Sina’daki kabileler terörle mücadele için Kahire’den destek bekliyor
Mısır’da Sina Yarımadası’ndaki Ariş kentinin 40 kilometre batısındaki Ravza Camii’nde önce bir bombanın patlaması ardından da saldırganların Cuma Namazı’na gelenlere ateş açmasına yönelik soruşturma sürüyor. Resmi makamlara göre aralarında çocukların da bulunduğu 305’ten fazla kişi
Mısır’da Sina Yarımadası’ndaki Ariş kentinin 40 kilometre batısındaki Ravza Camii’nde önce bir bombanın patlaması ardından da saldırganların Cuma Namazı’na gelenlere ateş açmasına yönelik soruşturma sürüyor. Resmi makamlara göre aralarında çocukların da bulunduğu 305’ten fazla kişinin katledildiği saldırının failler halen yakalanamadı.
Kuzey Sina Kabileler Birliği’nden yapılan son açıklamada DEAŞ militanlarının saldırı tehdidinin devam ettiği belirtildi. Birlik, DEAŞ’ın gerçekleştirdiği katliama yönelik yaptıkları duyuruda bölgedeki tüm teröristleri “öldürme ve imha etme”ye and içtiğini kaydetti. Duyuruda şu ifadeler kullanıldı:
“Son zamanlarda eşi benzeri görülmemiş bir terör saldırısı ile karşılaştık. Bu saldırının faillerini yakalamak için çalışıyoruz. Sina kabilelerinin teröristlerle yüzleşme sürecinde silahlı kuvvetler ve polise destek vermeye devam edeceğiz.”
Resmi kaynaklar, güvenlik güçleri ile kabileler arasındaki toplantılarda işbirliğinin temellerinin ve biçimlerinin istişare edildiğini doğruldı. Aşiret kaynakları, Şarku’l Avsat’a kabilelerin çatışmaya girmelerinin zor olduğunu açıkladı ve işbirliğinden önce yerine getirilmesi gereken talepler olduğuna dikkati çekti. Bölge halkının yaşadığı sorunların çözümü için devletin müdahalesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Kuzey Sina Kabileler Birliği’nin duyurusu, kabilelerin terör örgütleri karşısında kendi kontrol alanları içinde başarılı olup olamayacağına ilişkin soru işaretleri oluşmasına neden oldu. Kabile liderleri ise terörizm karşısında kabilelere güvenilmesi gerektiğinin altını çizdi. Saha kontrolünün zorluğu ve gençler arasında silahlanma gibi endişelerin söz konusu olmadığını hatırlatan liderler, Kabileler Birliği’nin teröristlerle savaşında şu ana kadar hedeflenenin başarılamadığını kabul etti.
Birlik, 25 Ocak 2011 ayaklanmasını takiben teröristlerle şiddetli çatışmaya giren ordu ve polis güçlerine verdiği desteği teyit eden basın açıklamaları yayınladı.
Güvenlik kaynakları Reuters’e verdiği bilgide Mısırlı yetkililerin DEAŞ terör örgütünün üstesinden gelmek için yerel kabileleri teşvik ettiklerini belirtiyor.
Konuyla ilgili bir diğer açıklama da Refik Hariri Merkezi’nden Ortadoğu Uzmanı Dr. H.A. Helier tarafından yapıldı:
“Mısır ordusunda yeterince hatta fazlasıyla silah var. Ancak Sina’da bir operasyon gerçekleştirirken karşılaşılan en önemli sorun istihbarata güven konusunda yaşanıyor. Terörizm ve gerilla savaşı ile mücadele için uygulanacak stratejiye kabilelerin çok büyük oranda katılımı gerekir.”
Kaynaklar, son birkaç gün içinde artan söz konusu tartışmaların güvenlik görevlileri ile kabileler arasında, kuzey ve orta Sina’da gerçekleştirildiğini belirtti.
Güvenlik yetkilileri, radikal örgütleri yenmek için eşgüdüm ve işbirliğinin artırılması gerektiğini vurgularken bir güvenlik kaynağı konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Onlardan militanların yaşadığı, hareket ettiği alanları kontrol etmemize yardım etmelerini istedik. Çünkü her kabile kendi halkını ve bölgesin, daha iyi bilir. Onların bizimle işbirliği yapacak çok şeyleri var ancak kabilelerin kendi aralarında ihtilaflar mevcut. Bunun için her bir grupla ayrı ayrı müzakere ettik. Kabilelerin devletin sosyal hizmelerine ihtiyaçları var.”.
