Sisi: Kaosun nedeni ulusal devletlerin zayıflığı
Gassan Şerbil Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ulusal devlet ve kurumlarının ehemmiyetini, çözümün uluslararası kriterlere uyup kararlara saygı göstererek milisler ve müdahaleler olmaksızın doğal, ulusal devletler ve ordular kurulmasında olduğunun altını çizdi. Sisi, Şarm eş-Şeyh’de düzenlenen
Gassan Şerbil
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ulusal devlet ve kurumlarının ehemmiyetini, çözümün uluslararası kriterlere uyup kararlara saygı göstererek milisler ve müdahaleler olmaksızın doğal, ulusal devletler ve ordular kurulmasında olduğunun altını çizdi.
Sisi, Şarm eş-Şeyh’de düzenlenen ‘Dünya Gençleri Forumu’nun’ oturum arasında Şarku’l- Avsat’a verdiği röportajda, ‘Her daim birlikteyiz’ diyerek Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerine bağlı olduklarını vurguladı.
Lübnan Başbakanı Saad el- Hariri’nin istifası hakkında, “Lübnan’da istikrarın sağlanması için denge kurulması gerekli” diyerek Lübnanlıları söz konusu meseleyi ‘dış etkenlerin müdahaleleri olmaksızın çözmeye’ çözmeye çağırdı.
Filistinlilerin uzlaşmasının barış sürecine olumlu yansımasını umduğunu belirtti. ABD’nin bu söz konusu süreci ileriye taşımaya gücü yetecek olan taraf olduğunu söyleyen Sisi, Başkan Donald Trump yönetimindeki Mısır-ABD ilişkilerinin eski halini alıp daha da artmasın beklediğini ifade etti. 2011’de bu ilişkilerin bir takım baskılara maruz kaldığına işarette bulundu. İşte Sisi’nin Şarku’l Avsat’a söyledikleri…
Sayın Cumhurbaşkanı, Mısır’ın ‘Dünya Gençlik Forumu’ndan’ beklentisi nedir?
-Gelecekten konuştuğumuz zaman bu demek oluyor ki gençlerden bahsediyoruz. Gençlerle bir araya gelerek, görüşlerini, isteklerini ve endişelerini dinlemek ve bu çerçevede onlarla diyalog kurmak konusunda sürekli çabalıyoruz. Bana göre; Mısır, Libya ve Suriye’de gerçekleşen devrimlerin en önemli sebeplerinden biri de gençlerle iletişimsizlikti.
Gençlerle köprüler kurmak onları kalkınmaya dahil ederek aşırılıktan uzak tutmak ve onlara refah ve istikrar oluşumunda rol almalarını sağlamak için şarttır. Mısır hakkında konuşurken genç bir toplumdan bahsediyoruz. Mısır’ın yüzde 65’i 40 yaşın altındadır.
Birçok Mısır ilini kapsayan ve şu an deneme sürecinde bir uygulama başlattık. Söz konusu uygulama bağlamında toplantılar düzenlenmekte. Toplantılara yaklaşık bin genç katılmakta ve görüşmeler, toplumun yeni nesillerin endişelerini nelerin oluşturduğunu öğrenebilmesi için canlı olarak yayınlanmakta. Şayet sonuç harikaydı, endişeleri, umutları ve istekleri paylaşma fırsatı sağladı desem abartmış olmam. Söz konusu sonuçlar ışığında, olayı genişletme kararı aldık. Ülkemizin gençleri dünya gençlerinin bir parçası ve onlar da diğerleri gibi iş imkanları, saygın bir hayat sürmek ve ülkesinin geleceğine katkıda bulunmak istemekteler. Günümüzde, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında, gençlerin göz ardı edilmemesi gereken birçok tecrübesi var.
Mısır’ı terörizmle kimler hedef alıyor? Teröristleri destekleyen taraflar kimlerdir?
-Mısır’ı hedef alan güçler bölgeyi de hedef alıyor. Radikal örgütler ve bölgesel ülkelerin şer güçleri istikrarı bozmaya ve dengeleri altüst etmeye çalışıyor. Söz konusu saldırı ve girişimleri engellemek konusunda kararlıyız ve bu konuda irademiz sağlam. Arap devletleri olarak, ülkelerimizin bölünme girişimleri, kaos yaratılması, ekonomisi ve ilerleme fırsatlarının engellenmesine karşı ulusal güvenliğimizi ve istikrarımızı savunmak için birleşmeliyiz. Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkelerindeki kardeşlerimizin, ülkelerimizi, bölgemizi ve rolümüzü hedef alanlarla yüzleşmek için gösterdikleri çabaları birleştirebileceğine tam inanıyorum.
