beri askeri haritalar değişti ve Suriye sınırları içindeki taraflar arasındaki temas alanları değişti, eğer bu sınırlardan ve bunları kontrol edenler üzerindeki konumunuzdan bahsedersek ne dersiniz?

-Bu değişiklikler Suriye savaşında aktif olan bölgesel ve batı ülkelerinin gündemleri ve çıkarları ile bağlantılıdır. Bir aşamada Suriye’nin yarısından fazlası DEAŞ unsurlarının kontrolü altındaydı ve onlar güçlerimizce yenildi ve sınırlar değişti.

Suriye’deki diğer askeri birliklerle bir sorunumuz yok.Biz Suriye toprağındaki paydaşlardan biriyiz ve bütün gruplarla kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma imkanımız var. Türkiye’nin ise ajandası farklı. Onlar rejimi devirmek ya da rejimin boşalttığı alanları korumak ve Suriye Demokratik Kuvvetlerinin yaptığı gibi halkına yardım etmek gibi bir istekleri yok. Türkiye Afrin’de olduğu gibi girdiği bölgeleri kendi sınırlarına dahil etmek istiyor. Geçmişte İskenderun vilayetine yaptığı gibi. Bu nedenle Suriye coğrafyasında dayatılan sınırlara direnmek zorundayız. Ancak Türkiye, Kürt birliklerinin Menbiç’ten çıkmasını defalarca talep etti.

Basına ilk defa anlatacağım bir olayı size aktarmama izin verin. Menbiç harekatı başlamadan önce 2016 yılının bahar aylarında İncirlik askeri üssünde ABD’li, Türk ve Menbiç Askeri Konsey yetkilileriyle merhum Adnan Ebu Emced Başkanlığında bir toplantı yapıldı. O dönemde Konsey’in komutanı savaş konusunu tartışmayı tamamlamışlardı. Ebu Leyla DEAŞ’la savaşta etkinliklerini kanıtlamış ve Kobani savaşına katılmış Kürt birliklerinden yardım isteyeceğini açıkladı. Ancak Türk komutanlar şehrin kurtarılması için Konsey’e yardım sunmayı teklif ettiler. Ebu Leyla bunu reddetti ve Türkiye’yi DEAŞ’a destek olmakla suçladı. Ancak Türkler DEAŞ, Menbiç’e saldırdığında onları desteklemediklerini vurguladılar. Ebu Leyla Kürt birliklerinden destek almada ısrar etti. O dönemde herkes Menbiç savaşına Kürt birliklerin katılımını onayladı.

O zamanlar 6 bin civarında Kürt Birliği Fırat nehrinden gelerek Menbiç savaşına katıldılar ve Ekim 2016’da şehrin kurtuluşundan iki ay sonra geri döndüler. Orada yerel polis ve askeri meclislerini kurmak için Menbiç Askeri Konseyi’ne yardım etmek için bazı danışmanları kaldı. Onlar da görevleri bittikten altı ay sonra geri döndüler. Türklerin söylediği şeyler doğru değil. ABD bile Menbiç’te Kürt birlikleri olmadığını söylüyor. Trump, Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde Menbiç’te burayı koruyan Amerikan askerleri olduğu sürece Türk ordusunun buraya giremeyeceğini söyledi. Kamuoyuna bölgenin kurtuluşundan sonra iki kez gelen Türk- Amerikan keşif heyeti Kürt birliklerinin Menbiç’ten çoktan çekildiğini doğruladılar.

Rakka’dan kuvvetlerinizi çektiniz mi? Ve neredeyse tamamen yıkılmış olan Rakka’nın yeniden imarı için Amerika ve Koalisyon’un vaatleri nelerdir?

-Kuvvetlerimiz Rakka’yıkurtarıldıktan iki ay sonra sivil meclise teslim etti. Yerel meclisin ve şehrin sınırlarını koruyacak askeri bir güç oluşturulması için danışmanlık desteği vermeye devam ediyoruz. Koalisyonun sözlerine gelince; ABD Dışişleri Bakanlığı ve şehrin yeniden imarıyla ilgilenen uluslararası yardım kuruluşları Rakka’ya birkaç kez geldiler ve bölgenin imarı için yardım sözü verdiler. Rakka halkına verilen bu sözlerin yerine getirilmesi gerekir.