Kabilelerin kontrol modeli değişiyor
Siyasal Bilimler uzmanı Prof. Dr. Abdülhamid Zeyd ise göçebe kabile ve aşiret yaşam tarzına ragmen Kuzey Sina toplumunun geleneksel davranış kalıplarıın sürdüğünü ifade ediyor. Ancak Zeyd’e göre buna rağmen artık kabileler daha önce alışılmış olduğu gibi mensuplarının kararlarını kontrol edemiyor:
“Kabile büyüklerinin kanaatleri, seçimlerdeki oy tercihinde, düşman tehdidinde ve yönetim ilişkilerinde mensupların davranışlarının temelini oluştururdu. Bununla birlikte tüm bunlar son 30 yılda Kuzey Sina’da radikal grupların ortaya çıkışıyla birlikte köklü biçimde değişti. Kuzey Sina’da Sufi büyüklerinden birinin oğlu DEAŞ saflarında yer alan bir lider. Bu durum onları büyüten, yeni nesil aile bağlarının parçalanması anlamına geliyor.”
Zeyd, Ravda katliamının iddia edildiğinin aksine kentteki Tasavvufi yapılanmayı hedeflemediğini vurguladı:
“Birçok ailede babalar ve oğullar öldü. Geçim kaynaklarını kaybettiler. Kadınlar ve 5 yaşın altındaki çocuklar ailenin dayanak noktasını oluşturuyor. Bu, bölgede kalma arzusunu güçlendiriyor. Çünkü başka bir yere taşınma riski yok. Bu durum ailenin erkeklerinin yokluğunda ailenin bağını ve güvenliğini temsil ediyor.”
Göçmen işçiler
Kuzey Sina Doktorlar Birliği Başkanı Dr. Salih Selam da Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Ravza köyü yakınlarında bulunan Abd kasabasındaki en önemli sosyal etkinlik balıkçılık. Yaşam, şirketlerin bu kasabadaki tuz ticaretine bağlı” diyor.
Selam’a göre bu şirketlerin çoğalmasıyla bölgeye dışarıdan çok sayıda işçi göç etmiş durumda. Selam, Katliamda ölenlerin çoğunun bu işçiler olmasının tesadüfi olmadığını vurguluyor.
İbadet edenlerin katledilmesinin DEAŞ militanları ve sufi grupları arasındaki bir çatışmayla bağlantılı olduğu konusuna da değinen Selam, “Geçmiş yıllarda fikri anlaşmazlık sorunu yaşanmamasına rağmen, Sina’da yaklaşık 480 kişinin örgütten olmayan saldırganlarca öldürüldüğünü hatırlattı. Bazılarının ailelerinin ve ebeveynlerinin önünde katledildiğini söyleyen Selam, bu yöntemin tek nedeninin korkutma ve sindirme politikası olduğunu sözlerine ekledi. Selam “Bu baskı ve sindirme yöntemi Kuzey Sina halkının ordu ve polisle işbirliği yapmasını önledi. Teröristler Polisi, orduyu, Müslümanları hedef aldılar. Bütün bunlar belirli bir köyün hedef alındığı fikrini çürütüyor” dedi.
Kuzey Sina’daki kabileler
Kuzey Sina nüfus yapısının temel özelliklerini temsil eden dört büyük kabile bulunuyor.
Sina’daki en büyük kabile olan Savarka kabilesi mensupları Filistin topraklarındaki Gazze ve Birus Seba’dan Mısır’ın geri kalanına, özellikle yeni Vadi’ye kadar uzanan bölgede yaşıyorlar.
Ramilat Kabilesi, Gazze’den Şeyh Zuveyd’e kadar uzanan alanda yaşıyor.
Trabin kabilesinin toprakları Refah ve Şeyh Zuvaid, Arişe ve Güney Sina’ya kadar uzanıyor.
Trabin’e komşu olan Tayah kabilesi. Refah kentinde, Rumilat kabilesi dışında yaşarken il merkezlerinin geri kalan bölümlerine dağıtılan diğer küçük kabileler de bulunuyor; Filistin kökenli ailelerin oluşturduğu, örneğin Brahmin, Zearaba ve Batin, Hadayca, Senacira ve Şeyh Zuveyd bunların başında geliyor.
Ariş şehrinde, Sina’da Araişiyye adı verilen birkaç aile bulunuyor. Beyadiya, Eharisa, Davağira, Sama’na ve Akila kabileleri Batı Sina ve Bir el-Abd bölgelerinde yaşıyorlar.