Hala terörü destekleyen ülkeler var mı?
-Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’deki kardeşlerimizle terörizmi; mal, silah ve medya olarak destekleyen herkese karşı tutumumuz açıktır. Diğer ülkelerin içişlerine müdahale edilmesine karşı da sağlam bir duruş sergiliyoruz.
Sanıyorum ki Katar’ı işaret ediyorsunuz?
-Taleplerimiz açık. Terörizme destek vermeyi bırakmaları, diğer ülkelerin içişlerine müdahale edilmemesi, devlet egemenliğine saygı duyulmasını talep ediyoruz. Söz konuş talepler açık ve meşrudur. Top şimdi Katar’da. Tabii ki takdir ettiğimiz Kuveyt arabuluculuğu da mevcut fakat en nihayetinde meselede belirleyici olan Katar’ın vereceği cevaptır. Ne başkalarına politika dikte etmek ne de içişlerine müdahale etmek istiyoruz. Bu neden benle benzer bir tutum sergilemelerini bekliyoruz. Bölgede barış ve istikrar istiyoruz. Bu nedenle ili politikalardan vazgeçilmeli.
Son dönemlerde Türkiye ile ilişkilerde bir miktar sakinleşme olduğunu gözlemledik.
-Dış ilişkilerimizde hiçbir zaman provokasyon ve gerilimi savunmadık. Bilakis politikamız, tanınan uluslararası normlarla işbirliği köprüleri kurmaktır. Açıkçası, Mısır kaderini diğer ülkelerin belirleyeceği küçük bir ülke değildir. Diğer ülkelerin içişlerine karışmıyor seçimlerine saygı duyuyoruz. Bu devletlerde de normal ilişkilerin mümkün olabilmesi için aynı şekilde karşılık vermelerini bekliyoruz.
Sina’da bazı güvenlik ve polis karakollarına saldırlar düzenlenmeye devam ediliyor. Bu saldırıların faillerine nasıl karşılık veriliyor?
-Bu saldırılara silahlı kuvvetlerimiz karşılık vermekte. Teröristlere ağır darbeler indirmekte. Aslında, bu eylemler Sina’da çok sınırlı bir alanda meydana gelmekte ve bölgenin yüzde 2’sini aşmamakta. Elbette, Mısır silahlı kuvvetlerinin sivillerden kayıplar neden olunmamasına dikkat etmesi gerekmekte. Söz konusu durum da bazen operasyonların aksamasına neden olmakta. Bunlar bizim halkımız; onları terörizmden kurtarmalı ve onların güvenliğini sağlamalıyız. Kesin olan, terörizmin, yaşam koşulları ve ekonomisini iyileştirip kalkındırma çabaları ve planlarını sürdüren Mısır devletinin iradesini felce uğratmayı başaramadığıdır.
Şu anki Suudi- Mısır ilişkilerini nasıl buluyorsunuz?
-Suudi Arabistan Krallığı ile iki ülke çıkarları ve Arapların ulusal güvenliği için derin ve stratejik bir ilişkiye sahibiz. Bu, aynı şekilde BAE ile olan ilişkilerimizi de güçlendirmekte. Bu nedenle, Arap ulusal güvenliğini savunmak için bir araya geldiğimizi görebilirsiniz. Samimiyetle söylüyorum ki Suudi Arabistan’daki kardeşlerimiz işleri bilgelik ve kararlılıkla yönetmekteler. Bu nedenle onlara; Her daim yanlarında olduğumuzu söylüyorum. Bu konu oldukça açık. Krallığın istikrarı, Mısır’ın istikrarı demektir. Bu durum tersi için de doğrudur. Aynı şey BAE, Bahreyn ve Kuveyt için de geçerlidir.
Son dönemde Suudi Arabistan’da yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Suudi Arabistan’da olup bitenleri büyük takdir ve saygı ile takip ediyorum. Birçok seviyede atılan dev adımlar Krallığın içinde ve dışında olumlu sonuçlar doğuracak. Bu adımları üzerinde çalışılmış ve cesur buluyorum. Gerçekten hayranlık uyandıran bir durum. Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens liderliğinde geleceğe doğru ilerliyor. Suudi yönetimi her alanda muhteşem bir yol izleyerek politik, ekonomik ve sosyal mecralarda bilgelik ve kararlılıkla hareket ediyor.