Fırat Nehri’nin güney yakasında bulunan Tabka şehrinin kaderi ne olacak? Rejim burayı geri almanız talebinde bulundu mu?

-Bir yıl önce Tabka sınırlarına yaklaştığımızda Esed rejimi bizden burayı geri alma konusunda resmi bir talepte bulunmadı. Askeri havaalanını ele geçirmeye çalıştılar. O zaman aramızda çatışma oldu ve biz saldırıya uğradık. Karşılık verdik ve kuvvetlerimiz rejimin bir uçağını düşürdü. Bu olaydan sonra Amerika ve Rusya himayesinde karadan sınırları çizmek için toplantılar yapıldı ve Amerika ile Rusya arasında hava sahaları taksim edildi. Ardından ABDTabka’da, askeri üs kurmak için çalışmalara başladı.

Burada Tabka barajının tüm Suriyelilerin barajı olduğunu açıklık kazandırmama izin verin. Biz bu barajı sadece kuzeyde bulunan halkı ilgilendiren askeri bir kazanım olarak görmüyoruz. Bu elektrik barajı tüm Suriyelilerindir. Rejim bizden barajın idaresine teknik olarak katılmayı talep etti. Biz de bunu kabul ettik. Ancak şu ana kadar onlardan teknik bir ekip buraya gelmedi.

Kuvvetleriniz Suriye’deki doğalgaz ve petrol kaynaklarının çoğunu ele geçirdi. Bunların gelirleri nereye gidiyor?

-Deyr-i Zor’daki petrol tesisleri neredeyse çalışmıyor. Yüzde 10’luk bir üretim yapılabiliyor. Örneğin Özgür Ordu ve DEAŞ’ın saldırılarına maruz kaldığı için şu anda Conoco fabrikası hizmet dışı. Yine tesis Rus uçakları tarafından da bombalanmış ve içeriği tahrip edilmişti.

Petrol yataklarının geri kalanları da Rus hava kuvvetleri tarafından bombalandı. Buraları Deyr-i Zor halkına yatırım yapmaları ve gelirlerinin bir kısmını Deyr-i Zor Askeri Konseyi ve sivil meclisine vermesi için teslim edildi.

Ama şunu da açıklığa kavuşturalım ki, bu alanların gelirleri, 10.000’den fazla birliği olan askeri meclisin ve yüzlerce çalışanı olan sivil meclisin masraflarını karşılamıyor.

Ruslar ve Amerikalılar arasında Deyr-i Zor’da enerji kaynakları üzerinde ateşli bir savaş baş gösterdi

Rusya, Afrin savaşı sırasında bizim güçsüz kaldığımızı düşünerek bombaladı, Fırat Nehri’nin batısındaki petrol ve gaz sahalarına göz koydular ve mevkilerimizi bombaladılar. Bir grup Rus paralı askerleri bize bazı tanklarla ve Conoco hava sahası yoluyla petrol yataklarına saldırdılar. Onlara Koalisyonun desteğiyle Deyr-i Zor Askeri Konsey aracılığıyla karşılık verdik. Umarız bundan sonra böyle saldırılar bir daha tekrar etmez.

Eğer ABD ve müttefikleri Suriye’deki İran mevzilerine karşı bir savaş başlatırsa, bu savaşa katılacak mısınız, kimlerle birlikte savaşacaksınız?

-Biz savaş konusundaki tutumumuz bellidir. Biz saldırmayız, saldırılar karşısında kendimizi savunuruz. DEAŞ’la mücadelede bile önce onlar bizi hedef aldı ve biz kendimizi savunmaya geçtik.

Biz Suriye’de herhangi bir tarafa saldırmadık. Biz Özgür Ordu, Esed rejimi, DEAŞ ve Nusra Cephesi’nden gelen saldırılara karşı savunmaya geçtik.

