Şehitlerin İntikamı: Irak’ta DEAŞ’a karşı yeni operasyon

Irak kuvvetleri ve terör örgütü DEAŞ arasında son dönemdeki çatışmalar, karşılıklı misillemelere dönüştü. Güvenlik güçleri önceki gün Diyala, Kerkük ve Selahaddin kentleri arasındaki bölgelerde terör örgütü unsurlarına yönelik “Şehitlerin İntikamı” adlı geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. &#8

Şehitlerin İntikamı: Irak’ta DEAŞ’a karşı yeni operasyon

Irak kuvvetleri ve terör örgütü DEAŞ arasında son dönemdeki çatışmalar, karşılıklı misillemelere dönüştü. Güvenlik güçleri önceki gün Diyala, Kerkük ve Selahaddin kentleri arasındaki bölgelerde terör örgütü unsurlarına yönelik “Şehitlerin İntikamı” adlı geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı.

“Şehitlerin İntikamı” operasyonu adını, Kerkük-Bağdat yolunda, Anbar ve Kerbela kentlerinden 8 Iraklı güvenlik mensubunun DEAŞ tarafından kaçırılıp öldürülmesinden alıyor.

Güvenlik Bilgi Merkezi, geçtiğimiz dönemde de benzer olayların yaşandığı Kerkük-Bağdat yolunda güvenliği sağlamak için çalışma yapılmasına ilişkin bildiri yayınladı. Açıklamada, “Ordu, federal polis, Hızlı Tepki Birimi, Halk Seferberlik Güçleri, Peşmerge güçleri, Diyala ve Selahaddin güvenlik kuvvetlerinin katıldığı operasyon, Irak Hava Kuvvetleri ve Washington öncülüğündeki Uluslararası koalisyonun hava kuvvetlerinin desteğiyle gerçekleştirilmesi ve Diyala-Kerkük arasındaki alanların (Hemrin sıradağları) temizlenmesinin hedeflendiği” belirtildi.

Terör örgütü sahte kontrol noktaları kuruyor

Öte yandan DAEŞ örgütü, önceki gece de düğünden dönen bir aileden 8 kişiyi kaçırıp öldürdü. Bir güvenlik kaynağından aktarılan bilgilere göre, terör örgütüne bağlı silahlı bir grup, Bakuba ve başkent Bağdat arasındaki yolda sahte bir kontrol noktası oluşturdu. Önceki gece, bu noktada aralarında çocuklar ve kadınların da bulunduğu bir minibüsteki 8 kişiyi kaçırdı. Kaynak, örgütün erkekleri öldürdüğünü ve cansız bedenlerini olayın gerçekleştiği yerin yakınlarındaki bir köye attıklarını belirtti. Örgüt, kadın ve çocukların cansız bedenlerini ise yolun üzerine attı.

Geçen yılın sonunda Irak, örgütün lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin “İslami Hilafet” veya “Irak ve Şam İslami Devleti” olarak nitelendirdiği, basında ise “DEAŞ” olarak kısaltılan örgütün kuruluşunu ilan etmesinden üç yıl sonra, örgütün ortadan kaldırıldığını duyurmuştu.

El-İbadi: Kalan DEAŞ unsurlarını da bulup, onları kendi deliklerinde öldüreceğiz

Ancak örgütün Şubat ayından bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlardaki artış ile Ninova, Kerkük ve Diyala illerinin farklı alanlarında birçok operasyon gerçekleştirmesinin ardından Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, Haziran ayında “Terörün kalan hücrelerini takip edeceğiz ve onları kendi deliklerinde öldüreceğiz. Onları her yerde, dağlarda ve çölde kovalayacağız” diyerek Irak genelindeki DEAŞ unsurları üzerindeki baskıyı yineledi.

El-Samidi: Çözüm, halkın kısmi silahlandırılmasında yatıyor

Öte yandan Bağdat’ın 65 kilometre kuzeydoğusundaki Diyala’dan iki siyasetçi, İbrahim el-Samidi ile Salah el-Cuburi, örgütün bölgelerde sebep olduğu zorlukların derecesinin ve sayılarının artması ile birlikte birçok alanda sahte kontrol noktaları kurmasına ilişkin sorunları Şarku’l Avsat’a değerlendirdi.

Siyasetçi İbrahim el-Samidi, “Bugün örgütün faaliyetlerinin çoğunu yürüttüğü alanlar, uzak bölgelerdir ve güvenlik güçleri, sayılarını 3 katına çıkarsa bile koruma sağlayamıyor. Çünkü sadece herhangi bir bölgedeki askeri güçlerin artmasıyla güvenlik sağlanamaz” açıklamasında bulundu.

Irak güvenlik güçlerinin DEAŞ saldırılarına maruz kalan bölgeleri koruma tarzını da eleştiren el-Samidi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çözüm, bu alanlardaki halkın ‘kısmi silahlandırılmasında’ yatar. Tehdit altındaki köylerin her biri için ‘hafif ve orta düzeyde silahların sağlanması’ yoluyla bölge sakinleri örgütün saldırılarına karşı koyabilir. Ayrıca bölgede güvenliğinin sağlanması için aşiret liderlerinin silahlandırılması ve küçük yerleşim alanları sağlanmasıyla halk ile ittifak ettirilebilir.”

El-Cuburi: Hava gücü, istihbarat faaliyetleri ve bölge halkının silahlandırılmasına ihtiyaç var

Öte yandan, eski Diyala Milletvekili Salah el-Cuburi ise şunları söyledi:

“Sahte kontrollerin ve güvenlik ihlallerinin olduğu Selahaddin ile Diyala arasındaki bölgelerde (Hemrin sıradağlarının bulunduğu alanlarda), güvenlik boşluğu var. Bir komuta birimi veya kontrol noktasının eksikliği duyuluyor. Farklı komutanların varlığı (her birinin farklı davranışı), güvenlik zafiyetine neden oluyor. Burada neredeyse hiçbir güvenlik varlığı yok. DAEŞ örgütü çoğu zaman böyle zayıf noktalardan yararlanıyor. Bu sayede o bölgelerin kontrolünü ele geçirip daha önemli hedeflere ulaşmak için buraları basamak olarak kullanıyor.”

El-Cuburi, mevcut askeri operasyonlara da değindi. Arazi kazanımı söz konusu olmadığı sürece bu operasyonların, tarama operasyonlarından ibaret olacağını vurguladı. Stratejik alanları ele geçirmek için büyük çaba sarfetmek zorunda olduklarını belirten Salah el-Cuburi, bölge halkını da korumaları gerektiğini söyledi.

El-Cuburi sözlerini şöyle tamamladı:

“Operasyonlar, bölgeyi kontrol etmeye yönelik değil, tarama amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu sebeple, istihbarat faaliyetlerine ve bölge halkının silahlandırılmasına ihtiyaç duyuyoruz. Bu da sağlıklı bir yöntem değil. DEAŞ teröristlerinin tespit edilmesi için hafif silahların yanı sıra hava gücüne ihtiyaç var.”