Suudi Arabistan’ın ılımlılaşma yaklaşımı, radikalizm ve nedenleriyle mücadeleye vurgu yapması, aşırılık ve radikalizm yanlılarının dini tekeline alıp manipülasyona yol açmasını engellemesi ve açılım değerleri, birlikte yaşama, ortaklık ve modernliğin altını çizmesinin tamamı iç rahatlatan tutumlardır.
Suudi Arabistan’ın Irak’a karşı tutumunun gerçekten harika olduğunu söylemek istiyorum. Bu diğerlerine, Araplar olarak beraber olduğumuzda muazzam bir güç olabileceğimiz mesajıdır. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn’deki kardeşlerimiz müdahaleler ve istikrarı bozan politikaların risklerinin farkındalar ve Arap ulusal güvenliğini güçlendirmenin önemini anlıyorlar. Suudi Arabistan yönetimi muhteşem bir denge ile deneyim ve kararlılık örneği sergiliyor. Tekrar ediyorum: Birlikte başarabiliriz.
Mısır, Suriye’deki Rus çözümüne yakın görünüyor…
-Suriye konusundaki konumumuz ve diğer krizler, dış politikamızdaki sabitelerle yönetilmekte. Biz her daim ulusal devlet ve toprak bütünlüğünün yanında, etnik veya mezhepsel nedenlerle bölme ve parçalanma girişimlerinin karşısında olduk. Bu devletlerin silahlı milisler tarafından değil, ulusal ordular tarafından korunan bir yönetime sahip olmasından yanayız. Biz, devletlerin parçalanmasına ve sonu olamayan savaşlarda boğulmaya yol açan mezhep milislerinin değil, ulusal bir devlet ve ulusal bir ordu bulunması taraftarıyız. Her devletin, herhangi bir dış hakimiyet veya denetimi altında olmaksızın kendi kararını vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Uluslararası kanunlara, devletlerin egemenliğine ve uluslararası sınırlarına saygı duyuyoruz. Bu Suriye ve diğerleri için geçerlidir.
İsrail’in Golan tepelerine yaklaşan Hizbullah ve İran’a bağlı milislerle olası bir savaştan bahsediliyor…
-Böyle bir şeyin olmamasını umuyorum. Bölgenin yaşadığı sarsıntı ve acı ona yeterlidir. Hem edinilen tecrübeler savaşların sorunlara bir çözüm olmadığı gösterdi. Askeri çözümlerin en tehlikeli yönü sonuçlarıdır. Suriye’nin yaşananlar artık yeterlidir. Egemenliğine, güvenliğine ve istikrarına ve Suriye halkının iradesine saygı duymaya çağırıyorum. Daha çok savaşa girmek sorunları çözmeyecektir. Çözüm, diyalog çatışmalarını ve devletlerin ekonomik ve sosyal sorunlarını ele almalarını sağlamaya yönelik sağlam temeller üzerine çok çaba sarf etmektir.
Libya’daki çözüm çabalarında bir ilerleme kaydedilmesin bekliyor musunuz?
-Libya’yı içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için her türlü çabayı daima destekledik. Libya’nın kendisi ve komşuları için bir tehdit unsuru olmasını istemiyoruz. Bu nedenle aralarında Dr. Gassan Selame’nin de bulunduğu uluslararası temsilcilerin çabalarını destekledik. Libya, devlet çöktüğünde ve milisler ülkeyi, bölgelerini ve servetini paylaşmak için ilerleyecek olursa neler olabileceğinin bir başka örneğidir. Libya’nın istikrarlı olmasını, bütünlüğünü korumasını istiyoruz. Libyalıların terörizm ve radikalizmden uzak bir hayat sürmesini diliyoruz. Bir kez daha söylemek gerekirse biz ulusal bir devler ve ulusal bir ordu bulunmasından yanayız.
Yemen’i içinde bulunduğu durumdan sizce ne çıkarabilir?