İran, Hizbullah, Türkiye ve Esed rejimine gelince aramızda herhangi bir anlaşma olmadan topraklarımızı ele geçirmeye çalışırlarsa onlara karşılık verip savaşırız. Batı Fırat’a gelince orası bizi ilgilendirmiyor. Biz Doğu Fırat’ta Afrin’i yeniden ele geçirmek için savaşacağız.

Suriye Demokratik Güçleri 10 Ekim 2015 yılında kurulduğunu ilan etti. Bize bu yapının iskeletini ve maaşlarını kimin ödediğini açıklayabilir misiniz?

-Bu örgütü inşa ettiğimizde sınırlarımız sadece Kürdistan Batı bölgesindeydi şimdi sınırlarımız Fırat sularına ulaştı. Bugün, Suriye topraklarının yüzde 30’undan fazlasını kontrol ediyoruz. Buralarda bölgelerimizin özgürleşmesine katılan Arapların artışıyla güçlerimizin sayısı önemli ölçüde arttı.

Savaşçılarımızın sayısı 60 bine ulaşarak bu bölgeyi koruyan yasal bir güç haline geldi. Askeri hiyerarşi beş kişilik yüksek heyetten oluşuyor. Bunların ikisi kadın örgütlenmesi olan YPJ’den. Askeri Meclisimiz ise bölgelerinin sözlüğünü yapan 30 askeri liderden oluşuyor. İlaveten her bölgenin askeri bir meclisi de var. Biz bu bölgeleri şöyle adlandırıyoruz: Doğu, Cezire, Tabka ve Rakka ve Deyr-i Zor bölgeleri.

Maaşınızla ilgili sorunuzun ikinci kısmına gelince, onları yerel yönetimlerin savunma organlarından alıyoruz. Koalisyon ise Deyr-i Zor askeri konseyinin maaşlarının bir kısmını ve Menbiç askeri konseyinin ve Rakka meclisinin maaşlarını ödüyor.

Koalisyon ve ABD tarafından görevlendirilen sınır muhafızları konuşlandırıldı mı? Kaç tane? Nerede bulunuyorlar?

-Evet 30 bin sınır muhafızı konuşlandırıldı. Kuzeyde Türkiye sınırına yerleştirildiler. Yine Suriye’nin kuzeyinde DEAŞ’ın bulunduğu Irak sınırında ve rejim kontrolü altındaki güney sınırı boyunca konuşlandırıldılar.

Saflarınızdaki Arap savaşçıların oranı nedir?

-Bugün Araplar kuvvetlerimizin yarısını oluşturuyorlar. Bölgelere göre dağılım gösteriyorlar. Arapların çoğunlukta olduğu bölgelerde Arap kuvvetlerimiz var. Kürt çoğunluğu olan bölgelerimiz içinde aynı şey geçerli.

Fırat nehrinin kuzey kıyısında bulunan DEAŞ militanları nerede konuşlanıyor?

-DEAŞ unsurları şu anda Lübnan’ın büyüklüğüne denk gelen yaklaşık 10 bin kilometrekarelik bir alanı kontrol ediyor, Hasaka eyaletindeki hulk ve Dichisha’nın güneyinden, Suriye-Irak sınırı boyunca Fırat’a kadar uzanıyor ve hala bir tehdit oluşturuyor. Haseke’deki el-Hevl’in güneyinden Irak- Suriye sınırına bitişik Fırat sularına kadar uzanarak hala bir tehdit oluşturuyor.

Size göre neden DEAŞ tam olarak çökertilemedi?

-Türkiye Suriye’deki ajandasını gerçekleştirmek için DEAŞ ve unsurlarıyla ilişki içinde. Örgüt unsurları Suriye’de Türkiye’nin ajandasını uygulamak için vekalet savaşı yürütüyor. Türkiye Menbiç ve bizim hakimiyetimizdeki Kürt bölgelerine yönelik tehditlerinde DEAŞ unsurlarını kullanacaktır.