Tahmini nüfusu 2013 için 419 bin 200 olarak tahmin edilen bütün bu kabileler 27 bin 564 kilometre karelik bir alanda yaşıyor. Nüfusun yüzde 86,5’inin kıyı şeridinde yaşadığı dikkati çekerken, nüfus bölge merkezi Ariş ve Kuzey Sina’nın 6 merkezi ili Bir al-Abd, Nahl, Hişna, Ariş, Şeyh Zuvaid ve Refah’a dağılmış durumda.
Kabileler Birliği
Sina kabileleri, taleplerini 2011’de bir kabile şemsiyesi altında Kahire yönetimine iletmeye çalıştılar. Refah’daki Savarka kabilesi liderleri arasında tanınmış aşiret lideri İbrahim el-Munai, Şubat 2011’de “Sina Kabileler Birliği”nin kurulmasını istedi. Milletvekili Massad Ebu Fagr, Refah’taki Rumaylat kabilesi üyesi ve aynı zamanda Birlik sözcüsü oldu. Oluşuma çok sayıda Güney ve Kuzey Sina bölgeleri lideri, tarikat şeyhi ve kanaat önderi de dahil edildi.
Birlik, ilk resmi konferansını 18 Şubat 2011’de Güney ve Kuzey Sina bölgelerindeki tüm kesimleri temsilen Güney Sina’daki Vadi Vatir bölgesinde düzenledi.
Birliğin Mısır hükümetine yaptığı en önemli öneri, bazı kabileler aleyhinde verilen tüm cezaları kaldırmak ve genel af ilan ederek Sina Yarımadası’ndaki zenginliğin yeniden bölge halkına adil biçimde dağıtılmasıydı.
Eylül 2012’de Sina merkezindeki Cufcafa köyünde 3. konferansını düzenleyen Birlik toplantısında Kuzey Sina’daki Savarka kabilesi Şeyhi Nasır Ebu Bekir, Sina halkının Sina’nın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin uzun yıllardır yağmalanmasından ve ötekileştirilmeden dolayı acı çektiğini ilan etti.
Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 3 Temmuz 2013’te görevinden uzaklaştırılmasından sonra kabile mensuplarına yönelik tutuklamalar arttı. Birliğin etkisinin zayıflaması ve sesinin devlete ulaşamaması nedeniyle faaliyeti donduruldu, Kahire’nin operasyonları bölgedeki terör gruplarının DEAŞ’a biat edince artırıldı.
Birlik’in etkisi zayıfladı
Birkaç ay önce Tarabin kabilesi, Kuzey Sina’daki nüfuz alanındaki teröristlerle doğrudan çatışmaya girdi. Örgüt kabilenin gençlerinden birini öldürdükten sonra Refah’ın güneyini de vurdu. Bu olay, kabile üyelerinin bir çoğunun ayaklanmasına ve sonrasında yeni bir Kabile Birliği oluşturmasına yol açtı. Yeni Birlik, 2015 yılında Tarabin’in oğullarından biri olan medya yetkilisi Musa el-Dalh aracılığıyla ilk bildirisini yayınladı. Hareketlerin silahlı kuvvetler bayrağı altına girdiğine dikkat çekildi. Yeni Birlik, 2014 yılında DEAŞ’a bağlanan “Ensar-ı Beytu’l Makdis” örgütüne mensup militanları kabilelere teslim olmaları yönünde uyardı.
Birlik, Ravda’da ibadet edenlerin katledilmesinden sonra bir açıklama yayınladı:
“Tekfircilerin intikamından sonra teselli yoktur ve adamlarımızın gözleri, topraklarımızın tamamı, Sina’nın topraklarında yürürken ayağa kalkana kadar kapanmayacak. Sizi öldüreceğiz. Denediğiniz ve gözlerinizle gördüğünüz gibi bizi merhametsizlikle teslim alamazsınız. Sina halkını camilerde namaz kılarken şehid edenlerin tutuşturduğu cehennem ateşi kendilerini hem bu dünyada hem de ahirette yakacak.
Sina Kabileleri Birliği’nin son iki yılda birden fazla kez duyurduğu tehditlerle birlikte Kuzey Sina’daki yerel gözlemciler DEAŞ’a karşı ilan edilen savaşı yakından takip etmeye başladı. Alborth bölgesindeki terör örgütü unsurlarıyla ilk çatışmada kaileler başarısız oldu. Tarabin kabilesi mensuplarının pusuya düşürülmesi sırasında patlayan bomba kabilenin üst düzey lideri olan Salim Lafi önderliğinde yaklaşık 11 kişinin ölmesine yol açtı.