-Daha önce bahsettiğim kurallar bağlamında, diyalog kurulması, ülke içinde görüş birliği sağlanarak ulusal bir ordu ve devlet oluşturulması ve uluslararası anlaşmalara saygı duyularak bu durumda kurtulabilir. Devletler savaşın etkilerini gidermek için ekonomik ve sosyal sorunlarına dikkat etmelidirler. Gerçekleştirdiği operasyonlarda diğerlerinim güvenliğini istikrarsızlaştırma ve tehdit etmemeye özen göstermelidirler.
Bağdat ve Erbil arasındaki son gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Referandum öncesinde Kürtlerin özerkliğini sürdürdüğü bir Irak bütünlüğünün yanında olduğumuzu açıkça belirtmiştik. Sorunların diyalogla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Biz, Irak bütünlüğünün korunmasından ve sorunların diyalogla çözülmesi taraftarıyız.
Arap dünyasında durum göz önünde bulundurulduğunda sizi ne endişelendiriyor?
-Birlik olamayışımız beni endişelendiriyor. Söz konusu durum tek endişe kaynağım. Birlikte olduğumuz zaman; güvenliğimiz, haklarımız ve çıkarlarımızı koruyabiliriz.
Birçok Arap devleti İran’ın müdahalelerinden şikayet etmesi…
-Devletlerin iç işlerine karışan tüm dış müdahalelere, istikrarı bozma ve egemenliği ihmal etme girişimlerine karşı olduğumuz açıktır. Söylediğim gibi, bir araya gelerek, zorluklar karşısında Arap güvenliğini savunabiliriz.
Lübnan Dengesi
Lübnan yeni bir krizle karşı karşıya. Başbakan Saad el- Hariri istifa etti. İran’ı ‘Hizbullah Silahıyla’ Lübnan’ın içişlerine müdahale etmekle suçladı. Lübnan’da durumun kötüleşmesinden endişe ediyor musunuz?
-Lübnan yapısı gereği çok çeşitli ve farklı bir ülkedir. Denge, Lübnan’ın istikrarının sağlanması için olmazsa olmaz şartlardandır. Herhangi bir dış müdahaleye izin vermeksizin denge korunmalı. Ulusal devletin zayıflığının kaos ve karmaşaya yol açtığını daha önce de belirtmiştim. İnanıyorum ki daha önceki deneyimleri Lübnanlıları bizim için de çok önemli olan istikrarı sağlamaya sevk edecektir. Lübnan’ın istikrarı biz ve Arap dünyası için önemli bir husustur.
Hamas Hareketi, Filistin Uzlaşı anlaşması imzalandıktan sonra değişti mi?
-Filistinlilerin uzlaşması hayati ve Filistin halkı için önemli bir konudur. Uzlaşma çabalarını teşvik edip benimsedik ve onları salt Filistinlilerin çıkarları olarak görüyoruz. Uzlaşma sonuçlarının barış sürecine hizmet etmesini umuyoruz. Bölgenin barışa ihtiyacı var zir bu süreçte çok mal ve enerji kaybına uğradı.
ABD’nin çözüm fikirleri hakkında birçok tartışma var…
-Bu konudaki katkılarını yapabilecek tüm taraflarla birlikte çabalamaktayız. ABD’nin barış sürecini daha iyi bir aşamaya getirebilecek ana güç olduğunu düşünüyoruz. Biz Araplar, İsrail kamuoyunu barışın yararları konusunda ikna etmek için elinden geleni yapabiliriz. Mısır- İsrail ilişkileri buna delil olarak gösterilebilir. Filistin sorununun çözümü, bölgeyi yeni bir konuma getirecektir. Körfez’deki kardeşlerimiz bu konuyu kavradı.
Mısır-ABD ilişkileri, Başkan Donald Trump döneminde yeniden ısınmaya başladı mı?
-Amerika ile ilişkileri karşılıklı yararı için stratejik olarak görüyor ve istikrarını korumaya çalışıyoruz. ABD ile ilişkilerimiz 2011 yılında baskı altına girdi. Fakat Başkan Trump döneminde eski haline dönecek ve daha da artacak.
Peki ya Rusya ile ilişkileriniz?
-Dünyanın tüm ülkeleri ile iyi ilişkilere sahibiz. Rusya ve Çin ile de ilişkilerimiz iyi. Kutuplaşma dönemi sona erdi. Bugün ülkeler, ilişkilerini çeşitlendirme ve işbirliğini genişletmeyi önemsiyorlar. Bir devletle ilişkilerin iyi olması başka bir devletle ilişkilere bağlı olmak zorunda değil. Aslında, en tehlikeli düşmanımız olan terörle mücadele de dahil birçok alanda işbirliğine ihtiyacımız var. Bu nedenle, sadece güvenlik ile sınırlı değil çok kapsamlı bir strateji uygulamalıyız. Terörizmin insanlığın ilk düşmanı olduğu konusunda seslerimizi yükselttik ve uyarılarda bulunduk. Terörizm, ülkeleri yok etmek ve yok etmek için kullanılan habis bir silahtır. Bu bağlamda, Dini söylemi yenilemek ve teröristlerin dünya çapında dini kendiliğinden yok etmesini önlemek için yaptığımız çağrıyı tekrarladık. Din hoşgörü ve işbirliği mesajıdır.
Yaşam ve Ölüm Hikayesi
Sayın Cumhurbaşkanı, Etiyopya ile Nil suları konusundaki müzakereler nereye ulaştı?
-Nil suları konusu çok hayati ve hassas bir konudur. Mısır’ın çıkarlarını korumak ve başkalarının çıkarlarını anlamak temelinde mücadele ediyoruz. Nil’in bizim için hayat ya da ölüm kalım meselesi olduğunu söylersek abartmış olmayız. Söylediğim gibi konu çok hassas, oradaki işbirliğinin, tüm taraflara fayda sağlayan bir eşitlik sağlaması için gayret edilmelidir. Bu, Mısır’ın bu konudaki politikasının özüdür.
Gençlerin rolünün altını çiziyorsunuz. Peki genç kızların yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Gençlerin iddialı ve gençlerden umutlu olduğumuzu söylüyorum. Herkesin bu konudaki maksadımı anlamasını umuyorum.
Önümüzdeki yıl başkanlık seçimlerinin yapılması bekleniyor. İkinci kez devletin başına gelmeniz için adaylığınızı koymaya çağıran taraflar var. Karar verdiniz mi?
-Ben bu halkın evladıyım. Her çabanın Mısır için, güvenlik ve istikrarı için yapılması gerektiği ve halkının doğal bir şekilde yaşamasının temin edilmesi üzerine yetiştirildim. Bu insanların hakkıdır. Çalışmam ve çabalamam gerekmekte.
Söz konusu karar benim vereceği bir karar değil. Her zaman nihai kararın halkın karar olduğuna inandım. Devam etmemi istese de istemese de halkın kararına müdahale edemem. Bu konudaki karar halka ait.
Hayatınızda yaşadığınız en zor an nedir?
-Vatanın tehlikede olduğunu, insanların güvenliğinin tehlikede olduğunu ve geleceklerinin tehdit edildiğini hissettiğim an. Bu benim için en zor andır.
Verdiğini en zor karar nedir? Haziran ayında olayların seyrini değiştirme kararı mıydı?
-En zor kararım cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyma kararıydı. En zoru diyorum, çünkü Mısır’ın karşı kaşıya kaldığı zorlukların ve Mısır halkının yüklendiği yüklerin boyutunu bilemiyordum.
Size suikast yapmak için hazırlanmış herhangi bir plan ortaya çıktı mı?
-Bu konularda genellikle konuşmayız. Bu soruya cevabım, hayatımızı Rabbimizin yazdığı kadar yaşarız.
General Charles de Gaulle, Şevki ve Ümmü Gülsüm
Geçen yüzyılın tarihi şahsiyetler arasından hayran olduğunuz kişi kimdir?
-Aslına bakarsan General Charles de Gaulle’e hayranım. Hayatını ülkesinin hizmetinde bir asker olarak yaşadı ve Fransa’nın çıkarlarını her şeyin üzerinde tuttu.
Şairlerden kimi seversiniz?
-Mısır büyük yazarlar ve şairler açısından zengin bir ülke. Benim için ilk sırada Ahmed Şevki gelmekte.
Şarkıcılardan kim peki?
-Bu konuda neslimin çocuğuyum. Ben muazzam sanat zenginliğimiz Ümmü Gülsüm ve Abdulhalim Hafız’ı severim. Aslında, Mısır büyük sanatsal deneyimler yaşamıştır. Kültürel ve sanatsal atmosfere giren ve entegre olan pek çok Arap sanatçısı için bir mıknatıs olmuştur.
Hangi rengi tercih edersiniz?
-Koyu renkleri sevmem.